Nereye kadar İsveç?

12 Ocak 2024 Cuma

İsveç’in NATO üyeliği, uzun süre bekletilen bir konu olunca Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde her sorunun çözümü için anahtar olarak görülmeye başlandı. Önce ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde YPG’yi desteklemesi, eğitmesi ve silahlandırılması konusunda pazarlık unsuru olarak masaya sürüldü. ABD, bilinen politik söylemini masada, görüşmelerde dile getirdi ve bir ilerleme sağlanamadı.

Tam bir noktaya gelindiği düşünülürken, dünyada ve Türkiye’nin çevresindeki sorunlara yenileri eklendi. Genel seçimlerden sonra ABD Başkanı Biden, Türkiye’nin F-16 istemini doğrudan İsveç’in NATO üyeliğine bağladı. Süreç bu doğrultuda yürütülmeye çalışılırken İsrail-Hamas çatışması patlak verdi. Türkiye “Hamas’ı terör örgütü olarak görmediğini” açıkladı, ABD İsrail’e tam destek verdi. İkili ilişkiler yeniden soğudu, buz kesti. Öyle ki ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Ortadoğu gezilerinde Türkiye’ye uğramadı, geldiğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan yurtdışına çıkmıştı.

Blinken’ın son Ortadoğu turu Türkiye’den başladı. Bu sefer Erdoğan da Blinken’ı kabul etti ve görüştü. Sonrasında Blinken’ın sosyal medyadan yaptığı açıklamaları birşeylerin ipuçlarını veriyordu. Anlaşılan, ABD, durduğu yerden bir milim adım atmamıştı: “Önce İsveç’in NATO üyeliğini kabul edin. F-16’ların Türkiye’ye verilmesini istiyoruz. Kongreyi bu yönde teşvik ederiz.”

Şimdi Türkiye’den hareket bekleniyor. TBMM’deki komisyondan geçen İsveç’in NATO üyeliği konusu, ne zaman genel kurula gelecek, ne zaman Cumhurbaşkanı onaylayıp Resmi Gazete’de yayımlayacak belli değil. ABD hangi aşamada bu adımlara olumlu karşılık verecek ve bir takvimlendirme var mı bu konular da belli değil.

AKP iktidarının son döneminde bazı yayın organlarına uygulanan “yasağın” yanı sıra başka sorunlar da yaşanıyor. Hiçbir şekilde, iktidara yakın gazetelere dahi bilgi verilmiyor. Ancak ikili ilişkilerde karşı taraf için aynı şey söz konusu değil. Türk tarafının vermediği bilgiler diğer devlet tarafında kendi uygun gördükleri şekilde basınla paylaşılıyor. Türk basını da çoğu şeyi yabancı basından öğreniyor. Bilgiyle beslenmeyen Türk basını da gün geçtikçe yetkinliğini yitiriyor. 

Dönelim İsveç’in NATO üyeliği üzerinden yapılan pazarlıklara... Bir kere Türkiye pazarlıkları İsveç’le değil doğrudan ABD ile yürütüyor. Beklenen hiçbir koşulu yerine getirmediği iddia edilen İsveç, gelişmeleri yalnızca seyrediyor. Çünkü bu artık onun sorunu değil.

Gelinen aşamada bu konuyu dış politikada “her derde deva” unsur olarak görmek ne kadar doğru? Yaklaşık 1300 kilometre Rusya ile sınırı olan Finlandiya’nın NATO üyeliğine izin verdikten sonra Rusya ile hiç sınırı olmayan İsveç bu konudan ne kadar etkilenir? NATO ne kadar etkilenir, ABD ne kadar acele eder?

İsveç konusu, Türkiye’nin elinde işe yaramaz bir araç olarak kalmış gibi...

Şu an için Türkiye’nin elinde savaş uçağına duyduğu acil ihtiyaç sorunu kalmış durumda. “Etkili” basın organlarımız, fal açıyor: Almanya Eurofighter için engeli kaldırır mı, Çin-Pakistan ortak üretimi uçaktan alabilir miyiz?

Bir de Kaan ne zaman uçacak?

Ne zaman uçacağını bilmiyoruz ama uçtuğunda ABD yapımı motorla havalanacağını biliyoruz...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Öldüren eğitim 10 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları