"AB hedefinden vazgeçmedik"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Dünyada önemli bir aktör olmaya devam eden Avrupa Birliği'nin Türkiye ile ilişkilerini de aynı şekilde stratejik bir bakış ışığında ele alması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

30 Ekim 2012 Salı, 20:12
Abone Ol google-news

Erdoğan, Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği'nin yeni hizmet binasının açılış töreninde vatandaşlara hitap etti. Sözlerine, ''Sizlere 75 milyonun selamlarını getiriyorum'' diyerek başlayan Erdoğan, Almanya'daki vatandaşların Kurban Bayramı'nı ve Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı.

Büyükelçiliğin yeni binasının tarihi ve mülkiyeti itibarıyla yaklaşık yüz yıl önceye, Osmanlı dönemine kadar uzandığını ifade eden Erdoğan, ''Burası Osmanlı Devleti'nin büyükelçisi İbrahim Hakkı Paşa tarafından 24 Mayıs 1918'de mülkiyetimize geçirilen Berlin'deki ilk Osmanlı sefaretinin bulunduğu yerdir'' diye konuştu. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle'nin konuşmasında ''Eski yerinize hoş geldiniz'' sözünü anımsatan Erdoğan, ''Ben de kendilerine hoşbulduk diyorum'' ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: ''Aynı bina, cumhuriyetin ilanını takip eden yıllarda da 1943 yılında 2. Dünya Savaşı'ndaki hava bombardımanları sonucu yıkılana kadar Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin büyükelçiliği olarak hizmet verdi. Bugün bu açılış vesilesiyle neredeyse bir asır öncesi büyükelçiliğimizin bulunduğu yere geri dönmüş bulunuyoruz. Büyükelçilik binamızı bu tarihi perspektif içinde, yeri ve mimarisi itibarıyla Türk kültürünü ve köklü devlet geleneğimizi layıkıyla temsil eden bir yapı olarak, bir mimari eser olarak görüyorum. Yine bu binayı yerinin geçmişi itibarıyla Almanya ile derin tarihi kökleri bulunan yakın dostluk ilişkilerimizin de sembolü olarak kabul ediyorum.

Esasen Türkiye ve Almanya arasındaki diplomatik ilişkiler bundan çok daha eskilere, 2013'te 250 yılı geride bırakmış olacağız. 250 yıllık diplomatik ilişkilerde bir geçmişimiz var. Ahmet Resmi Efendi'nin Prusya'ya elçi olarak atandığı 19 Kasım 1763 tarihine kadar uzanıyor. Nitekim 2013'te de hep birlikte Türk ve Almanlar olarak diplomatik ilişkilerimizin kuruluşunun 250. yıl dönümünü kutlayacağız.''

Almanya'nın Avrupa Birliği (AB) projesinin başlangıç noktası ve başarı hikayesi olması dolayısıyla da özel bir konuma sahip olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Avrupa devletlerinin birbirlerine entegre olarak kurdukları bu beraberlik, 2. Dünya Savaşı ertesinde geliştirilen uzun vadeli stratejik bir vizyonun ifadesidir. Halen yaşanmakta olan ekonomik kriz, bu temel stratejik barış projesinin giderek daha fazla önem kazanacağını ortaya koyuyor. Bu çerçevede dünyada önemli bir aktör olmaya devam eden AB'nin Türkiye ile ilişkilerini de aynı şekilde stratejik bir bakış ışığında ele alması gerektiğine inanıyoruz. Birliğin genişleme sürecinin devam ettirilmesi suretiyle barış, huzur ve refahın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasının sağlanmasını diliyorum. Türkiye, AB'nin amacına ve başarısına inandığı için üyelik hedefinden vazgeçmedi. Müzakere sürecinde siyasi saiklerden kaynaklanan tıkanıklığın bir fayda getirmediğini, üyeliğimizin her iki tarafın yararına olduğunun görülmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyoruz.''

