TOGED açıklama yaptı: Yeni oyun yasası konuşuluyor; video oyunları suçlanmaya devam ediyor

TOGED açıklama yaptı: Yeni oyun yasası konuşuluyor; video oyunları suçlanmaya devam ediyor

4.07.2026 00:26:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
TOGED açıklama yaptı: Yeni oyun yasası konuşuluyor; video oyunları suçlanmaya devam ediyor

Bir süredir Türkiye'de video oyunlarının yasaklanması(kısıtlanmasına) yönelik bir tasarı gündemde. Türkiye Oyun Gelişticiler Derneği (TOGED) ile görüşmelerini sürdüren yetkililer henüz daha ilk yasa çıkmadan yeni bir 'oyun yasası' gündeme getirmişler. TOGED konuyla ilgili yeni bir açıklama yayınladı.

Türkiye'de video oyunlarını denetleme, kısıtlama ve yasaklama gibi durumları içeren düzenlemelerle gündeme gelen bir komisyon kurulmuştu. Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesindeki ilgili komisyon, dijital oyunlara yönelik yasal düzenlemeyi 2 Nisan 2026 tarihinde kabul etmişti. Ancak daha yürürülüğe girmemesine rağmen TOGED ile yeni yapılan toplantı sonucu yeni ve daha sert yasanın getirilmesi gündeme getirildi. 

TOGED tarafından yeni yapılan açıklamaya göre Urfa ve Maraş olayları sonrasında kurulan meclis araştırma komisyonu, 1 Temmuz tarihinde Türkiye Oyun Geliştiriciler Derneği (TOGED) yetkililerini ağırlayarak oyunlar ve oyun sektörü konusunda saatlerce bir toplantı gerçekleştirdi. 

Image

TOGED tarafından yayınlanan açıklamada, komisyondaki kişilerin oyunlarla hiç ilgisi olmayan kişiler değil,  sanılanın aksine oyun geçmişi olan kişiler olmasına rağmen oyunlara bakışın yanlı olduğu belirtildi. Hatta yetkililer "biz oyunların asıl suçlu olmadığını, tek başına böyle bir etki yaratmadığını biliyoruz" deseler de oyunların suçu olduğu düşüncesini sürdürmeye devam ediyorlar. 

OYUN YASASI VE GÜNCEL BİLGİLER

TOGED Tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

''Toplantıda TOGED Danışma Kurulu başkanı Tuğbek Ölek, komisyon üyesi milletvekillerimize bir saatin üzerinde bir sunum yaptı ve ardından dernek yetkilileri Dernek Başkanı Ali Erkin, Akademi Kurulu Başkanı Kutay Tinç, Danışma Kurulu Üyesi Nurullah Kars ile birlikte uzun süre milletvekillerinin sorularını cevapladılar.

TOGED yetkilileri sunumlarında oyunların şiddete yol açmadığını bilimsel araştırmalarla detaylı olarak anlatırken, yaş derecelendirme, ebeveyn kontrolleri, mevcut oyun yasası ve oyun topluluklarındaki negatif davranışlar konusunda milletvekillerimize bilgiler verdi ve çocuklara daha sağlıklı ve güvenli bir oyun ortamı sağlamak için önerilerini sundular.

Toplantıya Türkiye Oyun Geliştiriciler Derneği'nin (TOGED) yanı sıra Türkiye Bilişim Derneği (TBD) ve Bahçeşehir Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yavuz Samur katıldı.

Bu toplantıdan çok fazla çıkarım yapmak mümkün ama bizce oyun sektörümüzü en çok ilgilendiren konu yeni bir oyun yasasının şimdiden konuşuluyor olmasıdır. Henüz ilk yasa yürürlüğe dahi girmemişken daha sert bir yasanın getirilmesi konusunda çabalar olduğu açık olarak görülmektedir. Oyun yasası çıktıktan sonra yaptığımız açıklamada bunun sürecin sonu değil, başlangıcı olduğunu ve bundan sonra hep bir yasa tartışmasının hayatımızda olacağının altını çizmiştik. Geçtiğimiz üç ayda da “Nasıl olsa yasa çıktı” deyip rehavete kapılmadık, bu alandaki çalışmaları daha da hızlandırdık, bugün görüyoruz ki daha da hızlanmamız gerekiyor. 

