Atatürk'ün Hacıbektaş'a Gelişi

24 Aralık 2009 Perşembe, 06:57
Abone Ol google-news

Alevi - Bektaşilerin Atatürk sevgisi bugün Anadolu’nun taşına, toprağına, uçan kuşuna, esen yeline sinmiştir.

Bu sevgi ve tutkudan hiçbir güç, hain tertip ve bölücü propagandalar kesinlikle koparamayacaktır.

 

Sıvas Kongresi sonrası Kurtuluş Savaşına merkez olarak Ankara seçilmişti. Bu kongrenin yürütme organı durumunda olan temsil heyeti, Ankaraya gitmeden Hacıbektaşa uğrayıp bu etkili inanç merkezinin kesin desteğini sağlamak istiyordu.

Atatürk, yanında Hüseyin Rauf, Mazhar Müfit, Hakkı Behiç ve arkadaşları olmak üzere 21 - 22 Aralıkta Mucura uğrar, Kaymakam Cevat Beyi de yanlarına alarak 23 Aralık 1919da Hacıbektaşa gelirler. Daha önceleri iktidarda olan İttihat ve Terakki Partisinin güçlü isimlerinden Enver ve Talat paşalar Hacıbektaşa uğramışlar, ancak Çelebi Efendi onları sade bir şekilde dergâh selamlığında karşılamıştır.

Cemalettin Çelebi, Atatürk ve diğer heyet üyelerini merkeze daha uzak olan Beştaşlarda karşılayarak özel konağa götürmüştür. Cemalettin Efendinin oğlu Hamdullah Efendinin odasında bir cem düzenlendi. Atatürk, Hacıbektaşta bir gece kaldı. 24 Aralıkta heyet dergâhı gezdi. Türbe ve diğer önemli yerler ziyaret edildi. O sıra dedebaba postunda oturan Salih Niyazi Baba ziyaret edildi.

Dergâhta Atatürk, Cemalettin Efendi, Salih Niyazi Baba ve diğer ileri gelenlerle özel bir toplantı yaptı. Bu toplantıda yapılan tek konuşma, işgal altındaki yurtta verilecek olan bağımsızlık savaşı ve emperyalistlerin yurttan kovulması idi.

Hacıbektaş görüşmesinde en ilginç konuşmayı Veliyettin Çelebi sonradan yakınlarına şöyle aktarmıştır:

Çelebi Cemalettin Efendi, M. Kemal Paşaya Paşa Hazretleri cesaretli ve basiretli idarenizde Türk milletinin düşmanı kahredeceğine inancımız sonsuz! Yüce Allahın milletimize müesser edeceği zaferden sonra Cumhuriyet ilanı düşünüyor musunuz?” M. Kemal Paşa bunun üzerine O mutlu günün ilanına kadar aramızda gizli kalmak kaydıyla, evet Çelebi Efendi Hazretleri diye yanıtlar.

Türbede M. Kemal Paşaya kılıç kuşatılıp yola kabul edilir. M. Kemalin yolunda ve izinde olacaklarına, destek vereceklerine yek vücut olarak hareket edeceklerine ikrar verilir. Coşkulu bir karşılama gibi, uğurlama yapılır.

Osmanlı padişahı, Milli Mücadele ateşini tutuşturmaya çalışan M. Kemal için; vatan haini olduğu gerekçesiyle hakkında idam fermanı çıkartırken Hacıbektaş dergâhındaki dervişlerin onun atının özengisini öpüp, niyaz etmeleri, kutsamaları M. Kemali ve yol arkadaşlarını çok duygulandırmıştır. Savaş sırasında ayni yardımlar yanında dergâh kasasında bulunan 1800 altın Ankaraya gönderilir.

M. Kemal Paşa, Hacıbektaş dergâhı postnişini Veliyettin Çelebi için şöyle diyor: Çok büyük insan... Onunla konuşunca adeta ruhum yıkanıyor.Bu övgü sıradan bir sözden öte, köklü bir sevgi ve saygının ifadesidir.

Atatürk’e neden hayranlar?

Eğer bir gün yolunuz düşer de bir Alevi - Bektaşi evine konuk olursanız; bu yoksul ama sıcak mekânda, hemen bir şey dikkatinizi çekecektir.

Bir köşede bir bağlama sazı, gazete ve dergiden kesilmiş soluk bir Hz. Ali resmi ve hemen yanında da M. Kemalin bir posterinin asılı olduğunu göreceksiniz.

Anadolu Alevileri, tarihte her türlü haksızlığa karşı başkaldırdıkları için, sayısız kitle katliamına uğramışlardır.

Kendilerini Osmanlıdan saklamak için kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerde her türlü toplumsal nimetten uzak olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır.

M. Kemal, Anadoluda Ulusal Kurtuluş Savaşını örgütlemeye çalışırken Alevi - Bektaşilerin desteğini almadan başarılı olamayacağını biliyordu. Çünkü Anadolu Alevileri, Sünni imparatorluk olan Osmanlı yönetimine karşı yedi yüz yıldan beri muhalif idiler. Padişaha, hilafete ve emperyalizme karşı savaşa girecek olan M. Kemal ve arkadaşları için en doğal güç Alevi halkı idi.

Alevi - Bektaşilerin Atatürk sevgisi bugün Anadolunun taşına, toprağına, uçan kuşuna, esen yeline sinmiştir.

Bu sevgi ve tutkudan hiçbir güç, hain tertip ve bölücü propagandalar kesinlikle koparamayacaktır.

Ziraat Yük. Müh. Hasan Baş ADD ve Alevi Kültür Derneği Silivri Kurucusu ve Üyesi

(Kaynak: Muhtelif alıntılar.)