Birinin hezeyanlarına dair
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Birinin hezeyanlarına dair

15.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bugün Hürriyet gazetesi yazarı Fuat Bol’un 5 Şubat 2026 tarihli ve “Laiklik Hezeyanları” adlı yazısını otopsi masasına yatıracağız. “Laiklik”i “hezeyan” olarak tanımlayan bu densizin ağzına biber sürmek zorundayız. Zibidi tayfasının beni “laikçi” olarak tanımladığı düşünülürse bu görev doğal olarak bana düşer.

Şimdi yazıyı kantarda tartmaya başlayalım:

“Bizi biz yapan değerleri, yani benliğimizi kaybettiğimiz günden beri kendimizi arıyoruz!”

- Türkiye Cumhuriyeti Türkleri benliklerini nerede ve nasıl kaybettiler? Soruyu sorduk ama Fuat Bol benliğimizi tanımlamadığı için bu gidişle o “BENLİK”in bulunması olanaksız! Ama yazının tamamı okununca konunun Osmanlı-İslam (Arap) benliği olduğu ve “benlik yitimi”nin sorumlusunun Türkiye Cumhuriyeti’nin olduğu anlaşılıyor.

“En büyük yanlışı dinimiz hususunda yapıyoruz. Çünkü aldığımız çarpık eğitimle, dinimizi bilmediğimizden hem ona düşman oluyoruz ve hem de onu başka dinler gibi zannediyor ve hafife alıyoruz.”

- Önce şunu düzeltelim: Bütün dinler birbirine benzer. Dindarlar hakkında konuşamam ama Türkiye’de kendini “laik” olarak tanımlayan herkes İslam dinini çok iyi bilir. Dindarları bilmem ama hiçbir laik kişi İslam başta olmak üzere hiçbir dine düşman değildir.

“Bu yüzden ‘Din bizi geri bıraktı’ diyoruz. Halbuki din (İslamiyet) bizi ilerletti ve her daim ilerletir. Zira İslamiyette iki günü müsavi (eşit) olan ziyandadır.

Bugünün dünden ileri olmasını şart koşan bir din, ‘irtica-gericilik’ ile anılabilir mi?

Bizde ise bir kesim için din gericilikle anıldı ve anılmakta. Çünkü biz hâlâ ‘ortaçağ karanlığı’ deyip duruyoruz! Ne dediğimizi kendimiz de bilmiyoruz. Tarih hususundaki cehaletimiz paçalarımızdan akıyor” diyor.

- Hiçbir din hiçbir toplumu geri bıraktıramaz. Cahil, bencil ve otorite düşkünü din adamları yapar bu işi. Günümüzde Türkiye’de böyle bir felaket ancak AKP’ye ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na yaraşır.

“Evet, ortaçağda Avrupa karanlıktaydı hem de zifiri karanlıktaydı. Ama aynı ortaçağda İslamiyet, bir güneş gibi doğmuş, doğudan başlayarak tüm dünyayı aydınlatıyordu” diyor.

- Ortaçağ, tarihçiler tarafından 5. yüzyılın sonlarından 15. yüzyılın sonlarına kadar sürdüğü söylenen tarihi dönemdir. Güneş gibi doğan İslam âlemi hangi buluşlarıyla bütün dünyayı aydınlatıyordu? Lafla peynir gemisi yürümez: Neyi keşfedip buldu, neyi icat etti? Ağır pulluk mu, matbaa mı, kâğıt üretimi mi, yeldeğirmenleri mi? Bunları Avrupalılar halletti.

“Şu ana kadar Batı’daki tüm aydınlanmaların temelinde İslamın aydınlığı (nuru) vardır” diyor.

- Gene palavra! Gene örnek kanıt yok!

“Ama bize bu öğretilmedi; Batı’nın engizisyon karanlığında, Hıristiyanlıkla beraber İslamiyet de mahkûm edildi” diyor.

- Engizisyonla İslam dünyasının ne ilişkisi var? Palavra! Laik düşünce ne Hıristiyanlığı ne de İslamı mahkûm etti ama din adamlarını devlet yönetiminden uzaklaştırdı ve büyük bilimsel devrim başlayıp gelişti.