Güzel haber ise son altı ayda hem derneğimiz, hem sektör ve oyuncular, hem de bilgili ve sorumluluk sahibi psikoloji uzmanlarının açıklamaları, sesleri, verdikleri bilgiler devlet ve meclis tarafında çok hızlı etki etmeye başladı. Yani bizim sektör olarak verdiğimiz çabaların çok hızlı karşılık bulduğunu görmekteyiz. Bundan sekiz ay önce yapılmış bir meclis komisyonundaki tartışmalarla, bugün bu komisyonda yapılan tartışmaları kıyasladığımızda çok yol kat ettiğimiz açıkça görülüyor.

Her şeyden önce bu sefer çalışmaların henüz başındayken oyun sektörünün masaya davet edilmiş olması, saatlerce ve çok pozitif bir tutumla dinlenmiş olması çok büyük bir değişimdir. Meclisimizin oyuncuların sesine, taleplerine, oyun oynama haklarına kulaklarını tıkamadıklarını, artık oyuncuları da göz önünde bulundurarak hareket ettiklerini görmekten çok mutlu olduk.

Aralık ayında meclisteki konuşmalarda oyunlar çok büyük zararları olan, temizlenmesi ve yasaklanması gereken büyük bir sorun olarak yansıtılırken, bugün geldiğimiz noktada söz alan her milletvekilimiz sözüne "Bizim amacımız oyunları yasaklamak değil" diye başlamış ve her biri tek tek oyunların aşikar faydalarının ve oyun geliştiricilerimizin ülkemizin ekonomisine katkısının altını çizmiştir. Bu da gösteriyor ki bizler çabaladıkça ve sesimizi çıkardıkça devlet tarafında dinleniyoruz ve oyunlara yönelik algıyı çok hızlı değiştiriyoruz.

Ayrıca milletvekillerimiz "Biz oyunların asıl suçlu olmadığını, tek başına böyle bir etki yaratmadığını biliyoruz" görüşünü defalarca dile getirmiştir. Ancak burada fikir ayrılığı yaşadığımız ve toplantıda da sıkça tartıştığımız konular da oldu. Bu fikir ayrılıklarının başında bizim toplantıya getirdiğimiz tüm bilimsel araştırmalar açık olarak "Oyunlar ile gerçek hayattaki şiddet arasında anlamlı bir bağ yoktur" demesine rağmen, milletvekillerimiz buna inanmakta ciddi bir direnç göstermesi geldi. Genel yaklaşımlarını "Asıl suçlu siz değilsiniz ama bir bağ olmadığını, oyunların hiç suçu olmadığını kabul edemeyiz" şeklinde özetleyebiliriz.

Burada şunun da altını çizmek isteriz, bu yeni komisyondaki milletvekillerimiz önceki komisyonlara göre konuya çok daha hakimler. Samimiyetle ve tamamen çocukların pozitif faydası için çok yoğun çalışan bir komisyonla tanışmış olduk. Daha öncesinde bu denli çalışkan bir komisyona şahit olmamıştık.

Komisyonda oyun geçmişi olan vekillerimiz, oyunların psikolojisi ve hukuku alanında deneyimli milletvekillerimiz var. Yani geçmişten getirdiğimiz "Oyunları hiç bilmiyorlar, anlamıyorlar, yasaklamaya çalışıyorlar" eleştirisini bu komisyona yöneltmek büyük bir haksızlık olur. Zaten pek çok üyesi genç ve teknolojiye hakim bir komisyon. 

Burada bizim öne sürdüğümüz bilimsel gerçeklere karşı bir direnç göstermelerinin iki sebebi var. Birinci sebep, çok uzun yıllardır medyada bu kadar karalama propagandası yapılmış bir konuda insanların hızla bir fikir değişimine gitmeye gösterdiği doğal direnç, ikinci sebep ise de uluslararası çalışmaların ekonomik amaçlar ve çevrelerce yönlendirilmiş olabileceği endişesidir. Bu fikirlerini de açıkça beyan etmişlerdir.

Bu açıdan, ülkemizde bu konuda ilk defa gerçek anlamda bilimsel bir çalışmanın gerçekleşmesi için başlattığımız ve İTÜ Bilim Toplum Uygulama ve Araştırma Merkezi ile ortaklaşa yürüttüğümüz çalışmanın gerekliliği ve önemi bir daha ortaya çıkmaktadır.

