‘Asi çocuk’ umudun yolunda...

Kendine özgü tarzıyla dinleyicilerine ulaşan Oğuz Boran ile doğup büyüdüğü Tuzluçayır’da müzik yolculuğuna dair bir söyleşi gerçekleştirdik.

24 Haziran 2018 Pazar, 22:56
Abone Ol google-news

Kendine özgü tarzı ile önemli bir dinleyici kitlesine ulaşan Oğuz Boran, doğup büyüdüğü Tuzluçayır semtinde müzik yolculuğuna devam ediyor. Boran, ilk albümünde; Yıldıray Çengel, Özdemir Erdoğan, Önder Eren ve Barış Manço imzalı ezgiler yer aldı. Albümün ilk klip çalışmasını ise Tanju Duman yönetmenliğinde “Umuda Yolumsun”a yaptı. Haftalık sahne performansları dışında, televizyon, radyo ve festival etkinlikleri için yoğun bir tempoda çalışan Boran sanatına dair yaşamını anlattı.

-Oğuz Boran’ın müzikal yaşantısı nasıl şekillendi?

Ankara’da Tuzluçayır semtinde doğup büyümek insanı birçok anlamda şekillendiriyor. Müzikal anlamda da şekillendiriyor. İçerisinde yetiştiğim toplumun yapısı müzikal anlamda da şekillendirdi. Profesyonel anlamda müzik çalışmalarına 1994 yılında başladım. 1994- 1996 yıllarında kimin eserini okursam onun gibi okuyordum. Herhangi bir müzikal anlamda kendimi şekillendirme yoktu. Ama okula gitmeden önceki dinlediğim insanların etkisi mutlaka var. Olmalı da zaten. Âşık İhsani’nin, Âşık Halil Söyler’in Pir Sultan Türküleri, Şah Hatayi, Virani gibi ozanlarımızın eserleriyle yetiştim. Ortaokul yıllarında dünya müziğine merak saldım. Ortaokula kadar o günün ozanlarını dinleyerek halk müziğinde kendimi yetiştirmeye gayret ettim. Sonra dünya müziği ile ilgilenmeye başladım. Rock müzikten klasik batı müziğine kadar blues, caz müzikleri de dinleyerek yıllarca hem dünya hem Halk Müziği içerisinde kendimi harmanlayarak bir tarz oluşturmaya çalıştım.

-İlk albüm “Asi Bir Çocuk”un oluşma süreci nasıl gelişti?

Asi Bir Çocuk’a kadar hem İstanbul’dan hem de Ankara’dan birçok plak şirketinden teklif geldi. Ama kendimi bu anlamda o harmanın doğru olduğunu, kendimi beste ve söz yönüyle hazır göremedim. Üretimden yanayım. Yorum bir yana ama. Sanatçılar ürettikleri kadar kendilerini ifade ederler. Ben de o anlamda kendimi yetiştireyim albüm yapayım dedim. 2005’e kadar kendimi yetiştirmeye çalıştım. Olabileceğini düşündüm ve o süreçte gelen tekliflerden birini değerlendirdim.

-Peki “Umuda Yolumsun” nasıl bir süreçten geçti?

Umuda Yolumsun, dört eserlik bir single albüm Tanju Duman Müzik Medya yapımı ile çıktı. Şah Turna Türküleri çalışması oldu. Bunu da Tanju Duman yapıyor. Mavi Çizgi Burhan Çelik Prodüksiyon aracılığıyla Tanju Duman’la tanıştık. Sonra bir solo albüm yapmamız gerektiğini söyledi Tanju. Biz de hemen kolları sıvadık. Çok kısa sürede dört eserden oluşan maksi single olarak 8 Haziran’da tüm müzik platformlarında yayımlandı. Eserleri Tanju Duman’la birlikte seçtik. Tanju Duman da hayata üretim yönüyle bakıyor. Almanya’da öğretim üyesi. Bana çok büyük destek oldu Tanju Duman. Bana dört eser yapalım önerisinde bulundu. Bu dört eseri halkla buluşturmak için çalışmaya başladık. Almanya’da iki klip çektik. Şu an itibarıyla itunes’te dünya ve Türkiye sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor.

