Türkiye’de yaşayan herkesin 1 Mayıs ile ilgili iyi ve kötü anıları var. 1976’da kitlesel olarak yapılan ilk kutlamalar ve 1977’de katliama dönüşen gösteriler yaşandığında olanları hatırlayacak yaşta değildim.
Sonrasındaki gelişmeler, DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in konuşması sırasında kalabalığa ateş açılması sonucunda 41 kişinin yaşamını yitirdiği ve yüzlerce insanın yaralandığı o katliamın, Türkiye’nin zifiri bir karanlığa doğru çekilişinin işareti olduğunu kanıtlıyor.
AKP döneminde 2009’da “Emek ve Dayanışma Günü” adıyla yeniden resmi tatil ilan edilen 1 Mayıs’ı 2010, 2011 ve 2012’de Taksim’de kimsenin burnu bile kanamadan dayanışma içinde kutladık. Ne var ki 2013’te keyfi bir kararla, Taksim yine 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı. O günden beri her yıl 1 Mayıs’ın nerede kutlanacağı tartışılır oldu ve bu yüzden işçi örgütleri arasında ayrışmalar tetiklendi.
Anayasa Mahkemesi, 15 Aralık 2023’te Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının anayasal bir hak olduğunu net olarak ortaya koymuş olsa da iktidar bu konuda da anayasayı çiğnemeye devam ediyor!
2024 VE 2025’TE YAŞANANLARI UNUTMADIK
2024’te DİSK, KESK, TMMOB, TTB VE TDB gibi örgütlerden oluşan Tertip Komitesi’nin aldığı kararla Taksim Meydanı için çağrı yapılmış ve ana muhalefet partisi CHP de buna destek vermişti. Ancak o sabah Saraçhane’de toplandığımızda hissettiğimiz hayal kırıklığı ve öfke büyük olmuştu.
Otobüslerin üzerinde kısa bir açıklama yapıp arabalarına binip uzaklaşan siyasetçilerin ardından, DİSK otobüsünden eylemin sona erdiği duyurulmuş, alanda koordinasyon sağlanamayınca kitle dağılmış, bir grup ise Taksim’e çıkmak üzere Bozdoğan Kemeri’ne yüklenince her zamanki gibi bibergazı ve tazyikli su devreye girmişti.
2025’te ise Tertip Komitesi, açılım sürecinde iktidarla arasını bozmak istemeyen DEM Parti’nin etkisinde kaldı ve kutlamaların Kadıköy’de yapılacağı duyuruldu. Sonunda hepimizin tanık olduğu gibi düzen siyasetinin şovuna dönüşen, ideolojik netlikten yoksun, etkisiz konuşmaların yapıldığı coşkusuz bir miting oldu.
İşçi sınıfının açlığa mahkûm edildiği bir ülkede yan yana dizilen siyasetçilerin, yüzlerinde tuhaf bir sırıtma ile çalan şarkılara müsamere izler gibi eşlik ettiğini de gördük.
GEREKEN DERS FAZLASIYLA ALINDI
Bu yıl Tertip Komitesi yine Kadıköy’e yönlendirdi. CHP, DEM Parti, SOL Parti, Emek Partisi ve Türkiye Komünist Hareketi de Kadıköy’de olacaklarını duyurdular. TİP ve Devrim Partisi, İstanbul’da Taksim için çağrı yaptı.
TÜRK-İŞ, kutlamalar için Edirne’yi merkez olarak açıklarken isteyen sendikaların İstanbul mitingine katılabileceğini söyledi. HAK-İŞ ise merkezi kutlama yeri olarak Bursa’yı belirledi. Kuşkusuz her iki ilde de kutlama yapılmalı ama belli ki iki sendika da bu yolla İstanbul’daki sorumluluktan kaçındı.
TKP ise Taksim’in 1 Mayıs Alanı olarak işçi sınıfına açılması için sürdürülen mücadelenin parçası olduğunu belirtti ancak 1 Mayıs’ın bir alan inatlaşmasına indirgenmesinin iktidarların işine yaradığına dikkat çekti. Yapılan açıklamada, Türkiye’nin devrimci, yurtsever, cumhuriyetçi birikimine sahip çıkanlar, İstanbul’da Kartal, Ankara’da Anıtpark, İzmir’de Karşıyaka Demokrasi Meydanı ve Adana’da İller Bankası Kavşağı’nda buluşmaya çağrıldı.
TKP’nin, “Taksim kararlılığı”nın ancak işçi sınıfının bu talebin karşısında durulamayacak bir siyasal ve toplumsal ağırlık kazanmasıyla olanaklı olacağına ilişkin tespiti, gerçeğin ifadesidir. Bu sağlanamadığı sürece ne kitlesel 1 Mayıs kutlaması olur ne de sosyalizmin yolu açılır!
Aylardır maaş alamayan ve açlık grevine başlayan maden işçilerinin gözaltına alınıp tartaklandığı bugünkü Türkiye’de birlik görüntüsü yine başka bahara kalsa da EMEĞİN HAKKI İÇİN MÜCADELEYE DEVAM diyerek 1 Mayıs’ta meydanlarda olacağız!