Bu önyargıları kırmak ve bu bilimsel gerçekleri kabul ettirmek için daha fazla çalışmamız gerektiği ve bunun vakit alacağı ortadadır. Ama diğer yandan şimdiden algının çok ciddi değişmeye başlamış olduğunu görmek bizi memnun ediyor.

Toplantı sırasında bizleri endişelendiren, oyuncularımız ve sektör adına ciddi tehlikeye işaret eden bir konuyla da karşılaştık. Milletvekillerimiz oyunların kendisine hakim olsalar da oyun sektörünün teknik ve idari işleyişi konusunda yeterince bilgi sahibi değiller. Bu eksik bilgi ile çözüm önerileri üretmeye çalıştıklarında da uygulanamaz çözümler önerebilmekteler. Bu boşluğu doldurmak adına uzun uzun sektörün nasıl çalıştığını ve nelerin yapılıp nelerin yapılamayacağını anlattık, bizi sabır ve ilgi ile dinlediler. Ancak buradaki bilgi boşluğunun, halen oyun sektörü tarafından uygulanamayacak çözümlere yol açarak oyunların toptan yasaklanmasına yol açması tehlikesi ortadadır.

Mesela oyunların yerli ve milli bir derecelendirme sistemi ile sınıflandırılmasının mümkün ve oldukça kolay uygulanabilir olduğu düşüncesi tekrar karşımıza çıkmıştır. Bunun teknik olarak mümkün olmadığını ve PEGI gibi bir sistem hazırda çalışırken muazzam bir kaynak israfı olacağını detaylıca anlattık. Ama bizim aldığımız izlenim, ailelere ebeveyn denetimlerini anlatıp kullanmaya ikna etmenin çok zor ve hatta mümkün olmayacağını düşünen vekillerimizin, bir milyondan fazla oyunun devlet eli ile sınıflandırılmasını uygulanabilir bulduğudur. 

Diğer bir yanılgı ise aileleri bu sorumluluktan kurtarmak adına; yaş sınırlandırmasının tamamen oyun platformlarınca ve kolayca yapılabileceği fikridir. Hatta "Oyun platformları oyuncuların yaşını e-devlet üzerinden kontrol etsin, çocukların indirdikleri oyunları ve davranışlarını takip etsin, sıkıntı gördüğü noktada çocuğun rehber öğretmenine email ile bildirim yapsın" gibi fantastik çözümlerle de karşılaştık maalesef. Çin'de dahi olmayan böyle bir sistemin çocuklarımızın biyometrik ve kişisel verilerini bütün dünyadan onbinlerce yabancı şirkete açıp, ulusal güvenliğimizi tehlikeye atmadan nasıl kurulacağını ve kaç milyar dolara mal olacağını biz oyun sektörü olarak hayal edemiyoruz. Kaldı ki hiçbir oyun platformunun bu kadar karmaşık bir sistemi Türkiye üzerinden kurmayacağı, bu geliştirme yükünün altına girmektense Türk oyuncularını toptan yasaklamayı tercih edecekleri aşikardır.

Milletvekillerimiz oyunların yasaklanmasını arzu etmese ve böyle bir niyetleri olmasa da, bu tip uygulanamaz uygulamaların pratikte oyunların toptan yasaklanmasına yol açacağını net olarak görememektedir. Bu konunun altını da net olarak çizdik ve sektör gerçekleri ile uyuşmayan çözümlerin fiilen oyun yasaklamaktan bir farkı olmadığını ifade ettik.

Bu yılın ilk üç ayında yaşadığımız gibi, bu tip uygulama önerilerinin oyuncuların oyun hakkına bir tehdit olarak karşımıza çıkacağı ve bu konuda sektörün bilinçlendirme çalışmalarına hız vermesi gerektiği açıktır.

Güvenli Oyun İçin Öneriler

Toplantı boyunca milletvekillerimiz ile en sık buluştuğumuz ortak fikir ise çocukların yaşına uygun içeriklere erişimini sağlamamız gerektiği ve bu konuda ailelerin eğitilmesinin önemidir. Bu konudaki somut önerilerimizi de şu şekilde ifade ettik:

1- Kötü davranış bulaşıcıdır. Oyuncularımız küfür, ayrımcılık, tehdit, istismar gibi istenmeyen davranışlarla karşılaştığında bunlara tepki veya cevap vermek yerine hemen raporlamalı ve bu kötü davranışı sergileyen kişilerin oyunlardan atılmasını sağlamalıdır. Oyuncuların bu yönde eğitilmesine önem gösterilmeli ve bu şikayetlerin oyun platformların tarafından dikkate alındığından emin olmalıyız.

