Alfa Yayıncılık’tan klasikler dizisi; Veritas

Yayımlanmış 30’u aşkın kitabıyla gün geçtikçe zenginleşen Veritas Dizisi okuyucuyu, Herakleitos’tan Parmenides’e, Platon’dan Aristoteles’e, Cicero’dan Seneca’ya, Boethius ve Augustinus’tan Erasmus’a kadar pek çok yazarla, pek çok eserle buluşmaya davet ediyor.

27 Mart 2020 Cuma, 12:57
Abone Ol google-news

Yunan kültürünün ilk edebi örnekleri İÖ 8. yüzyılda, Homeros’un Ilias ve Odysseia destanlarıyla karşımıza çıkar. Söz konusu destanlar İÖ yaklaşık 5. yüzyılda kayda geçirilir, böylece Batı edebiyatında yazılı metin geleneği başlamış olur. İÖ 5. yüzyıl, aynı zamanda pek çok edebi türün ortaya çıktığı, sanat ve düşünce alanında önemli atılımların kaydedildiği bir dönemdir.

Kadim devirlerde sözlü gelenekle aktarılan destanların bu dönemde kayda geçirilmesiyle birlikte bir edebi metnin dil, anlam ve içerik bakımından incelenmesi de mümkün hale gelir. Hitabet sanatı çerçevesinde dilin inceliklerini araştıran Protagoras gibi Sofistler, amaçları doğrultusunda Homeros metinlerini de eleştirir ve bu alanda kayda değer çalışmalar ortaya koyarlar. Sadece Sofistler değil, antikçağın hemen hemen her filozofu ve edebiyatçısı Homeros metinleriyle bir şekilde ilgilenir ve Yunan kültürünün kaynağı olan bu metinleri sürekli irdeler.

KÜLTÜR BAŞKENTİ İSKENDERİYE

İÖ 4. yüzyılın sonlarına doğru Büyük İskender’in fetihleriyle birlikte Yunan kültürünün seyri değişir, Atina kültürel bir merkez olmaktan çıkar. Büyük İskender’in ölümünden sonra İskenderiye’de hüküm sürmeye başlayan, düşünce ve kültür faaliyetlerine büyük önem gösteren Ptolemaios Hanedanı sayesinde İskenderiye şehri Yunan dünyasının yeni kültür başkenti olur.

Bu şehirde kurulan muazzam kütüphane, Yunan dünyasının dört bir yanından âlim, filozof ve edebiyatçılar için cazibe merkezi haline gelir. İskenderiye kütüphanesinin en önemli özelliği ise, o ana dek kaleme alınmış bütün felsefi, edebi ve bilimsel eserlerin toplanması ve üzerine çalışılması geleneğinin sistemleştirilmiş olmasıdır.

Bilindiği kadarıyla, burada yapılan çalışmalar, Homeros destanlarından başlayarak pek çok metnin tek tek incelenip kopyalarının çıkarılmasına, metinler üzerinde çalışılarak en doğru nüshalarının oluşturulmasına, ayrıca metinleri anlam ve dil bakımından açıklayan sözlüklerin ve şerhlerin kaleme alınmasına yöneliktir. İşte İskenderiye kütüphanesinde sistemleşen bu durum, filolojik yaklaşımın da temelini teşkil etmiştir.

ANTİKÇAĞIN EDEBİ MİRASI VE RÖNESANS

Mısır, Roma’nın egemenliği altına girdiğinde artık İskenderiye kütüphanesinin faaliyetleri de son bulur; ancak burada geliştirilen mantık, varlığını yüzyıllar boyu sürdürmeye devam eder. Hıristiyanlığın yaygınlaşmasıyla birlikte antikçağın edebi mirası gölgede kalmış olsa da, bu miras kimi Hıristiyan düşünürler tarafından doğrudan veya dolaylı olarak muhafaza edilir.

Elbette söz konusu düşünürlerin bu metinlerle kurduğu ilişkiler, İskenderiye kütüphanesindeki âlimler gibi sistematik değildir. Ancak metinlerin muhafazası ve aktarımı bakımından oldukça önem arz etmektedir. Böylece sonraki dönemlere aktarılan bu metinler, bütün ortaçağ boyunca Hıristiyanlığın bakış açısıyla irdelenir, manastırlarda elden geldiğince çoğaltılarak muhafaza edilmeye çalışılır.

