CHP’yi kapatmak
Sertaç Eş
Son Köşe Yazıları

CHP’yi kapatmak

24.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Baştan söylemek gerek, CHP’nin kurultayına yönelik “butlan” kararı verilmesi, partinin kapatılmasından daha vahimdir. Türkiye artık, partilerin kapatılması uygulamasının “masum kalacağı” bir noktaya gidebilir. Hukuksuzluk, siyasetin ince, zikzaklı güzergâhlarına göre kurgulanıyor ve uygulama zamanlaması buna göre ayarlanıyor.

Anımsayalım, iktidar partisi AKP, bizzat kendisi hakkında kapatma davasıyla muhatap oldu, kapatılmadı. Son dönem Ankara kulisleri “butlan konusunda kararın alındığı, açıklama için uygun zamanlamanın beklendiği” iddialarıyla çalkalanıyor.

Önce hukuk boyutuna bakalım. CHP’nin dava konusu olan kurultayının iddialar doğrultusunda hukuken butlan sayılması olanaklı değil. Söz konusu kurultaya katılan delegelerin tamamı Kılıçdaroğlu döneminde seçildi. İkinci olağanüstü kurultay, haklarında herhangi bir iddia bile olmayan yani yetki ve meşruiyet tartışması bulunmayan kurultay delegelerinin tartışılamaz iradesiyle toplanmış, kararlar almıştır. Kurultayı yapmaya yetecek sayıda kurultay delegesi de mevcuttur. Bunların yok sayılması hukukun bir kez daha katledilmesi olacaktır. Son olağan kurultay ise partinin bütün kadrolarının YSK gözetiminde yenilenmesidir. Butlan kararı, Türkiye’de hukukun bir boyutunun diğer boyutunu yok sayması olarak tarihe geçecektir. Örneğin İstanbul’daki tek yargıç YSK hukukunu tanımamaktadır ve Gürsel Tekin mahkemenin atadığı CHP İstanbul il başkanıdır. Mahkeme ve Tekin, CHP’nin bu ildeki üyelerini, yaptıkları seçimi, oluşan iradeyi YSK onayına karşın tanımamaktadır.

İster Kılıçdaroğlu ister bir başkası CHP’nin başına getirilsin, bu uygulama Türkiye’de demokrasi gerilemesinin yeni bir aşaması olacaktır. Çok partili sistem yara alacaktır, çünkü seçmenin bir kesiminin iradesi, partileşmesi, lider seçmesi engellenmiş olacaktır. Bunlar, siyaset yapabilmeye bir “iktidar onayı” uygulamasına dönüşebilir.

Kararın “uygun” zamanda açıklanması konusunu ekonomi boyutuyla değerlendirmek gerekir. Artık iktidar ortakları da biliyor, “ekonomiyi kimsenin düzeltemeyeceğine” yönelik inanç, halkın büyük bölümünde yerleşik düşünce olmuş durumda. Son genel seçimde özellikle AKP tabanı, “Ekonomiyi Erdoğan düzeltir” inancıyla sandığa gitti ve oy verdi. Son aylarda ortaya çıkmaya başlayan gerçek, ekonomide umutsuzluğun derinleştiği ve yaygınlaştığıdır. Ekonomi açısından geçtiğimiz yıl, İmamoğlu’nun siyasetten tasfiye edilmesi için feda edildi. Bu yılı da Trump, ekonomi açısından tüm dünya için anlamsızlaştırdı. Erdoğan bile, “Enflasyon tek haneye düşecek” sözlerinden uzak duruyor. Yani ekonomiden umut kesildiyse, “Butlan açıklanırsa ekonomi batar” saptaması da anlamsız kalıyor. CHP’yi atomlarına ayırmanın iktidarın işine ne zaman daha çok yarayacağı konusuna karar verilmek isteniyor olabilir.

Büyük zorlamaların, büyük siyasi engellemelerin tartışıldığı, normalleştirilmek istendiği bir dönemdeyiz. Hukuk, “kolayca yenilebilecek rakiplerin muhalefet lideri yapılması” şeklinde kullanılacak mı, bu fiili siyasi yasak anlamına gelir mi? Devletin gücü bir iktidarı ne kadar ayakta tutabilir? Soruların yanıtlarını yaşayarak göreceğiz.

Ancak... İktidar partileri, Erdoğan’ın bir daha seçilebileceği, Meclis’te çoğunluğun sağlanabileceği konularında çok tedirgin. “Çok parçalı yapıdan yararlanarak Erdoğan seçilebilir” varsayımına umut bağlanmış durumda. Meclis’in kaybedileceği düşüncesine çözüm henüz yok ve karabasan etkisi yapıyor.

Türkiye, yeni bir geçiş dönemine yaklaşma belirtileri veriyor. CHP’yi fiilen kapatmak ya da kapatmaktan beter etmek de iktidarı kurtarmayabilir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.