Almanya'daki aşırı sağcı saldırılar

''Avrupa genelinde ekonomik krizle bağlantılı olarak yabancı düşmanı ve İslam karşıtı eğilimlerin artış gösterdiğine şahit oluyoruz'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
''Norveç'te yaşanan ve 77 masum insanın hayatına mal olan menfur olay, önlem alınmazsa bu eğilimlerin nerelere uzanabileceğini bize maalesef bir kez daha hatırlattı. Almanya'da aşırı sağcı saldırıların hedefinde yer alan Türk toplumunun tepkilerini ve beklentilerini de muhataplarımıza her görüşmemizde ifade ediyoruz. Almanya kamuoyunun da büyük tepkisine de yol açan acımasız cinayetlerin tam olarak aydınlatılmasını bekliyoruz. Müslümanlar ve Hristiyanlar arasındaki ön yargıların yıkılmasına yönelik çabalara büyük önem veriyoruz. Bu amaçla İspanya ile başlattığımız Medeniyetler İttifakı girişimimizin ehemmiyeti giderek daha iyi anlaşılıyor. Medya, sivil toplum ve düşünce kuruluşlarının ötekileştirmeye karşı mücadelede sorumluluk üstlenmesini bekliyoruz. Hükümetlerin de bu yöndeki çalışmalarını kamuoyunda açıkça ifade etmeleri ve kararlı davranmaları gerekiyor. Türkiye gelişen ekonomisi, giderek yükselen demokratik standartları, siyasi istikrarı ve bölgesinde, dünyada izlediği çok boyutlu aktif dış politikasıyla bu konuda üzerine düşeni yapmaya hazırdır. Türkiye yalnızca son dönemde dünyanın odaklandığı Ortadoğu'da değil, Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Karadeniz'den Kafkasya'ya kadar geniş bir alanda barış ve işbirliği politikası izliyor. Ortadoğu ve Arap dünyasında yaşanan değişim hareketlerini, hem demokrasi hem bireysel özgürlükler hem de güvenlik ve siyasi boyutlarıyla izliyoruz. Burada diğer devletlerin yapıcı rol oynayabilmeleri için samimi olarak ve ilkeli tutum sergilemelerini özellikle vurgulamak istiyorum.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Almanya'da yaşayan Türklere seslenerek, ''Burada kalıcı olmaya, yerleşmeye, ev almaya, iş kurmaya karar verdiğiniz andan itibaren sizler artık buranın bir parçasısınız. Kesinlikle entegrasyon konusunda en ufak bir sıkıntınızın olmaması gerekir. Birliğinizi, beraberliğinizi, dayanışmanızı güçlü tuttuğunuzda Avrupa'daki en güçlü, en etkili, en dinamik toplum olacaksınız'' dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği'nin yeni hizmet binasının açılış töreninde, Almanya'da yaklaşık 3 milyon Türk vatandaşı ve Türk kökenli Alman vatandaşı olduğunu, bunların iki ülke arasındaki ilişkilerin en önemli unsurlarından birini oluşturduğunu söyledi.

Ülkedeki Türk toplumunun hayatın her alanına aktif olarak katılması için eğitimin önemli şart olmaya devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, ''Biz Almanya'daki Türklerin hem Almanca'yı hem Türkçe'yi en iyi şekilde konuşabilmelerini arzu ediyoruz. Bu anlamda vatandaşlarımızın çift dilli olmalarını bir zenginlik olarak görüyor ve güçlü şekilde teşvik ediyoruz'' diye konuştu.
Erdoğan, Almanya'da yaşayan Türklerden, ülkedeki sosyal, ekonomik ve siyasi hayata daha fazla katılmalarını isteyerek, ''Bu sadece sizin için değil sizden sonraki nesiller için de hayati derecede önemlidir'' ifadesini kullandı.

Barış ve hoşgörünün Türk kültürünün temel özelliklerinden biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Sizler daima diyaloğa önem vermeli, açık fikirli olmalısınız. Çünkü sizler Hoca Ahmet Yesevi'nin, Yunus Emre'nin, Hacı Bektaş Veli'nin, Seyyid Abdülhakim Arvasi'nin, onların sevgi, barış, kardeşlik yolunun mirasçılarısınız'' diye konuştu.

''Arkanızda bölgesinde ve dünyada söz sahibi Türkiye Cumhuriyeti var''

Almanya'da yaşayan Türklerin, çocuklarının mümkün olan en iyi eğitimi almalarını sağlamak için ellerinden geleni yapmaları gerektiğine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Unutmayın, siz de çocuklarınız da tıpkı Fuzuli'yi, Mehmet Akif'i, Necip Fazıl'ı, Yahya Kemal'i okuyup anladığınız gibi Hegel'i, Kant'ı, Goethe'yi de okuyup anlamalısınız. Bu şekilde iki kültürü birden öğrenmek sizin için bir külfet değil tam tersine çok değerli bir avantaj, büyük bir zenginliktir. Bunu başardığınızda Alman toplumunun sizi çok daha kolay kabullendiğini, size daha fazla saygı duyduğunu göreceksiniz.
Türkiye'nin izlediği politikalarda ilkeli ve hakkaniyetten yana duruşunun, sizlerin bu yöndeki gayretlerinize güç ve katkı sağlayacağına inanıyorum. Şundan emin olun, sizin arkanızda artık güçlü ekonomisiyle, aktif dış politikasıyla bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Sizler de tıpkı ülkenizde olduğu gibi hedeflerinizi büyütmelisiniz. Burada kalıcı olmaya, yerleşmeye, ev almaya, iş kurmaya karar verdiğiniz andan itibaren sizler artık buranın bir parçasısınız. Kesinlikle entegrasyon konusunda en ufak bir sıkıntınızın olmaması gerekir. Birliğinizi, beraberliğinizi, dayanışmanızı güçlü tuttuğunuzda Avrupa'daki en güçlü, en etkili, en dinamik toplum olacaksınız. İşte o zaman şu anda karşılaştığınız ve aşmakta zorlandığınız engellerin önünüzde birer birer yok olduğunu göreceksiniz. Kendinizi buralarda misafir olarak görmeyin, eğreti durmayın, kolay değil, 50 yıl geçti. Biliyorsunuz, 50. yılı kutladık geçen yıl. Alman dostlarımızla birlikte kutladık.''

