Abdullah Gül'den önemli mesajlar

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni yasama yılının açılışında yaptığı konuşmada Meclis'in 1921 ve 1924'ten sonra ilk kez millet iradesine dayalı bir anayasa yapma sorumluluğunu taşıdığını belirtirken yeni anayasanın esnek ve özgürlükçü bir karaktere sahip olması gerektiğini vurguladı.

01 Ekim 2011 Cumartesi, 08:31
Abone Ol google-news

Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Genel Kurulu'nda yeni yasama yılının açılış konuşmasını yaptı. Meclis'in, milletin kayıtsız şartsız egemenliğini temsil eden en kudretli kurum olduğunu belirten Gül, 12 Haziran seçimlerinde halkın tercihlerini güçlü bir şekilde yansıtan bir tablonun ortaya çıktığını, siyasetin tüm renk ve eğilimlerinin büyük ölçüde Meclis'te temsil edilmesini sağladığını ifade etti.

TBMM 24. DÖNEM-FOTO GALERİ

"1921 ve 1924'ten sonra ilk kez millet iradesine dayalı Aayasa yapma şerefine sahipsiniz"

13 Haziran sabahı itibariyle Türkiye'nin en önemli gündem maddesinin yeni bir anayasa hazırlanması olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, "Aziz milletimiz, siz değerli milletvekillerimize uzun süredir özlemini duyduğu, 1921 ve 1924 anayasalarından beri ilk defa millet iradesine dayanan bir anayasa yapma mesuliyetini ve şerefini tevdi etmiştir. Bu şerefli vazifeyi ifa ederken, büyük bir sorumluluk ve özgüven içinde hareket etmelisiniz. Zira bu süreç, korku, endişe, tahammülsüzlük ve kısır kavgalarla tekemmül ettirilebilecek bir süreç değildir" diye konuştu.

"Yeni Anayasa esnek ve özgürlükçü karaktere sahip olmalı"

Türkiye'nin 200 yılı aşkın bir anayasa süreci tecrübesinin olduğunu, bu tecrübelerin, milleti önümüzdeki yüzyıla taşıyacak yeni bir anayasaya ışık tutacağını söyleyen Gül, "Yüce meclisimiz, Kurtuluş Savaşımızın yapıldığı en zor şartlarda dahi, sivil bir anayasa yapmaya muktedir olmuş bir meclistir. Bizzat Gazi Mustafa Kemal'in riyaset ettiği Meclisimizin hazırladığı 1921 ve 1924 anayasalarımızdan sonra yapılan tüm anayasalar, maalesef, demokrasimizin, dolayısıyla milli iradenin askıya alındığı ara dönemlerin ürünüdür" dedi. Bir ara dönem ürünü olan 1982 Anayasası'nın son yıllarda yapılan çok kapsamlı reformlara rağmen milletin ulaştığı demokratik ve ekonomik seviyeye "dar geldiğini" dile getiren Gül, yeni anayasanın "esnek ve özgürlükçü" bir karaktere sahip olması gerektiğini vurguladı. Anayasalar üzerinden milletin farklı siyasi çizgilerini zapturapt altına alma, devlet ve millet arasında bir gerginlik oluşturma anlayışından uzak durulması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, "esneklik" kavramıyla yeni toplumsal dinamikleri kapsayan bir anlayıştan bahsettiğini belirtti.

"Anayasa vesayeti örtülü bir şekilde sürdürmemeli"

Cumhurbaşkanı Gül, 1982 Anayasası'nın temel sorununun, toplumsal dinamikleri bir sorun sayması olduğunu dile getirerek "Yeni anayasa bunun tam aksine, toplumsal dinamiklerden yararlanmalı ve özgürlükçü bir zihniyetle hazırlanmalıdır" dedi. Yeni anayasanın temel ilkeleri güçlü bir şekilde belirleyen ancak fazla detaya girmeyen, temel hak ve özgürlükleri her yönüyle eşit vatandaşlık temelinde güvence altına alan, herkesin üzerinde mutabık olduğu demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetin temel ilkelerinden taviz vermeyen bir anayasa olması gerektiğini belirten Gül, "Bir yandan devletin bekası konusunda her türlü tedbiri alırken diğer yandan devletin, milletin hizmetinde olduğunu unutmayan bir anayasa olmalıdır. Bu bağlamda, vesayeti örtülü bir şekilde başka organlar aracılığıyla sağlamak yerine, çağdaş demokrasilerde olduğu gibi açık bir şekilde halka tevdi eden bir anlayışı hakim kılmalıdır" dedi.
 