“Kilise (papalık), dünyayı tepsi gibi düz sandı, yuvarlaktır ve dönüyor diyenleri astı. Papa ve papazlar, Tanrı’nın vekilliğine soyundu ve daha dünyada iken insanları (krallar dahil) yaktı; dünyayı insanlara yaşanmaz kıldılar, hayatı cehenneme çevirdiler” diyor.

- Sonra ne oldu? Onu biz yazalım: Dünya’nın küre şeklinde olduğu ve kendi ekseni etrafında döndüğü fikri, tarih boyunca farklı bilim insanları tarafından geliştirilmiş ve kanıtlanmıştır. İşte bu keşiflerin temel taşları:

Dünya’nın küre (yuvarlak) olduğunu ilk ileri sürenler: Antik Yunan filozofu Pisagor (MÖ 500’ler), Dünya’nın yuvarlak olduğu fikrini ortaya atan ilk kişilerden biri olarak kabul edilir.

Bilimsel ölçüm: Daha sonra Eratosthenes, gölge boylarını kullanarak Dünya’nın çevresini şaşırtıcı bir doğrulukla hesaplamıştır.

İslam âlimleri: Türk âlim El Biruni, 10. yüzyılda Dünya’nın yuvarlak olduğunu bilimsel kanıtlarla açıklamış. İyi de bu işi El Biruni’den 1500 yıl önce Pisagor yapmış.

Dünya’nın kendi ekseninde döndüğü: Bunu 1851 yılında deneysel olarak kesin bir şekilde kanıtlayan ilk kişi Fransız fizikçidir. Foucault, Paris’teki Pantheon’un kubbesinden sarkıttığı sarkaç (Foucault Sarkacı) ile Dünya’nın dönüşünü gözle görülür hale getirmiştir.

İlk teorisyen: Dünya’nın hem Güneş hem de kendi etrafında döndüğünü açıklayan ilk gökbilimci Sisamlı Aristarkus’tur.

Kopernik modeli: Nicolaus Copernicus (Kopernik), 1543’te yayımladığı Güneş merkezli model ile Dünya’nın kendi ekseni etrafında döndüğünü savunmuştur.

Gözlemsel kanıt: Galileo Galilei, 1610’da yaptığı gözlemlerle Kopernik modelini desteklemiş ve gök cisimlerinin hareketini açıklamıştır.

Kesin kanıt (Deneysel): Dünya’nın kendi etrafında döndüğünü ilk kez kesin ve deneysel olarak kanıtlayan kişi, 1851 yılında Fransız fizikçi Léon Foucault olmuştur. Foucault, devasa bir sarkaç (Foucault Sarkacı) kullanarak Dünya’nın döndüğünü ispatlamıştır. 

***

Bilim, teknik ve teknoloji alanlarındaki bütün buluşları düşünmeyen dinsel akıl değil düşünen, irdeleyen ve dört işlemi kullanan laik akıl yaptı.

Laikliğin bir hezeyan olduğunu ileri süren Fuat Bol aslında Cumhuriyetin en temel ilkelerinden birine, anayasanın değiştirilmez 2. maddesine yobazca saldırmaktadır. Fuat Bol’un kafasına göre, laiklik hezeyansa Cumhuriyet de hezeyandır. Fuat Bol laik bir devlet istemiyor, dini İslam olan bir devlet istiyor. Bu istek düşünceyi açıklama özgürlüğünün koruyucu kalkanından yararlanamaz. Ve bu yazar artık otopsi masasındadır.

Yazarın Son Yazıları

Birinin hezeyanlarına dair

Bugün Hürriyet gazetesi yazarı Fuat Bol’un 5 Şubat 2026 tarihli ve “Laiklik Hezeyanları” adlı yazısını otopsi masasına yatıracağız.

Devamını Oku
15.05.2026
Mutlak butlan davası¹

Butlan, en genel tanımıyla hukukta bir işlemin (sözleşme, evlilik vb.) kuruluşundaki temel eksiklikler nedeniyle baştan itibaren geçersiz ve hükümsüz sayılması demektir.