Gelecek yıl Türkiye ile Almanya arasındaki diplomatik ilişkilerin başlamasının 250. yılı kutlayacaklarını da dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu, çok önemli bir süreç. Bu süreci bir kenara atamazsınız. Ben önümüzdeki dönemde sizlerin her birinizin, çocuklarınızın, torunlarınızın çok büyük başarılara imza atacaklarına yürekten inanıyorum. İşte, yavrularınızdan bir tanesi, Mesut Özil, şu an Alman Milli Takımı'nda, Almanya için milli mücadelesini veriyor ve bir komplekse kapılmadan bunu yapıyor. Türkiye'den bunu izleyenler de çok daha farklı duygular içinde izliyor. Bunlar diplomasinin alternatif yaklaşım metotlarıdır. İşte siz bunu başardınız. Bizim Büyükelçimizi az önce dinledik. Dışişleri Bakanım ile onu konuştuk, Avni Bey burada doğdu, burada büyüdü ve şimdi de buraya Büyükelçi olarak geldi. Ben tabii şimdi Sayın Westerwelle'ye şunu söyleyebilirim, yarın şansölye Merkel'a da söyleyebilirim. O da nedir? Diyebilirim ki aynı şekilde, bir benzerini de siz yine burada doğmuş, büyümüş Türkler'den Alman vatandaşı olup, onu Türkiye'ye büyükelçi olarak atayabilirsiniz. Bunlar hem diplomatik ilişkileri çok daha hızlandıracaktır, çok daha kolaylaştıracaktır.''

''Almanya, en büyük ticaret ortağımız''


Giderek büyüyen ve çeşitlenen ekonomik ilişkilerin, Türkiye'nin Almanya ile münasebetlerinde ayrı bir önemi olduğunu belirten Erdoğan, Almanya ve Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin, çok ileri bir seviyede bulunduğunu ifade etti.
Almanya'nın, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'ye gelen turist sayısında birinci sırada Almanya'nın bulunduğunu dile getirdi.
Türkiye'ye yatırım yapan uluslararası şirketlerin sayısı açısından Almanya'nın 5 bine yakın şirketle birinci sırada yer aldığını belirten Erdoğan, şöyle dedi:

''Hem ortak Avrupa pazarında hem de dünya piyasalarında etkin iki ekonomik güç olarak ülkelerimiz arasındaki işbirliğini daha da güçlendirmemizin gerektiğine inanıyorum. Elbette burada Almanya'daki Türk kardeşlerimizin ekonomik faaliyetlerini de takdirle ifade etmemiz gerekiyor. Bu ülkede vatandaşlarımız 8 milyar avro yatırımla kurdukları 70 binden fazla ticari işletmeyle yıllık 35 milyar avro ekonomik çıktı üretiyor. Türkler tarafından kurulan işletmelerde 350 binden fazla kişiye istihdam imkanı sağlanıyor. Bütün bu güçlü ilişkilerin etkisiyle Türkiye ile Almanya arasındaki ticaret hacmi 2011 yılında nereye ulaştı biliyor musunuz? 32 milyar avroya.''

''AB'de yaşanan krizin çözümü için üzerimize düşeni yapıyoruz''


Başbakan Erdoğan, günümüzde hiçbir ülkenin kendisini de etkileyen bölgesel ve küresel boyutlu tehlikeleri tek başına bertaraf edebilme imkanına sahip olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

''Dünya konjonktürü hem komşularımızla hem de ortaklarla işbirliği ve empati kurmayı her zamankinden daha gerekli kılıyor. Avrupa Birliği'nde yaşanan krizin çözümü için, siyasi sorumluluk için özellikle bizler üzerimize düşeni yapıyoruz. Avro Bölgesi için öngörülecek düzenlemeler sadece birlik üyesi ülkelerin değil onlarla birlikte hepimizin geleceğini ilgilendiren sonuçlar doğuruyor. Bunun için Avrupa Birliği'nin krizden güçlenerek çıkması konusunda samimi temennilerimizi ifade ediyoruz.''

Erdoğan, Türkiye ve Almanya'nın bölgesel ve küresel önemi olan konularda siyasi diyalog içinde bulunmasının, ikili ilişkilerini daha da genişletmesinin her iki ülkenin ortak yararına olduğunu vurguladı.