Analar sizi affetmez

20 yıldır çocuklarının mezarını bulabilmek ve katillerinin yargılanması için mücadele veren Cumartesi Anneleri zamanaşımına karşı “Cezasızlığa son, adalet istiyoruz” kampanyası başlattı. İHD Genel Başkanı Türkdoğan, dönemin başbakanı Erdoğan’ın 2011 yılında Cumartesi Anneleri’ne verdiği sözü tutmadığını belirtti.

04 Şubat 2015 Çarşamba, 20:21
Abone Ol google-news

Kayıp çocuklarının mezarını bulabilmek ve katillerin yargılanması için 20 yıldır mücadele veren Cumartesi Anneleri, şimdi de failleri yargılanmaktan kurtaran zamanaşımına karşı direnişe geçiyor.

Kayıp yakınları, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Kayıplara Karşı Komisyon’un öncülüğünde, “cezasızlığa son, adalet istiyoruz” başlıklı kampanya başlatarak, zamanaşımını tanımadıklarını ilan ettiler. Bu suçlarda zamanaşımı uygulanmaması için yasa teklifi hazırladıklarını söyleyen İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılında Cumartesi Anneleri’ne verdiği sözü tutmadığına dikkat çekti. Toplantıya, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu konuşamaz hale gelen, 1994 yılında gözaltında öldürülen Rıdvan Karakoç’un annesi Asiye Karakoç da katıldı. Asiye Anne’nin söyleyebildiği birkaç kelimeden biri “Rıdvan”. Karakoç’un gözaltında öldürülmesiyle ilgili soruşturma da 15 Şubat’ta zamanaşımı nedeniyle kapatılacak.

Cezayir Restorant’ta düzenlenen toplantıda konuşan Türkdoğan, 20 yıldır evlatlarını arayan Cumartesi Anneleri’nin ağır işkenceyle karşı karşıya olduklarını vurguladı. Çocukların akıbetini bilmediklerini dile getirerek şöyle devam etti: “Cezasızlık derin ve yapısal. Bu bizi öfkelendiriyor. Cumhurbaşkanı kayıp yakınlarına söz verdi. İnsanlığa karşı suçlarda kanuni sınırlamaların uygulanmayacağına dair ve kişilerin kaybedilmemesini öngören BM sözleşmelerine taraf olacaktı. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargı yetkisini tanıyacaktı. Hâlâ bekliyoruz. Bizim ceza kanunumuzda gözaltında kayıplara ilişkin bir madde yok.” Kayıp ve faili meçhul cinayetlere ilişkin açılan 18’e yakın dava dosyasının olduğunu, sanıkların tutuksuz yargılandığını dile getiren Türkdoğan, “Sanıklar duruşmalara bile gelmiyor. Bazı dosyalarda beraat verilmeye başladı. Soruşturmalar dava açılmadan zamanaşımıyla kapatılıyor. On binlerce faili meçhul cinayetin failleri aramızda ama kayıplarımız yok” dedi.

 

Vicdanı olan sesimizi duysun

Soruşturma dosyası 23 Şubat’ta zamanaşımı nedeniyle kapatılacak olan Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız: “Ben çocuğumu kendi ellerimle karakola götürdüm. Bunca yılda benim ayaklarım aşındı, yollarda kalan iki gözüm aşındı. Vicdanı olan sesimizi duysun. Biz bu acıyla yaşayıp gideceğiz ama onların da kâbusu olacağız. Hiç affetmeyeceğiz, biz af dersek ancak af olur.”

Soruşturma dosyası 21 Mart’ta zamanaşımına girecek olan Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak: “Adalet istiyoruz. Vicdanlarınıza bırakıyorum. Artık yeter.”

Özgür Gündem muhabiri Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe: “Katiller yargılanmadı, şimdi zamanaşımı diyorlar. Çocuklarımızın katillerinin yargılanmasını istiyoruz.”

Dosyası geçen hafta zamanaşımıyla kapatılan Hayrettin Eren’in annesi Elmas Eren: “Allah kimseye evlat acısı vermesin. 35 senedir yanıp kavruluyoruz. Her gün ağlamaktan gözümün pınarı gitti. Evladımın kemiğini istiyorum, mezarını istiyorum. Bu çocuğa ne yaptılar? Çıkıp söylesinler.”

Hüseyin Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya: “Eşimi gündüz Sedat Bucak’ın korumaları götürdü. Zamanaşımını kabul etmiyoruz.”

Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun: “Cumhurbaşkanı, kendisi hem Başbakan, hem İçişleri hem de Dışişleri Bakanı. İsterse gizli dosyaları açar, kayıplarımızın mezar taşını bize gösterir. Zamanaşımını tanımıyoruz.”

 

Sadece 'Rıdvan' diyor

Toplantıya, soruşturması 15 Şubat’ta zamanaşımına girecek olan Rıdvan Karakoç’un annesi Asiye Karakoç da katıldı. Asiye Anne yerine konuşan oğlu Hasan Karakoç, “Annem çok çile çekti, felç geçirdi tedavi oldu ama beyindeki konuşma bölümü zarar gördü. Tek tük kelime söylüyor. Bizi anlıyor ama ifade edemiyor. Söyleyebildiği kelimelerden biri de Rıdvan” dedi. 20 yılın sonunda söyleyecek sözlerinin kalmadığını ifade eden Karakoç, şöyle devam etti: “20 yıldır çok ağladık, yalvardık, çok şey söyledik. Katiller yargılansın istedik. Çok şey mi? Üniformalılar aldı canımızı. En adice işkencelerden geçirdiler. Devletten bir can, bir kardeş alacağım var. Burada bulunanlardan şanslı sayılırız. En azından mezarımız var. Ellerimiz, anaların titrek nasırlı elleri, minicik eller, evlatların, eşlerin elleri bu devletin yakasında olacak. Devletten, katillerden davacıyız. Başbakan, Berfo Ana’nın gözüne baka baka yalan söyledi, bize umut verdi; 4 yıldır atılmış bir adım yok. Meğer bize yalan söylemiş. Yazıklar olsun.”