Çocukta travma ve etkileri - Prof. Dr. Işık Görker
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Çocukta travma ve etkileri - Prof. Dr. Işık Görker

18.12.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünyada ve ülkemizde çocukları ciddi biçimde olumsuz yönde etkileyen travmatik olaylar ne yazık ki azımsanmayacak ölçüdedir. Travma, kişinin çevresi ile hem fizyolojik hem psikolojik olarak baş etme becerisini engelleyen veya bozan bir yaşam deneyimi olarak tanımlanır. 

Yeni deneyimlere açık olan çocuğun travmatik bir olay ile karşılaştığında, öğrenmeyi ve baş etmeyi zorlayan bir durum ile karşılaştığını anlayabiliriz. Travmanın etkileri ve buna karşı gösterilen tepkiler, çocukluktan başlayarak erişkinliğe kadar tüm yaş özelliklerine göre değişkenlik gösterebildiği gibi, aynı zamanda travmanın şekli, şiddeti, süresine göre de kişiden kişiye farklılıklar gösterebilmektedir. Çocuk için travma; çocuğa yönelik her türlü istismar (fiziksel, duygusal, cinsel) toplumsal veya bireysel şiddete maruz kalma, doğal afetlere, kazalara, terör saldırılarına, savaşa maruz kalma ve vücut bütünlüğünü bozan bazı (invazif) tıbbi uygulamalar olabilmektedir.

İSTİSMAR BİÇİMİ DEĞİŞEBİLİR

Yakın zamanda çocuklarımızın maruz kaldıkları olayların, kişiler ya da toplum tarafından mağduriyet yaşatma şeklinde gerçekleştiğine ne yazık ki tanık olmaktayız. Bir kişi tarafından çocuğun mağdur edilmesinin arkasında kötü niyet, tehdit, ihanet, ahlaksızlık ve adaletsizlik kavramları yatar. Bunlar “Çocuk Hakları” kapsamında kabul edilemez olup bir suç olarak gerçekleştirilmişse, yargı tarafından ceza yaptırımlarının gerçekleştirilmesi gereken durumlardır. 

Çocuğa yönelik istismardan söz ederken aile içinde yaşanan-yaşatılan fiziksel, cinsel, duygusal istismarları da göz ardı etmemeliyiz. Toplum-akran ve okul temelli sarkıntılık ve saldırılar, çocuğa yaşatılan mağduriyet durumlarından bir diğeridir. Çocuğun madde kullanımı, onun mağdur edilmesi anlamına gelir. Çocuğun ciddi fiziksel-tıbbi-duygusal ihmale uğratılması, ev içinde veya dışında şiddete tanık olması, bakım verenin (ebeveynin) ciddi akıl hastalığı, madde bağımlılığı, suç işlemesi gibi durumlar çocuğun bakımına olumsuz olarak yansır. Ayrıca çocuğun bir yakınından ani ayrılığı ve kayıp yaşaması da ciddi bir travmadır.

NORMAL GELİŞİMİ BOZUYOR 

Tanımladığımız bu travmalar, çocuğun beyin gelişiminde kalıcı etkileri olabileceği gibi çocuğun normal gelişimini de engelleyebilir. Yaşamın erken dönemleri çocukta beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir. 

Bu dönemde beyin hücreleri arasındaki bağlantıların (sinaps) sayısı çok fazladır. Daha sonra erişkinliğe kadar giden dönemde bu bağlantılar, daha etkin bir yapı oluşturmak ve düzenlemek amacıyla azalmaya başlar. İşte bu erken dönemde çocuk, maruz kaldığı her türlü duygusal, sosyal ve biyolojik etkilere (uyaranlara) karşı çok duyarlıdır. Bu uyaranlar travmatik bir stres faktör uyaranıysalar, çocuğun normal gelişimlerini bozarak geri dönüşü olmayan ciddi olumsuz etkilere sebep olabilmektedir. 

Çocukta travma sürekli hale gelirse, ergenlik süresince de beyinde gelişimi devam eden önemli yetilerde (muhakeme, dikkat, plan yapabilme, organize olabilme gibi...) bozulmalar, beyindeki bellek bölgeleri ve birbirleri ile olan bağlantılarında aşırı uyarılmalar ve bu bölgelerde hacim azalması ortaya çıkabilmektedir. Travma, erken yaşta çocuğun gelişen beyin yapısında kalıcı değişikliklere yol açabilmekte ve bir psikiyatrik bulgu ya da hastalığa neden olabilmektedir.

BULGULARIN DİKKATE ALINMASI

Tekrarlayıcı istismar, ihmal ve şiddete uğrayan çocukta ortaya çıkan önemli bulgulardan birisi, çocuğun duygularını düzenlemede yaşadığı zorluklardır. Karşısındakinin duygularını anlamada zorluklar yaşama, öfke nöbetleri, yatıştırılamayan ağlamalar, huzursuzluk hali gibi durumlar duygularını düzenlemede zorluk yaşayan çocukların tutumlarına örnektir. Travmatik deneyimin yaşattığı olumsuz duygular, kendisini değersiz görmeye, kendini suçlama ve uyum sağlayamamaya neden olabilir. Tekrarlayan travmalar aynı zamanda çocukta dürtülerini kontrol etmede, yaşına göre dikkatini verme süresinde ve öğrenme gibi bilişsel işlevlerde zorlanmaları da ortaya çıkarabilmektedir. 

Davranış değişiklikleri, huy değişimleri, uyku ve iştahta bozulmalar, sıkıntı hissi, akranları ile ilişkilerin bozulması, ders başarısının düşmesi gibi ortaya çıkabilecek bulguların çocukta dikkate alınması ve değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Çocukta travmatik stres faktörleri fazlalaştıkça ve süreklilik göstermeye başladıkça ruhsal bozukluk tanılarının sayısı ve karmaşıklığı artmaktadır. Yaşanılan travma, aynı zamanda ileride oluşabilecek kişilik bozukluklarının da bir nedeni olabilmektedir. 

Çocuklarda başlayan davranış ve huy değişiklikleri hemen görülemeyebilir. Çocuklar başlarına gelen bir olayı ifade etmekten kaçınabilirler. Ebeveynleri, öğretmenleri, yakın akrabalar gibi yakın çevresi çocukta bir değişim fark ettiklerinde, nedenlerini araştırmalı ve çocukla uygun bir iletişim-etkileşim yolunu bulmalıdırlar. Müdahale ne kadar gecikirse, çocuğun normal gelişiminde sapma, beyinde kalıcı değişikliklerin ve ileride ruhsal sorun ve/veya ruhsal bozuklukların ortaya çıkması o oranda artacaktır.

PROF. DR. IŞIK GÖRKER
TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABİLİM DALI BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları

MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025