65 yaş üstü nefes aldı

Salgın nedeniyle yaklaşık iki aydır evde kalan 65 yaş üstü güneşe çıktı. “Çıkmasaydım çıldıracaktım” diyerek, denize bakıp iç geçiren de vardı, sokak sevinciyle sosyal mesafeyi unutan da. Mahsur kaldığı için arılarının sağlığından duyduğu endişeyle, “Bırakmıyorlar gideyim” diye şikâyet eden de oldu. “Bugün bizim günümüz siz ne arıyorsunuz sokaklarda” diye kafa bulan da...

11 Mayıs 2020 Pazartesi, 06:00
Abone Ol google-news

Koronavirüs salgını dolayısıyla uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle, yaklaşık iki aydır sokağa çıkamayan 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı bulunan yurttaşlar, sahile ve parklara akın etti. Güneşlenen, yürüyüş yapan ve deniz havasını içine çekenler arasında durumundan memnun olan da var, şikâyetçi olan da...

PSİKOLOJİK TEDAVİ GEREK

Beşiktaş sahilinde güneşlenen ve ablası doktor olan Muazzez teyze (72) bizi görünce “Sizin ne işiniz var bugün bizim günümüz” diyor. Muazzez teyze birazcık kızgın. Kendilerinin vebalı gibi evlere tıkıldığını belirterek “Bilim Kurulu karar vermeye korkmasın. Onlara kimse bir şey yapamaz. Dünyanın en değerli insanları. Allah’tan benim oğlum bir tesadüf nikâh için yurdışından gelmişti burada kaldı. Bütün ihtiyaçlarımı o karşıladı. O olmasa nasıl olurdu çok merak ediyorum. Bizi yönetenlerin büyüklere hiç saygısı yokmuş. Onlar da bu yaşa gelecek. Bakın mikrop çok demokrat. Zengin, fakir bakmıyor. Sokağa çıktım sonunda, yaşasın özgürlük. İhtilal döneminde sokağa çıkma yasağını yaşadım ama o zaman sokağa çıkıyorduk, askerlerimize yemek veriyorduk. Bu tam bir faşizm. Hipokrat yemini edenlere küskünüm. Bu süreçten sonra psikolojik tedaviye ihtiyacımız var” diyor.

‘ALATURKA İDARE’

Nursel Akyazı (69) arada izin ile dışarıya çıkabildiğini söyleyerek “Buranın kalabalıklığı biraz beni ürküttü. Hava çok güzel, böyle bir uygulama yapılması da çok güzel. Evden oturmaktan ziyade virüs psikolojimizi bozdu. İlerleyen günlerde havalar güzelleştikçe, programlarımız aksadıkça belki psikolojimiz bozulabilir” diye konuşuyor. Sahilde yerinde duramayan ve sürekli volta attığını söyleyen Ergün Çavuşoğlu (71) ise “Benim gibi çok gezen birisi için içerde olmak biraz zor oldu. Her gün yürüyüş yapan bir insandım. Bu süreçte bize hafta içi resmi dairelerin açık olduğu bir günde izin vermeleri lazım. Çünkü kredi kartı borcumuz, faturalamız öyle duruyor. Gidip ödeyecek insan da yok. Bugün arabamı alıp her köşeyi gezmek istedim ama polisler izin vermez diye vazgeçtim. Evde çıldırıyordum. Böyle bir süreç yaşadığımı hiç hatırlamıyorum. Tam alaturka idare ediliyoruz” diyor.

‘ÇIKSAYDIK ÖLÜM ORANI ARTARDI’

Denizi izleyip uzaklara dalan Mehmet Balcı (66) da evde hiç sıkıntı çekmediğini dile getirerek “Devletimizden Allah razı olsun. Biz dışarı çıksaydık ölüm oranları artardı. Bu süreç güzel yönetildi. Esnaf da bir telefonumuzla bütün ihtiyaçlarımızı eve getirdi. Üç dört ay önce camiye gittiğimde arkadaşlarıma ‘tokalaşmayalım’ diyordum, kızıyorlardı” ifadelerini kullanıyor. 85 yaşındaki Vahdet İzgün ise eşine pasta almak istediğini ama hiçbir yerin açık olmadığından yakınarak “Çocuklar uzakta ben almak istedim ama olmadı” diyor.

ARILARIMIN GÜNAHI ONLARIN BOYNUNA

Erzincan’dan İstanbul’a ağabeyini görmeye gelen ve Okmeydanı’nda bulunan Anadolu Parkı’nda adımlayan Şükrü Sel (74) ise çok dertli. Erzincan Refahiye’deki köyüne gitmek istiyor. Kaymakamlığa, valiliğe uluşamadığını söyleyen Sel, “İki aydır burada mahsur kaldım. İhtiyaçlarımızı kendimiz karşıladık. Maskemi kendim aldım. Bizden para istiyorlar ama yaralarımızı sarmıyorlar. 8 kovan arım Refahiye’de ölebilir. Kimse bakmıyor. Onlar ölürse günahı onların boynuna” diye konuşuyor.