Araçsallaştırılan yargı - Dr. Enver Kumbasar
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Araçsallaştırılan yargı - Dr. Enver Kumbasar

08.11.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Marksist öğretide hukuk bir üst yapı kurumu olarak nitelendirilmekle birlikte, hukuk ile ekonomik düzen arasında diyalektik bir ilişkinin olduğu da açıktır. Devletler hukuk aracılığıyla hukuku kullanarak ekonomik düzene, toplumsal ve siyasal yapılara, insan ilişkilerine yön verebilmektedir. 

Bu durum hukukun düzen işlevinin de doğal sonucudur. Buradan hareketle dünyada ve ülkemizdeki gelişmeler ışığında, ekonomik düzen ile yönetim, hukuk ve yargı arasındaki ilişkiye, bu ilişkideki hukukun payına kısaca değinmeye çalışacağız.

Yetmişli yılların sonundan itibaren dünyada Milton Friedman’ın düşünsel öncülüğünü yaptığı parasalcı, küreselci, neoliberal ekonomik politikalar egemen olmaya başladı. Devam eden yıllarda ortaya çıkan Samuel Huntington’ın uygarlıklar çatışması ile Firancis Fukuyama’nın tarihin sonu tezleri neoliberalizmin adeta ideolojisi haline geldi. 

NEOLİBERALİZMİN YIKICILIĞI

Seksenli yıllardan itibaren dünyada egemen olan neoliberal yeni kapitalist düzen ile kamusalcı/karma ekonomik sistem yerini serbest piyasa ve özelleştirmelere bıraktı. Bu sürecin hızlanmasında ve yerleşmesinde sosyalist sistemlerin reel politik olarak çökmesinin sağladığı kolaylaştırıcı etki de göz ardı edilemez. 

Geçen yarım yüzyıllık süreçte bazı ülkelerde görece ekonomik sıçramalar yaşanmasına karşın neoliberal kapitalist düzen ülkelere ve toplumlara huzur getirmedi. 

Neoliberal kapitalist düzen, küresel ve yerel düzeyde büyük ekonomik bunalımların yaşanmasına, kuzey güney gelir uçurumunun artmasına, çalışan sınıfların yoksullaşmasına, sosyal devletin neredeyse yok edilmesine, dolayısıyla insanların mutsuz olmasına yol açtı. İddia edildiğinin aksine tarihin sonu gelmediği gibi, ulus devletler de ortadan kalkmadı. Tam tersi yeni düzen, mikro milliyetçilikleri tetikleyerek dinsel/mezhepsel ve etnik çatışmalara, bölgesel savaşlara yol açtı. Dahası evrensel bir terör dalgasının yaşanmasını neden oldu. 

ARTAN BASKI  

Neoliberalizm olarak adlandırılan bu yeni kapitalist düzene karşı dünyanın çeşitli ülkelerinde toplumsal direniş hareketleri yükseldi. Direniş hareketleri şiddetle bastırıldı. 

Hukuk kullanılarak özgürlüklerin kısıtlanması yoluna gidildi. Düşman ceza hukuku uygulamaları sıkça görüldü. ABD, İngiltere, Fransa gibi en gelişmiş demokrasinin yaşandığı kabul edilen ülkelerde bile terör ve direnişler gerekçe gösterilerek özgürlük/güvenlik dengesinde özgürlük alanını daraltan düzenlemelerin yapılmasının önü açıldı. 

Ekonomik bunalımların, terörün, çatışmaların, direnişlerin yaygınlaşması birçok ülkede yönetimlerin siyasal olarak otoriterleşmesine yol açtı. Daha az özgürlük ve refah, daha çok otorite! 

ADALET TALEBİ VE DİRENİŞ

Direnişleri kırmak ve etkisizleştirmek, toplumu baskı altında tutabilmek için otoriterleşen yönetimler, bağımsız olması gereken hukuku ve yargı kurumlarını denetimleri altına alma, böylece bu kurumlar aracılığıyla toplumu baskılama yoluna gittiler. Polonya’da, Macaristan’da, en son İsrail’de olan budur. Bu ülkelerde ve diğerlerinde yurttaşların özgürlük, refah ve adalet talepleri dinmedi, dinmiyor.

Ülkemizde de benzer süreçler yaşanmıştır. Seksenli yılların başından itibaren uygulamaya konan neoliberal ekonomik politikalar kamusal ekonominin ve sosyal devletin zayıflatılmasına, üst üste yaşanan ekonomik bunalımlar ise diğer etkenlerle birleşerek toplumsal huzur ve barışın bozulmasına yol açmıştır. Böyle bir süreçte toplumun hak, hukuk, adalet beklenti ve talebi daha da yükselmiş, çeşitli toplum kesimleri açık bir biçimde direnç göstermeye başlamıştır. 2013 Gezi olayları bu direncin zirvesidir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu tür hareketler en sert ve hukuksuz bir şekilde bastırılmıştır. 

HUKUKUN PAYI

Temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve demokrasinin gereği olan güçler ayrılığı ilkesi, 2017 anayasa değişikliği ile ortadan kaldırılmış, yasama organı (TBMM) siyasal partiler ve seçim yasalarındaki düzenlemelerle, yargı kurumları ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yeni yapısıyla (üyelerinin büyük çoğunluğunun doğrudan ve dolaylı yollarla partili cumhurbaşkanı tarafından belirlenmesi) adeta yürütme organına (Cumhurbaşkanlığı) bağlanmıştır. Böylece anayasada yer alan hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkeleri, yaşanan bir dizi hukuksuzluk ve yargısal uygulamalarla anlamsız hale getirilmiştir.

Bu bağlamda, anayasa hükümlerinin bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi bir yana itilerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı (Örneğin Atalay, Demirtaş, Kavala davaları) kişiye göre yargısal uygulamaların yapıldığı (İmamoğlu davası örneği), liyakatin önemsenmediği (Örneğin Fidan’ın AYM üyeliği), ölçüsüz tutuklamaların (Örneğin Dilruba Kayserilioğlu olayı) ve temel insan haklarına aykırı gözaltıların (Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer örneği) yaşandığı bir hukuk ve yargı düzeni oluşturuldu. 

Açıktır ki ülkede hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve hukuk güvenliğinden söz etme olanağı artık kalmamıştır. Neoliberalizmin yarım yüzyıllık uygulaması sonunda hukukun payına düşen maalesef araçsallaştırılmış bir yargı düzeni olmuştur.

Yazarın Son Yazıları

Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026