Anadolu Aleviliği'nde Doğa Kutsallığı

Hacı Bektaş Veli (HBV) anma törenlerini izleyebildiniz mi? Bu törenlerde veya HBV sempozyumlarında Aleviliğin doğa konusuna yaklaşımı da ele alınıp tartışılsa keşke.

24 Ağustos 2014 Pazar, 14:22
Abone Ol google-news

2001'de Hakka yürümüş olan Nejat Birdoğan (NB) ile Radyo Umut'ta Yeşil Kuşak adlı izlencemde bu temayı ele almıştık. Bu ay, bu söyleşiden bir özet sunarak, HBV ve NB'yi sürdürülebilir yaşam bağlamında anmış olalım.

NB'ye göre, 'Alevilik bir doğa / tabiat dinidir. Kökendeki Zerdüşt, Buddha ve özellikle Şaman kültlerinin de etkisiyle ortaya çıkan panteist (vahdet-i vücut) etkiyle, Alevi coğrafyasında ve inanışında doğa parçaları kutsanmaktadır.

Şaman dininin etkisiyle her doğa parçasına bir ruh verip, onu kutsallaştırmak yer/su kültü oluşmasına olanak sağlar. Bu kült büyük imparatorlar döneminde gelişerek vatan kültü aşamasına yükselir. Göktürklerde (Orhun yazıtları) kullanılan ıduk yer/sub (kutsal yer /su) kavramı kanıttır.

Yer /su kültü ile ilgili önemli bir olgu dağ kültüdür, gök/tanrı kültü ile ilgili bir durum almıştır. Alevilikte de bu dağ kutsallığının hala yaşanması (birtakım söylenceler eşliğinde) söz konusudur, örnekse Dersim bölgesinde Munzur Baba dağı, Türkiye'nin birçok yöresindeki Hıdırlık tepeleri, Hanak /Saskara bölgesindeki Yelatan dağı, Sarıkamış bölgesindeki Allahüekber dağı...vd.

Edremit'te Kazdağları'nda yapılan Sarıkız şenliklerinde çıkılan dağın doruğuna yakın bir yerde Baba ve Sarıkız yatırlarının olduğu kabul edilmektedir. Bu kutsamaya dayalı etkinlik bir tür hactır.

HBV Velayetnamesinde Hırka Dağı, Arafat Dağı söylenceleri Asya dininin Anadolu'ya gelmiş kalıntıları olarak nitelenebilir. Kimi başka örnekler:

Hanak Alevi Türkmenleri dağların doğuya bakan yüzündeki ağaçları kurumadan kesmezler, bu bölgelerdeki hayvan leşlerini toplar, oraları temiz tutarlar; Bingöl yöresindeki Kızılbaş köylüler buradaki Kaşkar tepesini kutsarlar.

Binboğa (Toros) dağlarını Türkmenler kutsal saymışlar, her sivrisine bir dede adı takmışlardır. Bozoğlan ve Karaoğlan dedeleri çocuğu olmayan kadınların umut yeridir.

Kayalar da kutsallaştırılmış, örnekse Pir Sultan Abdal'ın Banaz köyünde O'nun Horasan'dan getirdiğine inanılan ve değirmen taşına benzeyen, köylülerin Hasan Dede adını taktıkları kaya vd.

Anadolu Alevileri'nin eski dinleri olan Ari ve Asyatik dinlerden alıp getirdikleri kutsallıklardan biri de ağaç ve orman kültüdür. HBV Velayetnamesinde Hazreti Pir, kendisini düşmanlarından kurtarmak için Hırka dağındaki ardıç ağacına sığınır, o ağaç o gün bugündür, kutsanmaktadır. Anadolu'da Tahtacıların tarihteki adları 'ağaç eri'dir. Bugün bile yaş ağaç kesmek Tahtacılarda yasaktır. Hoca Ahmet Yesevi, asasını Anadolu'ya atarak HBV'yi buralara göndermiş.

Anadolu Alevileri suyu da kutsal sayarlar. Tahtacı Türkmenleri her yıl 5 Mayıs gecesi gün ağarmadan köy yakınındaki sulardan yıkanarak, bir yılın yorgunluğunu atarlar. Dersimliler aynı etkinliği Munzur Suyunda Sersale dedikleri Şubat sonundaki yıldönümünde yaparlar. Alevi ozanlar, suların akışını Ali'ye ulaşma arzusuna bağlarlar.

Toprak da yağız yer olarak kutsanır. Törende içilen içkinin son damlası yağız yerin hakkı olarak yere dökülür. Günahlı ölülerin başının altına taş konur ki, yağız yeri kirletmesin. Ben Tanrıyım dediği için öldürülen Nesimi, şiirinde 'Ben Mevlamı yerde buldum, ne isterem gökyüzünden' der.

Elbette doğanın süsleri de (çiçekler vb.) kutsallıktan payını alırlar. Bakın ozan Şah İsmail Hatai ne diyor: 'Bugün pirime vardım, pirin makamı güldür gül...'

NB bu yakınlığı eski Asya dinlerindeki insan oluşması söylencelerine dayandırıyor. Şamanizmde Tanrı Ülken, elindeki çamura topladığı çiçekleri katarak yoğurup insanın dış tenini oluşturur. Budizmde insan mutluluğa ulaşmak için doğayla dost olarak Nirvana'ya yükselmelidir. Zerdüştlüğün, MS 3.yy.daki Nasturi Hıristiyanlığı ile karışımını yapan İranlı Peygamber Mani de hiçbir hayvanın öldürülmemesini, hiçbir bitkinin yaşken toplanılmamasını öğütlüyor.

Hünkar da (HBV) demiyor mu ki: 'İncinsen de incitme'.