-Oğuz Boran müzikal anlamda kendisini nasıl tanımlıyor?

Müzikal anlamda kalıplara karşıyım. Her şeyi kalıba sokmak doğru değil. Halk Müziği, Anadolu rock, protest müzik, pop rock... Bu albümde pop rock tınılı eserler var. Gurbet türkü formunda bir eser. Lirik tonda, slow rock tarzında eser var. Çocukluktan beri Tuzluçayır’da içinde olduğum yapının etkisi var. Beni şekillendiren temel halk müziğidir. Kendi tarzımı yaratmama neden olan da müzikal anlamda, klasik Batı müziği ve caz müziğini özümseyerek dinlememdir.

‘Ruhi Su’nun hayatını oynamak gurur vericiydi'

-Ruhi Su’yu oynadınız. Oyuncu Oğuz Boran’ı anlatabilir misiniz? Ruhi Su oyununun hazırlık süreci, oynarken ve sonraki gelişmeler sizde ne hissettirdi?Ruhi Su’yu oynadınız. Oyuncu Oğuz Boran’ı anlatabilir misiniz? Ruhi Su oyununun hazırlık süreci, oynarken ve sonraki gelişmeler sizde ne hissettirdi?

Tiyatral bir yetenek lazım. Tiyatral yeteneğimin farkına varan dostlarımın önerisi ve desteğiyle Ruhi Su da eserleriyle birlikte büyüdüğümüz ustalarımızdan. Ruhi Su tek kişilik oyun senaryosu geldiğinde ben bunun altından kalkabilir miyim acaba? diye düşündüm açıkçası. Simurg oyuncuları ile provalara başladık. Teklif geldiğinde çok heyecanlandım. Ruhi Su’nun hayatını oynamak gurur vericiydi. İki perdelik Suya Türkü adında bir oyun sergiledik. Serdar Doğan ve Cengiz Sezin hocalarımla birlikte çalıştık. İçimden geldiği gibi oynadım. Oynarken de çok duygulandım. Birçok yerden teklifler aldık. Almanya, Fransa, Avusturya başta olmak üzere yurtdışı turneleri oldu. Geçen yıl da Yana Yana Madımak’tan Kerbela’ya adlı bir oyun oynadık. Bu oyunda da Kerbela’yı anlattık. Oyunda İmam Hüseyin’i canlandırdım. Ülkenin tarihinden Sivas, Dersim, Çorum olaylarını ele aldık.

‘Halkın kendini ifade ettiği eserleri seçiyorum...’

-Kendinize özgü bir sahne performansınız var. Ne hissediyorsunuz sahnede?

Sahnede okuduğum eserler farklı. Sıradan eserler değil. Özenli seçilen eserler. Halkın kendini ifade ettiği eserler okuyorum. Sahnede okuma hal ve durumu o anki eserin ruhu ile alakalı. İlk sahneye çıktığım andan itibaren böyle. İlk başta sahnedeki duruşumla ilgili tepkiler alırdım. Ben sahnede nasıl durmak istiyorsam o şekilde duruyorum. O şekilde eserlerimi okuyorum. Gazi Üniversitesi Halk Bilimi öğrencileri bitirme tezi olarak Oğuz Boran Tezi hazırladılar. Oğuz Boran’ı kendine özgü bir tarzı olmasından dolayı tez konusu yaptılar. Önemli olan yapay olmamak, içten gelerek yapmak, samimi olmak. Gönülden gelerek yapmak. Türkü sana ne hissettiriyorsa o an o şekilde hitap ediyorsun.

Şiir albümü yolda...

-Eserlerinizi seslendirirken aralarda şiirlere de yer veriyorsunuz. Şiir sizin tarzınızın bir parçası mı oldu?

Tarzı oluştururken 1994’ten beri türküler içinde hep şiirler okudum. Sahnede daha önce rastlamamıştım. Bu da insanlarla buluşturduğum tarzlardan biri. Bu arada Tanju Duman’ın önerisiyle Tanju Duman Müzik Medya’dan bir şiir albümü çıkaracağız. Şiirlerimizi seçip çalışmalara başlayacağız. Şiir albümünü kışın çıkarmayı düşünüyoruz.