Devamını Oku
12.05.2026
Zibidi tayfası

Özdemir İnce meftunu Yeni Akit gazetesi 20 Nisan 2026 tarihli sayısında, 19 Nisan 2026 günü yayımlanan “Müslümanlar neden çağa uyumsuz?” başlıklı yazımı hükümsüz kılmak amacıyla yayımladıkları “Laikperest İnce yine Müslümanları hedef aldı” başlıklı yazısıyla gene bana aşk ilan ediyor.

Devamını Oku
10.05.2026
Onur sorunu olan bir maç

Gazetelerin spor yazarları lütfen beni bağışlasınlar.

Devamını Oku
08.05.2026
Erdoğan’ın Çiftçi’yi görevden alması gerekir amma...

1970 yılında Konya’nın Çumra ilçesinde doğdu.

Devamını Oku
05.05.2026
1 Mayıs korkusu

1 Mayıs, 1886 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Chicago eyaletindeki işçilerin günde 12 saat, haftada altı gün olan iş programının günde sekiz saate indirilmesi için greve gitmesiyle ortaya çıktı.

Devamını Oku
03.05.2026
Vicdan

“Vicdan” sadece bir zamanlar Ankara’daki Tabarin Bar’da konsomatrist olarak çalışan mesleksiz kızımızın adı değildir...

Devamını Oku
01.05.2026
Anadilde öğretim maval

Maval, Türkçede yalan, uydurma, asılsız ve inandırıcı olmayan söz anlamlarına gelen argo bir kelimedir.

Devamını Oku
28.04.2026
Popülizm nedir? (3)

Daha önce bu konuda iki yazı okudunuz.

Devamını Oku
26.04.2026
Popülizm nedir? (2)

Temsili sistem içindeki huzursuzluk: Sağ ve sol kanat popülizminin farklı biçimleri olsa da ortak noktaları “gerçek” halkı temsil etme fikridir.

Devamını Oku
24.04.2026
Popülizm nedir?

Popülizm öylesine bir kavramdır ki bir Katolik rahibe ile bir sokak yosmasını aynı anda temsil eder.

Devamını Oku
21.04.2026
Müslümanlar neden çağa uyumsuz? (1)

2000 yılı öncesinde Telos Yayıncılık’ı yönetirken “Müslümanlar neden çağa uyumsuz” sorusuna bir yanıt arayanlara yardımcı olmak için Amin Maalouf’un “Arapların Gözünden Haçlı Seferleri” adlı tarih incelemesini Mehmet Ali Kılıçbay’a çevirtip 1997 yılında yayımlamıştım.

Devamını Oku
19.04.2026
Çeviri ve öksüz çevirmen

Çeviri yaptım ama “çevirmen” sıfatını kesinlikle kabul edemem.

Devamını Oku
17.04.2026
Geçmiş, şimdi, gelecek

Heidegger için başlangıç noktası (Ursprung), geçmişte kalmış bir şey veya kronolojik bir başlangıç değil, sürekli olarak gelişen ve bize gerçekleştirilecek bir olasılık olarak kendini sunan yaratıcı bir güçtür.

Devamını Oku
14.04.2026
Laikçi

Kimileri “kayıkçı” der gibi, “laikçi” diye tanımlayarak aklı sıra beni sarakaya almakta.

Devamını Oku
12.04.2026
Ne mutlu Türküm diyene!

Vikipedi’de okudum: “Rum asıllı Türk şarkıcı Fedon, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nde şehit düşen dedesi Kleanti Kalyoncu’yu anarken ‘Vatan sağ olsun, ne mutlu Türküm diyene’ ifadelerini kullanmıştır.

Devamını Oku
10.04.2026
Özrü kabahatinden büyük

Saygı Öztürk’ün 3 Nisan 2026 tarihli ve “Sandığa Gitmeyenler ve Barajı Aşamayanlar Partisi” başlıklı yazısından aktarıyorum...

Devamını Oku
07.04.2026
‘Kavun Acısı’, ‘Elmanın Tarihi’

Değerli okur! Ben önce şair, sonra yazar, daha sonra da gazete yazarıyım.

