Savrulurken oradan oraya...

Savrulurken oradan oraya...

26.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bir ülke düşünün.

Akıl, bilimin kapısından kovulmuş, yerini hurafeye bırakmış. Eğitimin, bilginin önüne dini referansları koymuş. Okul cinayetlerine karşı çare diye dua etmeyi önermiş. TÜBİTAK gibi bir kurumun, “yağmur duası”, “kurşun dökme”ye kaynak ayırdığı bir ülke. Üstelik burada desteklenmeyen projeler yurtdışında ödül kazanırken...

Bir sahne düşünün.

Müjdat Gezen gibi bir sanatçının yer aldığı oyunda, organizasyon denen şey çökmüş, seyirci sahneye fırlamış, tiyatro dediğimiz o yüce alan bir panayır görüntüsüne dönüşmüş. Hoyratlık, liyakatsizlik diz boyu.

Bir memleket düşünün.

Kuruyan dere yataklarında, boşalan barajlarda kadın cesetleri ortaya çıkıyor.

Bir yanda “Kadını koruyoruz” nutukları, öte yanda toprağın altından çıkan suskun çığlıklar…

Bir ülke düşünün.

İşçiler... Aç. Çıplak. Hak arıyorlar. Ve karşılarında cop, gaz, gözaltı... Ekonomi sermayeden yana. Emniyet ve güvenlik güçleri sermayeden yana. Vicdan hiç yok, varsa da sermayeden yana.

Bu tablo tesadüf değil. Bu bir düzen. Akıl dışlandığında, bilim aşağılandığında, sanat değersizleştirildiğinde, emek düşmanlaştırıldığında, sonuç yalnızca çürüme değildir, çöküştür. Hiçbir çöküş kendiliğinden bitmez. Hiçbir çürüme, kendiliğinden durmaz. Ancak dirençle, mücadeleyle kesilir.

NE YAPACAĞIZ?

Önce adını koyacağız: Başta hukuksuzluk olmak üzere, yaşadığımız, “aklın sistemli tasfiyesi” karşısında sadece Özgür Özel ve kimi muhalif milletvekillerinin canhıraş çabası değil, tüm seçilmişlerin sorumluluk alması, mücadeleye katılması gerekir.

Korkuyu tanıyoruz, biliyoruz. Korku bulaşıcıdır. Ama cesaret de öyle. Bir kişi konuştuğunda yalnızdır. Yüz kişi konuştuğunda ihtimal başlar. Binler, milyonlar konuştuğunda tarih değişir.

Dayanışmayı büyüteceğiz: İşçi yalnız kalmayacak. Sanatçı yalnız kalmayacak. Bilim insanı yalnız kalmayacak. Yan yana geleceğiz. Ve unutmayacağız. Yapılanları unutmayacağız ki tekrarlanmasın. Unutmayacağız ki, bir daha “Acaba yarın hangi CHP’li belediyeye, hangi gazeteciye operasyon yapılacak” diye kahrolmayalım. Bu düzen, korkanların değil; susmayanların yıkacağı bir düzendir.

GAZETEMİZ-EDEBİYAT-SANAT  

Bugün pazar. Kimi güzelliklerden söz etmesem olmaz:

Doğrusu güzellikler deyince bu hafta gazetemiz Cumhuriyet’in ön ayak olduğu sanatsal kültürel etkinlikler aklıma geliyor. İltimas geçmiyorum, gerçekten demokrasi yolunda sanat ve kültüre eşsiz bir çaba ve emek verilmekte. Hem dolu dolu geçen bir edebiyat buluşması hem de çarpıcı bir karikatür sergisi yaşadık. Bunlar için yazarlarımız Işık Kansu ve Güven Baykan’a, ayrıca Kadıköy Belediyesi Kültür Müdürlüğü Genel Sanat Yönetmeni Ömür Kurt’a teşekkürler.

Cumhuriyet Kitapları ve Kadıköy Belediyesi “Roman ve Öykü Günleri” düzenlendi. Bu yılın onur konukları iki usta yazar, Işıl Özgentürk ve Sadık Aslankara’ydı. Prof. Aysu Erden, Aslankara’yı akademik bir yaklaşımla; ben ise çılgın arkadaşım Işıl’ı kişiliği ve yazın hayatımızdaki yeriyle anlattım. Dinleyiciler mutluydu. Biz de öyle!

Alan Kadıköy’de ise heyecan verici bir sergi açıldı: “Cumhuriyet Karikatürcüleri” sergisi. İnsana şaşkınlık verecek bir nitelikte. 102 yıl boyunca kimler gelmiş kimler geçmiş bu sayfalardan...

Ramiz, Cemal Nadir, Ali Ulvi, Ferruh Doğan, Turhan Selçuk, Ercüment Kalmık, Nezih Danyal, Mim Uykusuz’dan Semih Poroy, Tan Oral, Musa Kart, Kamil Masaracı, Behiç Ak’a uzanan sayısız ustadan ülkemin oradan oraya savruluşunu karikatür sanatı aracılığıyla izliyoruz.

Serginin en şaşırtıcı yanı politikadan toplumsal bilince; Atatürk, laiklik, demokrasi tutkusundan çevre sorunlarına yaşamın her ama her alanına dokunulmuş olması. Bu fırsat kolay kolay ele geçmez. Ülkenin karikatür tarihini mutlak görün!

Haftanın bence en büyülü olayı da Beşiktaş Deniz Müzesi’ndeki “Dünyanın En Güzel Trioları” konseriydi. (Yerim bitti. Instagram’da okuyun: zeyneporal1) Biz ölümlü izleyicilere muhteşem bir ziyafet çeken, Arseniya Sibilyova (keman), Nazlı Erdoğan (viyola), Tatyana Boyarina (çello) ve Andrey Pisarev (piyano) ve bu konserleri sadece bilet satışları ve tek tük sponsorla tek başına gerçekleştiren Hakan Erdoğan’a teşekkürler.