Manastırların karanlık köşelerinde hatırlanmayı bekleyen bu eserler, 16. yüzyılda Avrupa’yı saran Rönesans hareketiyle birlikte gün yüzüne çıkarılır, Erasmus gibi Humanistler tarafından tozları silkelenip yepyeni bir gözle incelemeye tabi tutulur: Metinler, tek tek elden geçirilerek yüzyılların elyazması geleneğiyle oluşmuş olan hatalar ayıklanmaya çalışılır, hatta en eski ve aslına en yakın metnin bulunması arayışına gidilir. Yapılan yoğun inceleme ve araştırmalar sonucunda antik metinlere ilişkin yeni edisyonlar hazırlanmaya başlanır.

ANTİK METİNLER, FİLOLOİK YÖNTEMLER

Bu uzun soluklu serüvenden anlaşılacağı üzere, antikçağ metinleri yazarının elinden ilk çıktığı haliyle değil, yüzyıllar boyunca maruz kaldığı doğrudan veya dolaylı müdahalelerin etkisini yansıtan çeşitli aktarımlarla günümüze ulaşmayı başarmıştır. Dolayısıyla bir antik metinle ve onun yazarıyla yüzleşmek, yüzyıllar içinde geriye gitmekle, yani her şeyden önce söz konusu metnin izini geriye doğru sürmekle mümkündür. Bunun için de o metnin ortaya çıktığı dil, edebiyat ve kültüre, hatta ilgili metni kaleme almış yazarın üslup özelliklerine hâkim olunmalıdır. Bu da, antik metinler üzerine filolojik yöntemlerle eğilmeyi şart koşar.

Ancak ülkemizde antik metinlerle kurulan ilişki, genelde İngilizce, Almanca, Fransızca gibi Batı dillerine yapılan çevirileri sayesinde olmuştur. Bu durum, antikçağ klasikleriyle doğrudan ilişki kurmamızı engellemekle kalmaz, arada farklı kültür dilleri olduğundan hem yanlış anlamaları hem de büyük hataları beraberinde getirir.

Bu ikincil dillerden yapılan eksik veya hatalı çevirilerin akademik çalışmalarda kullanılması da ayrı bir sorun teşkil etmektedir. Bu bağlamda felsefe ve bilimin temelini oluşturan antikçağ klasikleriyle doğrudan muhatap olunması gerektiği açıktır. Bu da ancak klasiklerin “özgün dilinden” çevrilmesiyle mümkün olacaktır.

VERİTAS DİZİSİNDEN ÖZGÜN ÇEVİRİLER

Alfa Yayınları’nca yayımlanan Veritas Dizisi tam da böyle bir kaygıyla hareket etmektedir. İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı öğretim üyesi, Prof. Dr. Çiğdem Dürüşken’in öncülüğüyle başlayan bu çeviri hareketi sayesinde, Batı edebiyatına, felsefesine ve kültürüne kaynaklık eden temel metinler, başka deyişle antikçağın kültür mirası özgün dilinden çevirileriyle ilk kez bir seri halinde dilimize kazandırılmaktadır; üstelik alanında uzman klasik filologlarca, Eski Yunanca-Türkçe ve Latince-Türkçe olmak üzere iki dilli olarak edisyonlar şeklinde.

Şimdiye değin yayımlanmış 30’u aşkın kitabıyla gün geçtikçe zenginleşen ve adeta bir kütüphaneye dönüşen Veritas Dizisi okuyucuyu, Herakleitos’tan Parmenides’e, Platon’dan Aristoteles’e, Cicero’dan Seneca’ya, Boethius ve Augustinus’tan Erasmus’a kadar pek çok yazarla, pek çok eserle buluşmaya davet ediyor ve yüzyılların ötesinden okuyucusuna seslenen Apuleius’un sözleriyle onu selamlıyor:

“Lector intende: laetaberis! Kulağını bana ver sevgili okuyucum! İnan, keyif alacaksın!”

Şölen / Platon / Çeviren: Eyüp Çoraklı / Alfa Yayıncılık / 200 s.

Başkalaşımlar / Apuleius / Çev: Çiğdem Dürüşken / Alfa Yayıncılık / 430 s.