2- Yaşa uygun içerik ve güvenli sosyal iletişim konusunda sadece aileleri değil oyuncuları da eğitmeliyiz. Bu konuda sorumluluk daha çok oyun şirketleri, medyası ve yayıncılarına düşmektedir. Gençlerin kendi yaşına uygun içeriği tüketmesi gerekliliğini benimsemesi, bu kontrolleri ailelerin de daha rahat uygulamasını sağlayacak ve aile içi çatışmaların önüne geçecektir.

3- Ailelere ücretsiz ve ücretli oyunlar arasındaki farkları göstermeli ve özellikle küçük yaştakiler için ücretli oyunların daha güvenilir olduğunu anlatmalıyız. Aileler sırf bedava olduğunu düşündükleri için çocuklarını sosyal yönetimi daha sıkıntılı ve gelişmiş satış mekanikleri olan oyunlara yöneltmekte ve günün sonunda bu oyunlara daha fazla masraf yapıp, çocuklarını kontrolsüz reklam içeriklerine maruz bırakmaktadır. Bu konuda bilinçlenmemiz ve daha sağlıklı olan içeriği tüketmemiz önemlidir.

4- Ailelerin çocuklarını, küçük yaştakilere daha uygun olan platformlara yönlendirmesini sağlamalıyız. Pek çok ebeveyn halihazırdaki cihazı ne ise bunu oyun amaçlı çocuğuna kullandırmaktadır. Ama özellikle bilgisayarlar kontrol ve denetimi daha zor olan, web oyunları ya da kopya oyun gibi asla denetlenemez alanları olan cihazlardır. Bunun yerine Nintendo Switch veya tablet üzerinden Apple Arcade gibi çocuklara uygun ve denetim mekanizmaları güçlü platformlara yönlendirilmelidir. Google'ın Play Pass servisinin ülkemizde başlatılması için çalışılmalıdır. Oyun konsollarındaki çok yüksek ÖTV yükü kaldırılarak çocuklar için daha kontrollü ve güvenli olan oyun konsollarının ve platformlarının erişilebilir hale getirilmesi sağlanmalıdır.

5- Yaş derecelendirmesi ve ebeveyn kontrollerinin aileler tarafından kullanılması ve yaygınlaşması için çok ciddi çalışmalar yapmalıyız. Bu içeriklerin hazırlanmasında oyun sektörü ile içerik konusunda işbirliğine giderek doğru ve özet bilgiyi oluşturmalı ve ardından özellikle kamu spotları ile ailelerimize ulaştırmalıyız

6- Oyun platformları ve popüler oyunların güvenli oyun sistemlerinin doğru ve düzenli olarak çalıştığını sürekli kontrol altında tutmalıyız. Bu amaçla oyuncuların karşılaştıkları sorunları ve uygulamadaki eksikleri kolayca ve hızla raporlayabilecekleri yeni bir geri bildirim sistemi kurmalıyız.

7- Oyuncuların güvenli oyun alanlarına ve haklarına öncelikle kendilerinin sahip çıkmasını ve denetim mekanizmasında rol almalarını sağlayacak uygulama ve eğitimleri önceliklendirmeliyiz.

Bu çözüm önerilerinin hayata geçmesi için sektörün, kamunun ve akademinin daha aktif çalışması için ciddi bir çaba harcıyoruz. Türkiye'ye içerik sağlayan oyun yayıncıları ve platformlarının çoğu bu konuda üstlerine düşen sorumlulukların farkındadır ve bu konuda çalışmalara destek vermeye başlamışlardır. Akademik kurumlarımız bu çabalarımızda bize en yakın ve en güçlü desteği sunmaktadır. Kamu kurumlarımız da bu çalışmaların oyun sektörü ile eşgüdümlü ilerlemesi gerektiğini görmektedir.

Oyunlar ile ilgili doğru ve bilimsel bilgileri, şeffaf ve etkili şekilde yayma konusundaki çalışmalarımıza önümüzdeki dönemde de elimizden geldiğince güçlü olarak devam edeceğiz. Bu konudaki sorumluluğun sadece TOGED’e değil oyuncusundan, dijital yayıncısına, medyasından, oyun topluluklarına kadar tüm sektöre düştüğünün altını tekrar çizmek isteriz.''

İlgili Haberler