"Yeni Anayasa hiçbir partinin, ideolojinin mührünü taşımamalı"

Gül, yeni anayasanın çağdaş demokrasilerin şeffaflık ve hesap verilebilirlik gibi vasıflarını içermesi gerektiğini, demokrasinin kurum ve gelenekleriyle ilerlemesine izin verecek "fren ve denge" sistemlerini içinde barındırması gerektiğini belirtirken "Yeni anayasamız Türk demokrasisini kurumsallaştıracak tüm hasletleri içinde barındırmalıdır. Zira, kurumsallaşmış bir demokrasi, dönemlerden, kişilerden, iktidarlardan bağımsız; sürekli, sürdürebilir ve tutarlık bir demokrasi demektir" diye konuştu.

Yeni anayasanın yapılmasında normlar kadar anayasanın yapılma sürecinin de önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, Meclis Başkanı Cemil Çiçek'in bilim adamlarıyla başlattığı ve tüm partilerin ortak bir anlayışta buluşmasını hedefleyen çalışmalarının ümit verici olduğunu kaydederek şöyle devam etti:

"Yeni anayasa hiçbir özel fikrin, partinin, ideolojinin ve doktrinin mührünü taşımamalıdır. Anayasanın taşıması gereken tek mühür, milletimizin mührü olmalıdır. Bu bakımdan sadece yüce Meclis'te temsil edilen partilerin değil, diğer siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin ve meslek kuruluşlarının da bu tartışma sürecine katılıyor olmasını son derece faydalı buluyorum."

"Bir dava teröre bulaştığında onunla mücadele etme yolu bellidir"

Son dönemde artan terör eylemlerinin sadece güvenlik güçlerine, masum vatandaşlara, milli birlik ve bütünlüğe değil, demokrasiye de kastettiğine dikkat çeken Gül, terörle mücadelenin aynı zamanda demokrasiyi koruma mücadelesi olduğunu dile getirerek şöyle konuştu:

"Devletin birliği ve bölünmez bütünlüğü, temel siyasi perspektifimiz ve tartışmaya açık olmayan ilkemizdir. Terörün hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Hiçbir şekilde, devletin bütünlüğüne ve milletin varlığına dönük saldırılar, bir hak arayışı olarak sunulamaz. Terör, zerre kadar müsamaha gösterilmeyecek, yok edilmesi gereken bir beladır. Terör hiçbir davaya hizmet etmez, edemez. Tam tersine bir dava teröre bulaştığı anda, ne söylerse söylesin onunla mücadele etmenin yolu bellidir. Terör iklimini yaymaya çalışanlar, teröre karşı net tutum takınmayanlar, en büyük zararı kendilerine verirler. Bu nedenle ülkemiz, terörle mücadeleyi en etkin yollarla ve tereddütsüz sürdürecektir."

Son dönemde bölücü terör örgütünün aralarında kadınların ve bebeklerin de bulunduğu masum insanları hedef alan saldırılarının "insanlık adına utanç verici cinayetler" olduğunu söyleyen Gül, bu saldırıların vicdanları derinden yaraladığını ve tahammül sınırlarını zorladığını kaydetti. Gül, "Bu nedenle, şehirlerin merkezinde, hiçbir ayrım gözetmeden kalabalıkları hedef alan teröristleri; fikri, zikri, partisi ne olursa olsun herkesin şiddetle telin etmesi, en azından insanlığa karşı bir namus borcudur. Bu süreçte, devletin tüm kurumları ve siyasetin tüm eğilimleri ortak bir hassasiyetle hareket etmek zorundadır. Devlete düşen görev, terörle mücadele için gereken adımları atmak, hukuk kuralları dahilinde bütün metotları, kendi prensipleri içinde uygulamaktır. Dolayısıyla devletimize sahip çıkmak, devletimizi köşeye sıkıştırmaya veya zafiyete düşürmeye çalışan tertipleri bertaraf etmek hepimizin vazifesidir" diye konuştu. Vatan ve millet uğruna canlarını feda eden tüm şehitleri rahmetle anan Gül, gazilere de şükranlarını sundu.
 

