Trump’ın kafesi
Sertaç Eş
Son Köşe Yazıları

Trump’ın kafesi

10.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Atatürk, “Ben her meseleyi, harita üzerinden müzakere ederim, incelerim” der. ABDİsrail’in İran’la yürüttükleri savaşın geldiği nokta göz önüne alındığında saldırıyı başlatanların haritaya bakmadıkları, coğrafya bilgisinden yoksun oldukları düşüncesine kapılıyor insan. Ya da kendi istihbaratı ve genelkurmayı yerine Netanyahu’yu dinlemiş olabilir Trump. ABD basınına ateşkes müzakereleri öncesi sızdırılan haberlere bakılınca ikinci düşünce ağırlık kazanıyor. Trump artık Hürmüz’deki kâbusu anlamış olabilir ancak iş işten geçmiş durumda.

İran daha önce dünya petrolünün yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’na ilişkin tanker geçişleri üzerinden bir hak iddiasında bulunmamıştı. Ama savaş, böyle bir gerçeği ortaya çıkardı.

Peki ya Netanyahu? O farklı bir evrende yaşıyor. Çevresindeki herkesi öldürünce İsrail’in yaşayabileceğine kendini inandırmış. İran’da sivil altyapıya, Lübnan’da sivillere saldırıyor.

Bu tavır, İsrail’i giderek her uluslararası ortamdan dışlıyor. Müzakere görüşmelerinden, Avrupa’dan... Yine ABD basınına bilinçli sızdırılan haberlere bakılırsa, önümüzdeki dönemde Netanyahu, ABD’deki birçok olumsuzluğun sorumlusu, yani “günah keçisi” olarak ilan edilebilir. Bu Trump’ı kurtarır mı, yoksa onu ne kadar yıpratır sonbaharda göreceğiz.

Savaşın dünyaya en önemli yan etkisi petrol fiyatları oldu. Varili 60 dolardan 90-100 dolar arasına yükseldi. Japon uzmanlar her an petrolün 100 doların üzerine yerleşebileceği tahminini yapıyor. ABD’de benzinin galonu savaş öncesine göre 2.5 dolardan 4.5 dolara yükseldi.

Trump yönetimi, İran’la hafta sonu Pakistan’da müzakerelere başlamaya hazırlanıyor. Aslında üzerinde müzakere edilecek pek bir şey yok ama İran, diplomasiden kaçmış görüntüsü vermek istemiyor. Trump, pervasız tehditlerini sürdürüyor.

Dünyada en büyük şiddet üretme yeteneği ABD’de. Ancak ABD yönetimi ve Netanyahu’nun yönettiği İsrail, İran’ı küçümsüyor. Irak’a, Suriye’ye, Lübnan’a benzetmeye çalışıyorlar. Bu ülkeler tam egemen ülkeler değil. Hava sahalarını kontrol edemiyorlar. Şu an için bu durum İran için de geçerli. Ancak bir kara harekâtı yapıp işgal etmedikleri sürece orantısız güç İran’ın elinde kalıyor: Hürmüz ve petrol... Kırk günlük, dünyanın gördüğü en ağır bombalamaya karşın İran hâlâ füze atıyor, bir kırk gün daha bombalansa büyük olasılıkla yine atabilecek. Bu gerçek, Trump’ın sinirlerini bozuyor, insanlık suçu işleyebileceğini açıkça söylüyor. Hürmüz’den serbest geçiş olmaması yerleşik tüm ABD politikalarıyla ters. Bu Trump’ın uykularını kaçırıyor. Trump adeta, Hürmüz’de bir kafes inşa edip kendini buraya hapsetmiş durumda. Öncelikle, Netanyahu’nun Lübnan’a saldırılarını durdurmak zorunda. Sonra İran’la makul bir çıkış bulmalı. Eğer diplomatik çıkış yolu bulamaz, tehditleri blöf yapmaktan öteye geçerse, “Ortadoğu’dan çıkma” politikasıyla iktidara gelen Trump, kasım seçimlerinde hezimet yaşayacak ve ülkesini iyiden iyiye Ortadoğu’ya gömecek. ABD gibi bir ülkeyi yönetiyorsanız “Netanyahu’ya kandık” mazeretine sığınamazsınız.