36. Bodrum Cup-Bir mucize

36. Bodrum Cup-Bir mucize

27.10.2024 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Ekimin son haftası, Bodrum Cup yani Bodrum Yelken Yarışları haftasıdır. Yarışın tam adı. “Maximiles Black 36. The Bodrum Cup”. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bir ucundan yakalayabildim ve rüzgârın, dalgaların, yelkenlerin, deniz öykülerinin, dost soluklarının peşine takılıp pupa yelken yol aldım.

Ama önce bir açıklama: Yarışların başladığı 23 Ekim günü, terör saldırısı yaşandı. Tüm Türkiye sarsıldı. Ama terör, hayatı durdurmaya değil, örneğin Cumhuriyet Bayramı’nı yok saymaya değil, tam tersine her ne yapıyorsak onu azimle, inançla, inatla daha iyi, daha yoğun, daha mükemmel yapmamıza; değerlerimize daha çok sahip çıkmaya yöneltmeli bizleri. Bunu böylece vurguladıktan sonra ancak ondan sonra geçebilirim denizi yaşamaya ve sizlerle paylaşmaya! 

DENİZİ YAŞAYANLARA SELAM! 

Bu yarışların 36. kez yapılabilmesi bile başlı başına bir mucizedir. Neden “mucize” diye nitelediğimi şöyle özetleyebilirim: 

Üç yanı denizlerle çevrili ama denize dargın yaşayan ülkemizde “Bodrum Cup” bir markadır. İstikrarlıdır. Saman alevi gibi değildir, ileriye yatırım yapar, eğiticidir. 

Yerel olduğu kadar evrensel olmaya çalışır. 

Sadece bir yarış, bir spor olmanın ötesinde, eğitimi, kültür birikimini, tarihi, mitolojiyi de kucaklayabilendir. Geçmişle gelecek arasında köprü kurar.

“Hep beraber sulardan çekmek ağı” misali ekip çalışmasını, imeceyi, dayanışmayı, insan ilişkilerini güçlendirir. Birlikteliği, emeği, bilgiyi, paylaşmayı yüceltir. 

Bir avuç insanın sonsuz gayreti, çabası ve kimi sponsorların katkısıyla gerçekleşmektedir. 

Hani Nâzım Hikmet der ya: “Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.” İşte bir hafta boyunca bütün bunlar yani deniz yaşanır.

DÜNDEN BUGÜNE

Bu mucizenin başlangıcında, iki önemli isim var: Bodrum Cup’ın kurucusu ve onursal başkanı Erman Aras. Aynı zamanda yelkenli okul gemisini gerçekleştiren. Bir de bir usta, kâşif, Bodrumluların deyişiyle “Deli Deryalı Bir Dâhi” Yücel Köyağasıoğlu. Tekne inşaatının piri. Ona gelinceye dek Bodrumlular, “Bu tekneler yelkenle gitmez” diye bellemişler. Yücel Bey aksini defalarca kanıtlayıp Bodrum’u hem yelkencilikte hem tekne inşaatında en öne taşıyan isim. İkisine de sonsuz teşekkürler, iyi ki varlar!

Bu yıl buruk bir başlangıcın bir başka nedeni “Bodrum’un Korsanı”, “Deniz Gözlü Kaptanı” diye tanınan The Bodrum Cup’ın kurucularından Arif Yılmaz’ın birkaç ay önce sonsuzluğa göçmesiydi. 62 yıllık yaşamını sivil toplum kuruluşlarına, kent kültürüne, tarihine, değerlerine sahip çıkan Arif Kaptan Bodrum Kent Konseyi başkanıydı. 

BU YILIN İLKİ: BODRUM’UN EN HIZLISI

Her tür yelkenli teknenin (Guletler, Tırhandiller, Katamaranlar, Cruiser, Mozaik vb.) katıldığı yarışmalarda bu yıl yüzü aşkın tekne vardı. Öncekilere göre daha az bir sayı olmasını ekonomik nedenlere bağlayabiliriz. Ayrıca bence yabancı katılım da azalmıştı. Bunun nedeni Türkiye’deki politik durumlar elbet! 

Ancak organizasyon komitesi başkanı Süleyman Uysal, “Yabancı katılımı azalmadı arttı” diyor. Hem yarışa kendi teknesiyle gelen hem bodrumdan tekne kiralayıp yarışan ve izleyen hem yabancı basından 150 yabancı katılım var açıklaması yapıyor. 

Yarış beş etapta gerçekleşti: Ana sponsorların yanı sıra her etap katkı şöyleydi: Bodrum-Karaada (Maximiles Black); Bodrum-Bodrum Etabı (Radisson Collection); Bodrum-Çökertme Etabı (Metro); Çökertme-Kissebükü Etabı (Opel); Kissebükü-Bodrum Etabı (Anadolu Sigorta). 

Farklı kategorilere yeni bir alan eklenmişti. “Bodrum’un en hızlısı” yarışı, Karaada etrafında 12 millik bir rotada yapıldı. Bodrum’un en hızlı yelkenlisi 48 metrelik (gulet tipli) Sallyna, yarışı 3.21.43 sürede tamamlayıp “Bodrum’un en hızlısı” oldu. Onun rekoru kırılıncaya dek unvan onun!

Ancak gelin görün ki bu sonuca itirazlar olunca iki tekne (Hızır ve Derya Kaptan) yarıştan çekilme kararı aldı.

Bu yazıyı yazdığım sırada henüz sonuçları bilmiyorum. Ama ne önemi var ki. Önemli olan katılmak! O yolculuğu yaşamak! Denizi solumak, hayatı kucaklamak. Öyleyse haydi Türkiye’m, rüzgârın kolay, pruvan neta olsun! Yani: Yolun açık olsun!

HEDEF VE YAPILMASI GEREKEN

Asıl heyecan verici olan bundan sonraki hedef Süleyman Uysal açıklıyor: Bodrum Cup yarışları, Mavi Gezi ve müzik ağırlıklı Deniz Festivali üçü bir arada kurgulanacak ve böylece daha geniş kitlelere mal olabilecek. 

Hedefte bir de 36 yıllık birikimi sergileyecek olan daimi bir Bodrum Cup Müzesi var.

Bunlar harika hedefler. Ancak ilk yapılması gereken, Bodrum’un tüm nimetlerinden yararlanan herkesin, elini uzatması, bu olaya omuz vermesi. Bodrum’daki tüm işletmelerin, kurumların (Bodrum Ticaret Odası örneğin), Bodrumluların bu olaya sahip çıkması! Bodrum Cup kendi bir marka ancak yeni markalar da üretmeli. Yerel katılım ne denli çoğalırsa, benimsenirse, derinleşirse bir olay o denli evrenselleşebilir.

Yazarın Son Yazıları

Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025