Devamını Oku
05.04.2026
Devri sabık yaratmak (2)

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı genç Özgür Özel’in, Çatalca’daki açık hava konuşmasında, “coşkun kalabalığa seslenirken” rütbeleri sökülerek TSK’den atılan teğmenler hakkında “Teğmenlere rütbelerini takacağız” dediğini televizyonda duyunca şimdi yazdığım gibi “Aferin aslanım” dedim ve alkışladım.

Devamını Oku
03.04.2026
Devri sabık yaratmak (1)

Önce yazının adındaki üç sözcüğün anlamını yazalım, sonra 1946- 1950 dönemindeki anlamını açalım, daha sonra da günümüze getirip orada irdeleyelim.

Devamını Oku
31.03.2026
Müslümanların büyük sorunu

Müslümanların en büyük sorunu İslamın son din, Hz. Muhammed’in son peygamber, Kuran’ın son kutsal kitap olması inanç ve iddiasından kaynaklanır.

Devamını Oku
29.03.2026
Falakalık herifler!

“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” sözü, Ziya Paşa’nın meşhur bir beyitidir ki buna edebiyat sanatında metafor denir.

Devamını Oku
27.03.2026
Laiklik nedir?

Laiklik kavramını, konusunu, evrensel ve yerel uygulamasını tekrar ele almak istiyorum.

Devamını Oku
24.03.2026
Ahmet Hakan'ın zırvaları

Ahmet Hakan'ın zırvaları

Devamını Oku
22.03.2026
Ebedi Kemalizm

20-25 yıl kadar oluyor... Bir zamane genç ökesi (dâhisi) bize meydan okurcasına, damdan düşercesine “Eh artık Kemalizmi tartışmak zamanı gelmedi mi” demez mi?

Devamını Oku
20.03.2026
Televizyon ve ben (2)

Görevde bulunduğum süre içinde televizyonda reklama karşı çıktım ve Başbakan Bülent Ecevit’e firmaların reklam giderlerini vergiden düştüklerini anlattım ama engel olamadım.

Devamını Oku
17.03.2026
Televizyon ve ben (1)

Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim...

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyet gazetesi

Cumhuriyet gazetesine yazan (yazabilen) bir yazar olmasaydım şu anda kesinlikle Mazhar Osman’da olurdum.

Devamını Oku
13.03.2026
Türkolog Orhan Tümen

Bu yazının adı “Yazar ve Okur” olacaktı ama özel bir teşhir nedeniyle “Türkolog Orhan Tümen” oldu.

Devamını Oku
10.03.2026
Hükümet nedir? (4)

Cumhuriyetler...

Devamını Oku
08.03.2026
Hükümet nedir? (3) Hükümet biçimleri

Platon’un “Devlet” adlı kitabında, hükümetleri beş temel tipe ayırdığı belirtilmektedir. (Dört tanesi mevcut formlar ve biri Platon’un ideal formu olup “yalnızca sözde var olan” bir formdur.)

Devamını Oku
06.03.2026
Hükümet nedir? (2)

Modern hükümetler 17. yüzyılın sonlarından itibaren, cumhuriyetçi hükümet biçimlerinin yaygınlığı arttı.

Devamını Oku
03.03.2026
Hükümet nedir?

Değerli okur(lar), devletin ve biçimlerinin neler olduğunu Vikipedi’den aktararak bilginize sunmuştum.

Devamını Oku
01.03.2026
Devlet nedir? (4)

Liberal felsefeden doğmuştur ve bu nedenle “liberal teori” olarak anılır.

Devamını Oku
27.02.2026
Devlet nedir? (3)

Devlet şekilleri...

Devamını Oku
24.02.2026
Devlet nedir? (2)

Kavramsal tarihi...

Devamını Oku
22.02.2026
Devlet nedir? (1)

Çok yorgunum! Bu nedenle “insan aklı ya da beyni terbiyeciliği” belasından bir süre kurtulmak istiyorum.

Devamını Oku
20.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (2)

AKİT adlı mizah gazetesinin tozunu attırmayı ne yazık ki bugün de sürdüreceğiz...

Devamını Oku
17.02.2026
Akit adlı mizah gazetesi (1)

Akit adlı gazete tam anlamıyla bir mizah gazetesidir.

Devamını Oku
15.02.2026
AKP’nin ortak aklının iflası

Değerli okur!

Devamını Oku
13.02.2026