"Devletin şefkatini zafiyet olarak görenler yanılmaktadır"

Terörle mücadelede taleplerini şiddete başvurmadan, demokratik sistem içinde dile getiren vatandaşları, teröre destek veren, terörü yücelten kesimlerden ayırmanın büyük önem taşıdığını söyleyen Gül, "Devletimizin şefkat ve hukuk çerçevesinde, suçsuzlara zarar vermeden mücadele etme özeni ile milletimizin basireti ve metanetini, bir zafiyet olarak görenler yanılmaktadır. Teröristler bu politikamızı böyle algıladıkları müddetçe, terörle mücadelemizdeki kararlılık devam edecek ve onlar da sonuçlarına katlanacaklardır" diye konuştu. "Kan ve şiddetle hak alma arayışında olanlar, atılan demokratik adımların terör sayesinde elde edildiğini zannedenler, tarihi bir yanılgı içindedirler" diyen Gül, "Terör olmasaydı, demokratik standartlarda da ekonomik gelişmişlikte de çok daha ileride bir Türkiye'de yaşıyor olacaktık" ifadelerini kullandı.
Uzun yılların ihmalinin bir sonucu olan demokratik eksikliklerden kaynaklanan Kürt sorununun, ortak değerlere devlete sahip çıkan bir anlayışla yine demokrasi içinde çözülebileceğini belirten Gül, "Çare, ideolojik ve etnik odaklı bir siyasi dil ile çatallaşmaya gitmeden, demokratik gelişim yolunda adımlar atmaktır. Bu bakımdan Meclis'in açılış gününde, tüm siyasi partilere, karşılıklı anlayış, uzlaşma ve itidal tavsiye etmeyi bir borç bilirim"
diye konuştu.

"Aşırı iş yükü tutukluluğun cezaya dönüşmesine neden oluyor"

Cumhurbaşkanı Gül, demokrasinin en temel ve vazgeçilmez ilkelerinden birinin hukukun üstünlüğü olduğunu ancak hukukun, siyasi üstünlük mücadelesinin bir aracı olmadığını ifade ederek "Hukukun, insan hayatını ve onurunu el üstünde tutan bir özelliği olmalıdır. Haksızlık ve adaletsizlik hukuk kılıfına sarılmamalıdır. Hukuk, adalet ilkesini gözetmelidir" dedi. Hukukun üstünlüğü temelinde görev yapan bağımsız ve tarafsız bir yargı sisteminin, demokrasinin ve hukuk devletinin vazgeçilmez şartlarından biri olduğunu vurgulayan Gül, şunları kaydetti:

"Yargının adaletli davranmadığı yönünde yaygın bir kanaat oluşursa, toplum vicdanında kapanması zor yaralar açılır ve güven duygusu kaybolur. Bu sebeple yargı mercilerinin de fonksiyonlarını yerine getirirken azami özen göstermesi beklenmektedir. Şahsi duygular ve tercihler, siyasi ve felsefi görüşler yargı kararlarını etkilememeli ve adaletsiz sonuçlara yol açmamalıdır. Öte yandan, mahkemelerimizin önünde aşırı iş yükü ve personel eksikliği nedeniyle zamanında sonuçlandırılamayan çok sayıda dosya bulunmaktadır. Tutuklulukların fiili cezaya dönüşmesine ve adaletin tecelli etmesinin gecikmesine sebep olan en önemli hususlardan biri de budur. Söz konusu durum, yargının etkinliğine gölge düşürmektedir. Dolayısıyla, bu sorunların elbirliği içinde süratle çözümlenmesi, temel önceliğimiz olmalıdır."

8 milletvekili cezaevinde

TBMM’nin açılışının en belirgin niteliği, 8 milletvekilinin cezaevinde oldukları için açılışa katılamamaları.

CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, bu durumu eleştirirken hükümetin basın özgürlüğünü ihlal eden uygulamalarına vurgu ve tutuklu CHP İzmir milletvekili Mustafa Balbay’ın gazeteci kimliğine gönderme yaparak “Çok zor bir şey söylüyorum, biliyorum; AKP hükümeti ve basın özgürlüğüne saygı. Bu ikisi maalesef yan yana getirilmesi mümkün olmayan kavramlar. Ama toplum olarak bunu istemek zorundayız. Yarın (bugün) TBMM açılacak, ancak milletvekili seçilen gazeteci Mustafa Balbay tutuklu olarak Silivri’de bulunuyor. Bunu Türkiye’nin kaldırması mümkün değil” diye konuştu. 

 

İlgili haberler için tıklayınız