ABD Merkez Bankası (Fed) eski yöneticilerinden Donald Kohn, arz şoklarının yol açtığı enflasyonun siyasetçileri merkez bankalarını hedef almaya yöneltebileceğini ve bunun da merkez bankası bağımsızlığı üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.
ARZ ŞOKLARI VE ENFLASYON BASKISI
Kohn, İran savaşı gibi enerji krizi yaratan gelişmelerin arz yönlü enflasyon baskısını artırdığını ve merkez bankalarının düşük ve istikrarlı enflasyon hedeflerine ulaşmasını zorlaştırdığını söyledi.
Tokyo’da Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) ev sahipliğinde düzenlenen konferansta konuşan Kohn, reel gelirlerdeki düşüşün kamuoyu memnuniyetsizliğini artırabileceğini belirtti.
MERKEZ BANKASI BAĞIMSIZLIĞI ÜZERİNDEKİ BASKI
Kohn, ekonomik koşulların siyasi liderleri merkez bankalarını suçlamaya daha yatkın hale getirdiğini ifade ederek, bu durumun bağımsızlık ihtiyacını zayıflatmak yerine güçlendirdiğini söyledi.
Kohn’a göre enflasyon baskısı politika kontrolü dışındaki unsurlardan kaynaklandığında, kısa vadeli çözümler için siyasi baskı artarken, uzun vadeli disiplin ihtiyacı daha da önem kazanıyor.
FAİZLER VE BORÇ RİSKİ
Kohn, yüksek kamu borcu seviyelerinin faiz oranlarının bir süre büyüme oranlarının üzerinde kalmasına yol açabileceğini belirtti. ABD’de daha düşük faiz çağrılarının da bütçe dengeleriyle bağlantılı siyasi baskılar içerdiğini ifade etti.
Ayrıca “mali baskınlık” riskine dikkat çeken Kohn, bunun hükümetlerin borç sürdürülebilirliğine güvenin zayıflaması ve merkez bankalarına finansman baskısı oluşması anlamına gelebileceğini söyledi.
BAĞIMSIZLIK ÜZERİNDEKİ RİSKLER ARTIYOR
Brookings Institution kıdemli araştırmacısı da olan Kohn, şu an böyle bir durum yaşanmasa da mali baskıların açık bir kriz ortaya çıkmadan önce bile merkez bankası bağımsızlığını tehdit edebileceğini ifade etti.
Kohn, merkez bankası bağımsızlığına yönelik baskıların azalmak yerine artmasının daha olası olduğunu belirtti.
MERKEZ BANKALARINA KURUMSAL UYARI
Kohn, merkez bankalarının bağımsızlıklarını koruyabilmek için disiplinli, şeffaf ve tutarlı iletişim kurması gerektiğini söyledi. Belirsizlik karşısında temkinli olunması ve ekonomik modellerin sınırlılıklarının göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.
Kohn ayrıca, modellerin ekonomik analizde yardımcı araçlar olduğunu ancak tek başına politika yapımını açıklamak için yeterli olmadığını belirterek, ekonomik sürecin bütüncül ve disiplinli bir çerçeveyle ele alınması gerektiğini ifade etti.
