Arınç: Başbakan beni ikna etti

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, genel seçimlerde Bursa'dan adaylığı konusunda, ''Sayın Başbakan, beni ikna etti. Görüşerek, konuşarak, doğru olduğuna inandığım bir karar olarak değerlendirdim'' dedi.

13 Nisan 2011 Çarşamba, 10:21
Abone Ol google-news

Arınç, NTV'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. ''Neden Manisa değil de Bursa'da seçim bölgeniz belirlendi. Bunu siz mi istediniz? Sayın Başbakan mı, komisyon mu uygun gördü?'' sorusu üzerine Arınç, siyasi hayatının çok büyük bölümünü Manisa'da geçirdiğini, dört dönem milletvekilliği yaptığını, daha önce adaylıkları da olduğunu söyledi. Bu dönem de Manisa'dan adaylık müracaatı yaptığını ifade eden Arınç, ama uzun süredir farklı yerlerden aday olacağı konusunun yazıldığını, çizildiğini, bunların içinde Şanlıurfa, Diyarbakır ve Van dahil olmak üzere pek çok yer bulunduğunu anlattı.

Arınç, şöyle dedi:

''Doğrusu bunların hepsine gülüp geçtim. Bir ihtimal vermedim. Amerika'ya gitmiştim. Amerikada iken Sayın Başbakanımız aradılar. 'Böyle bir şey düşünüyoruz. Ne dersin?' dediler. Doğrusu çok şaşırmıştım. 'Dönünce görüşelim' dedim. Cuma gecesi döndüm. Cumartesi günü kendisiyle iki saate yakın görüşme yaptık. Sadece Bursa konusunu değil, farklı şeyler de konuştuk.

Sonra pazar günü tekrar bir görüşmemiz oldu. Sayın Başbakanımız, bakanlarla ilgili farklı yerlerden aday gösterimi konusunu çok geniş olarak düşündüğünü, bu konuda istişareler yaptığını, Bursa'dan aday olmam halinde çok daha iyi olacağını, Bursa için de AK Parti'nin seçim sonuçları üzerinde de olumlu etkisi olacağını söyledi. Ben düşüncelerimi ifade ettim. Ama sonunda Sayın Başbakan beni ikna etti. Görüşerek, konuşarak, doğru olduğuna inandığım bir karar olarak değerlendirdim. Bursa'dan adaylığım bu şekilde gerçekleşti. Faruk Çelik arkadaşımızın da Şanlıurfa'dan aday olacağı söylenmişti. Zaten açıklanan listelerde de görüldü ki pek çok bakan arkadaşımız farklı illerden aday gösterildi.''

 

''CHP'deki değişimi çok önemli görüyorum"

CHP'deki liste değişikliğinin revizyon olarak algılanıp algılanmayacağı konusundaki değerlendirmesinin sorulması üzerine Arınç, bunu CHP'lilerin değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

Arınç, şöyle konuştu:

''Listedeki değişiklikleri eğer Berhan Şimşek, eğer Canan Arıtman, eğer Mustafa Özyürek ve onun gibiler eleştiriyorsa bu liste CHP'ye oy kaybettirmez. Bugün yerlerinde olmadıkları için Sayın Kılıçdaroğlu'nu ve CHP'nin bu listesini beğenmeyenlerin tabanda hiçbir karşılığı yoktur. Bunun arkalarında üç tane, beş tane oy bile bulamazsınız. Bunların hepsi şu kişinin veya bu kişinin emriyle, talimatıyla, ricasıyla partiye gelmiş insanlardır. Kişilikleri üzerine bir şey demiyorum ama siyasetin malzemesi insandır.

Eğer bir insanla el sıkışmamış, birisiyle bir meseleyi konuşmamış, birisinin kahvesine girmemiş, birisinin taziyesinde bulunmamış, birisiyle bugüne kadar bir 'merhaba' bile etmemişseniz siyasette bunun karşılığı yoktur. Sizi liderler bir yerlere getirebilir ama gittiğiniz zaman arkanızdan ağlayan olmaz. Dolayısıyla ben CHP'deki değişimi çok önemli görüyorum. Kendi içlerinde bu eleştirilecektir ama CHP bir değişim arzusu gösteriyorsa eksiğiyle fazlasıyla ben bunu önemli görüyorum.

Şüphesiz yaptıkları çok hatalar var. DYP'de, ANAP'ta geçmişte bulunmuş, bugün yaşları itibarıyla da halk üzerindeki itibarları noktasında da artık sıfır noktasına gelmiş bazı kişileri sırf 'merkez sağdan da aday var, biz artık herkese kucak açan bir partiyiz' düşüncesiyle ortaya çıkmaları bence çok yanlış olmuştur.''

''Keşke AK Parti'deki gibi bir değişimin 10'da biri CHP'de olabilseydi, 20'de biri MHP'de olabilseydi'' diyen Arınç, AK Parti'nin kadın aday sayısı, 25-35 yaş arası aday sayısı, adayların kariyer ve meslek konusundaki gelişmelerin görüldüğünü bildirdi. Arınç, ''Sadece eskiden şu bakanlığı ya da bu başkanlığı yapmış insanları parti listelerinden aday gösterdiğinizde bunlar oy toplamazlar. Bu matematik bir iş değildir, bu sosyolojik bir iştir. Yani toplumda karşılığı olmayan kişilerle bir parti yenilenmiş olmaz'' diye konuştu.

''CHP'de listeyi eleştirenlere bakılarak listeyle ilgili yorumun da bir ölçüde yapılabileceğini söylediniz'' ifadesine Arınç, ''Yani bu kişilerle eğer CHP eleştiriliyorsa bugün, Kılıçdaroğlu hiç merak etmesin bir tek oyu bile eksilmeyecektir'' karşılığını verdi.
 

