Aylardır iddianamesiz yatan Hasan Akgün’ün çığlığı
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

Aylardır iddianamesiz yatan Hasan Akgün’ün çığlığı

26.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün bir mektup gönderdi. Evet Silivri’de yargılamalar başladı ama Hasan Akgün hariç. Bir mektup gönderdi, özetleyerek paylaşıyorum.

***

Bu satırları Silivri’de, dört duvar arasında, bir hücrenin içinden yazıyorum. Neredeyse 11 aydır özgürlüğümden mahrum bırakılıyorum. Ve ben hâlâ ne ile suçlandığımı bilmiyorum. Ortada bir iddianame yok.

Ama ortada bir gerçek var: Yarım asrı aşkın emeğim, bir ömürlük hizmetim, yaklaşık 11 aydır bir hücrede tutuluyor. Soruyorum: Adalet bu mudur? Bir insan, suçunu bilmeden aylarca tutsak edilir mi?

***

Ben bu ülkenin evladıyım. Trabzon Araklı’da doğdum. Rahmetli annem bana şunu öğretti: “İnsana hizmet, en büyük onurdur!”

18 yaşında, İstanbul’da Yeşilköy 50. Yıl Lisesi’ni bitirmiş genç bir delikanlı olarak belediyede numarataj işinde çalışmaya başladım. Aradan yarım asrı aşkın zaman geçti. Bu süre boyunca bir gün bile halktan kopmadım. Bir gün bile insandan, hizmet etmekten vazgeçmedim.

1986 yılında dönemin başbakanı merhum Turgut Özal dedi ki:

“Burası, Büyükçekmece ilçe olmalı.” Biz o sözü bir devlet görevi olarak aldık. Gece gündüz çalıştık. Ve 1988’de Büyükçekmece’yi ilçe yaptık.

1994 yılında aday olduğumda, “Foseptik kokulu değil, çam kokulu bir Büyükçekmece” sözü verdik. Ve yaptık! 40 yıldır çözülemeyen altyapı sorununu 18 ayda çözdük. Gücümüzü halkımızın sarsılmaz duasından ve Büyük Atatürk’ün “kimsesizlerin kimsesi” olarak tarif ettiği Cumhuriyetimizin kurucu iradesinden aldık. Şehircilik doktoramı İstanbul Üniversitesi’nde yaptım. Şehrimi hiçbir zaman ranta teslim etmedim. Betona teslim etmedim. Belki de asıl mesele budur. Bugün bir hücredeyim. Ailemden, sevdiklerimden, Büyükçekmece’mden uzaktayım.

***

23 yıl boyunca Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde en kıdemli Türk delegasyon üyesi olarak ülkemi onurla temsil ettim. 50 yılı aşkın belediyecilik tecrübemle yerel yönetimler üzerine toplamda 12 kitap yazdım ve hâlâ hücremde yazmaya devam ediyorum.

Bizim bir sözümüz var: Büyükçekmece’yi yarının da en yaşanabilir kentlerinden biri yapmak. Bir kenti gerçekten büyüten şey bilimdir, sanattır, kültürdür ve o kentin mutlu insanlarıdır.

Avrupa’nın yedi farklı şehrinin mimari dokusunu yansıtan yaşam alanlarıyla Büyükçekmece adeta bir açık hava müzesi haline geldi. İstanbul’un kesintisiz en uzun sahillerinden biri olan Kordonboyu ve aynı zamanda Avrupa standartlarında olan bisiklet yoluyla vatandaşlarımıza eşsiz bir yaşam alanı kazandırdık. Türkiye’de bir ilk olan ve dünyada yalnızca Montreal ve Mexico City’de bulunan Kentsel Şart uygulamasının üçüncü örneğini Büyükçekmece’de hayata geçirdik.

Katılımcı belediyecilik anlayışıyla projelerin ve bütçenin halkın doğrudan katılımıyla şekillendiği 2050 Vizyonu’nu hazırladık. Böylece bir ilçe belediyesi tarafından hazırlanan en kapsamlı gelecek planlarından birini ortaya koyduk, Bugün Büyükçekmece’de kişi başına düşen yeşil alan: 120 metrekareden fazla. İstanbul ortalaması yaklaşık 7-8 metrekare. Kentsel dönüşümün yüzde 70’ini tamamladık. Ama biz dönüşümü rant için değil, insanımızın can güvenliği için yaptık.

***

1999’dan bu yana ilçemizde ve ilçe sınırlarının dışında 36’dan fazla okul yaptık. Rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel bana dedi ki: “Sen okulcu Hasan’sın.”

Bu söz benim için bir ömrün özeti. Çünkü ülkeyi ayakta tutan beton değil, eğitimdir. TÜYAP burada yükseldi. Hayalini kurduğum TV Kulesi burada yükseldi. Hayallerim hiçbir zaman rant olmadı, hep insan oldu.

26 yıldır süren festivalimiz... 11 kez dünyanın en iyi festivali seçildi. Yüzlerce ülkeden binlerce sanat elçisi bu şehirde, Büyükçekmece’de buluştu. Çünkü dedik ki: Sanat birleştirir. Kültür barıştırır. Sevgi yaşatır.

***

Şimdi soruyorum: Benim suçum ne? 35’ten fazla okul yapmak mı?

25’ten fazla kamu binası kazandırmak mı? Cami, cemevi ve ibadethane yapmak mı? Vatandaşın önce can güvenliğini düşünüp bir kenti depreme hazırlamak mı? Yoksa... Ranta teslim olmayan bir belediye başkanı olmak mı? İnsanı merkeze alan sosyal belediyeciliği savunmak mı?

500’den fazla denetimden geçtim. Kendi kendimi denetlettirdim. Bugün bir hücredeyim. Ama şunu herkes bilsin: Benim vicdanım özgür, başım dik.

***

Son kez soruyorum: Neredeyse 11 aya yakın iddianamesi bile yazılmamış bir insan neden tutsaktır? Yüce Allah buyuruyor ki: “Adaletten ayrılmayın.” Ben de sadece adalet istiyorum! Yedi kez üst üste halkın oyuyla seçilmiş, ömrünü halka hizmete adamış bir belediye başkanı olarak soruyorum: Halkın iradesi mi yargılanıyor? Yoksa hizmet mi cezalandırılıyor?

Ben kaçmadım, saklanmadım. Hesap vermekten hiçbir zaman sakınmadım.

Dr. Hasan Akgün

Büyükçekmece Belediye Başkanı

Silivri