AB ve ABD'nin planı: "Türkiye göçmen deposu yapılmak isteniyor"

Afganistan'dan başlayan göç dalgasından en çok etkilenen ülke Türkiye oldu. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, “Günümüzde sığınmacılar güçlü devletlerin hedef ülkelerin demografik yapısını değiştirerek o ülkeleri şekillendirmek amacı ile kullandıkları stratejik bir araca dönüşmüştür.” dedi.

24 Ağustos 2021 Salı, 15:47
AB ve ABD'nin planı:
Abone Ol google-news

Taliban, başkent Kabil’i ele geçirmesiyle Afganistan’ı hakimiyet altına aldı. Bununla birlikte Afganistan’da çevre ülkelere büyük bir göç dalgası başladı.

Göç dalgasından en fazla etkilenen ülke ise Türkiye oldu. Bu süreçte, ülkeye çok sayıda Afgan girişi yaşandı. 

Türkiye, büyük bir göçmen kriziyle karşı karşı kalırken iktidarın konuyla ilgili nasıl bir adım atacağı ise merak konusu oldu. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, göçmenlerle ilgili dün yaptığı açıklamada, “Türkiye'nin bir tane daha fazla mülteci alacak bu yükü kaldıracak kapasitesi yoktur.” dedi. Bununla birlikte henüz somut bir adım atılmadı.

“TÜRKİYE HEDEF ÜLKE HALİNE GELDİ”

Türkiye’nin son 10 yılda karşı karşıya kaldığı göçmen kriziyle ilgili Cumhuriyet’e konuşan Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, “Günümüzde sığınmacılar güçlü devletlerin hedef ülkelerin demografik yapısını değiştirerek o ülkeleri şekillendirmek amacı ile kullandıkları stratejik bir araca dönüşmüştür.” dedi.

Türkiye’nin göçmenlerle dönüştürülmeye çalışılan hedef ülke haline geldiğini söyleyen Eslen, “Sığınmacıların oluşturduğu güvenlik sorunu aşabilmek için öncelikle ABD ve AB baskılarına rağmen siyasi irade oluşturmak, Türkiye’nin çıkarlarını önceleyen bir mücadele stratejisi geliştirerek uygulamak gerekmektedir.” diye belirtti.

Eslen şunları söyledi:

Çağdaş güvenlik anlayışı içinde sığınmacılar ciddi güvenlik sorunudur. 

Küresel gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksulluk, savaşlar, ülke içi silahlı mücadeleler, iklim koşulları nedenleri ile sığınmacı sorunları ortaya çıkmaktadır. 

Gelecekte, küresel ısınma nedeni ile bazı coğrafi bölgelerde ortaya çıkacak susuzluk, kuraklık, gıda krizleri ve iç çatışmalar nedenleri ile de sığınmacı sorunları yaşanacaktır ve Türkiye de sığınmacıların hedefi olacaktır.

Kendi çıkarlarını gerçekleştirmek amacı ile hedef ülkelere müdahale eden veya iç karışıklık çıkaran devletler sığınmacı sorununa neden olmaktadır.

Günümüzde sığınmacılar güçlü devletlerin hedef ülkelerin demografik yapısını değiştirerek o ülkeleri şekillendirmek amacı ile kullandıkları stratejik bir araca dönüşmüştür.

Türkiye de sığınmacılar  ile şekillendirilmek istenen hedef bir ülkeye dönüştürülmüştür.

Türkiye, coğrafi konumu ile Ortadoğu’dan ve Orta Asya’dan Avrupa’ya gitmek isteyen sığınmacılar için aktarma görevi yapan bir ülkedir.

'TÜRKİYE SIĞINMACI DEPOSU YAPILMAK İSTENİYOR'

ABD, Türkiye’yi bir sığınmacı deposuna çevirerek iç cephenin insicamını bozmak isterken, Avrupalılar ise Türkiye’yi istikrarsız Ortadoğu ve Orta Asya arasında, sığınmacıların Avrupa’ya girmesini önleyen bir tampon coğrafya, sığınmacı deposu olarak görmekte bu nedenle Türkiye’ye önem vermektedir.

Sığınmacılar, Türkiye’nin iç cephesinin insicamını bozan ve gecikmeden gerçekçi tedbirler alınmasını gerektiren ciddi bir iç güvenlik sorununa dönüşmüştür.

Suriye’den gelen sığınmacılar, Türkiye’nin demografik yapısını bozarken, Suriye sınırına paralel illerde demografik yapıyı bütünü ile değiştirerek Türkiye içinde bir Suriye kuşağı oluşturmaktadır. Suriye’den gelen sığınmacı kadınların yüksek doğum oranı da dikkate alındığında bu sorunun gelecekte daha da büyük bir güvenlik sorununa dönüşmesi beklenmelidir.

Ayrıca, Suriye’den gelen sığınmacıların  bu ülkede boşalttığı bölgelere PKK-YPG yerleşmekte ve bu sığınmacı hareketi PKK-YPG’nin kontrol ettiği coğrafyayı genişletmekte ve onu güçlendirmektedir.

Afganistan’dan gelen sığınmacılar organize bir şekilde Türkiye’ye girmekte ve zaten mevcut olan sığınmacı güvenlik sorununu şiddetlendirmektedir.

Sığınmacı sorunu zaman içinde, şiddetini artırarak iç cepheyi sarsabilecektir.

Sığınmacıların oluşturduğu güvenlik sorunu aşabilmek için öncelikle ABD ve AB baskılarına rağmen siyasi irade oluşturmak ve bu sorunla baş edebilmek için mutlaka Türkiye’nin çıkarlarını önceleyen bir mücadele stratejisi geliştirerek uygulamak gerekmektedir."