Başkanlık sistemi tartışmaları

Başkanlık sistemine ilişkin değerlendirilmesi sorulan Arınç, bu konudaki düşüncesinin belli olduğunu, konunun seçimden sonra konuşulması gerektiğini söyledi. ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimden sonra partisinin oy oranına göre konuyu gündeme getirip getirmeyeceği konusunda spekülasyonların olduğunun'' belirtilmesi ve ''Sizin başkanlık sistemine karşı görüşleriniz biliniyor. Başbakan Erdoğan'ın bu konuda bir tartışma ortamı açtığı biliniyor. Cumhurbaşkanı'nın karşı olduğu biliniyor. Bir fikir ayrılığı mı var, tekrar gündeme gelebilir mi bu konu?'' sorusu üzerine Arınç, şunları söyledi:

''Bunlar konuşulacak ve tartışılacak şeylerdir, tabu değildir. Bir rejimi değiştirmeyi konuşmuyoruz, bir sistemi konuşuyoruz. Başkanlık, yarı başkanlık, parlamenter demokrasi hepsi bir ülke nasıl daha iyi yönetilebilir bunun karşılığıdır. Bunların tartışılmasında da hiçbir mahsur yoktur. Benim kanaatim şu olabilir, sizin kanaatiniz de farklı olabilir bunun sonunda yasal zeminde tartışır ve gerçek olanı buluruz ama 'Başkanlık tartışılmasın' derseniz bu çok saçma bir şey olur.

'Yarı başkanlık tartışılmasın', bu çok yanlış bir şey olur. 'Parlamenter demokrasi çok iyidir kimse buna laf söylemesin' çok yanlış bir şeydir. Tartışılsın, benim gönlüm bundan yana sebeplerim de şu, sizin gönlünüz bundan yana sebepleri de bu. Nihayetinde bu 'Canım kahve istiyor' demeye benzemez. Bir Anayasa değişikliğine gidilmesi gerekecektir, bunun altyapısının kurulması gerekecektir ve elbette başkanlık sistemi çok daha talep görür, çok daha rağbet görür, çok daha karşılık bulursa bu sisteme geçilmesi için de parlamento içinde yapılması gereken işler vardır. Bence bunları bugün için konuşmanın, tartışmanın bir faydası yok. Seçim sonuçlarını bir görelim, yeni hükümeti bir görelim ondan sonra parlamento kendi içinde bunu bence en güzel şekilde tartışacaktır.''

Arınç, milletvekili genel seçimlerinin herkese hayırlı olmasını dilerken, seçime girecek partilere de başarı dileklerinde bulundu. Arınç, seçim sürecinin ''düşman değil rakip' anlayışıyla, rencide etmeden, saygısız üslup kullanmadan geçmesi temennisinde de bulundu.

 

Tutuklu adaylar

''CHP ve MHP'nin listesinde, özellikle BDP'nin bağımsız göstereceği adayların listesine baktığımızda, 14 adayın özellikle Balyoz, Ergenekon ve KCK davalarından tutuklu olduğunu görüyoruz. Siz aynı zamanda bir hukukçusunuz. Hukukçu olarak değerlendirdiğinizde, bu isimler seçilirse şayet tahliyeleri söz konusu mu? Milletvekilliği yapabilecekler mi? Bu adaylıkla ilgili yorumunuz nedir?'' sorusu üzerine Arınç, daha önce bu kişilerin aday gösterilmesinin ne anlama geleceğini çok açık bir şekilde ifade ettiğini söyledi.

Bugün bu kişilerin doğrudan tahliye olup olmayacakları konusunda hukuki bir tartışma bulunduğunu ancak bu tartışmanın içine girmek istemediğini belirterek, şöyle devam etti:

''Ama, birtakım davaların sanıklarının içeriden çıkarılmak amacıyla veya onların temsil ettikleri oy potansiyelinden pay almak amacıyla aday gösterildiğini biliyorum. Bu geçmişte de olmuştur bugün de oluyor. Elbette her insan cezaevinden çıkmak amacıyla milletvekili olmak isteyebilir. Önemli olan onların bağımsız aday mı olacağı, yoksa bir partiden mi aday olacağıdır.

Bağımsız adaylığın önünde hiçbir engel yok. Bildiğim kadarıyla pek çok kişi de bağımsız adaylığını koyuyor. Bunların alacakları oy da bellidir. Ama bu haysiyetli bir iştir. 'Yani benim arkamda bir kitle varsa beni bağımsız milletvekili yapar' diye de düşünülebilir. Dolayısıyla onların bu hareketi çok makul ve çok doğru bir hareketidir. Ama onların bir parti listesinden aday gösterilmesi o partilerin bence bir zafiyetidir. Seçmen bunu mutlaka bir şekilde karşılayacaktır. Dolayısıyla isim isim bunları tartışmak yerine bunların seçim sonuçlarını hep beraber göreceğiz.

Tahliye olup olmamaları konusuna gelince, biliyorsunuz BDP içerisinde bir polise bile tokat atmak edepsizliğini gösteren birisi geçtiğimiz seçimde de cezaevinden milletvekili seçilerek çıkabilmişti. Yine kendisinin aday olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla içeride milletvekili seçildiği halde tutuklu kalması mümkündür ama bu olası değildir. Milletvekili seçilen birisi eminim ki, 'tutuklama şartlarının ortadan kalktığı' düşüncesiyle tahliye edilecektir ve bu kişiler parlamentoya da girecektir.''