Avronun korunması için varılan yeni anlaşma

Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkeden İngiltere hariç diğer ülkeler, Avro Bölgesi'nin borç krizinin aşılmasında sıkı bütçe uygulamaları için kendilerine hayati öneme sahip yetkiler sunacak yeni bir anlaşma hazırlanması konusunda Cuma günü uzlaşmaya vardılar.

11 Aralık 2011 Pazar, 19:18
Abone Ol google-news

Avro kullanan 17 ülkenin tamamı yeni anlaşmayı kesinlikle onaylayacaklar. Avro Bölgesi dışında kalan ancak AB üyesi olan 9 ülke Danimarka, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, İsveç ve Çek Cumhuriyeti, anlaşmaya dahil olmadan önce parlamentolarına danışacaklar. İngiltere Başbakanı David Cameron, yeni anlaşmadaki düzenlemelerden İngiltere'nin finansal hizmetler sektörünü koruyacak imtiyazları elde edemediği için anlaşmaya açıkça ''hayır'' dedi.
 

Avrupa yeni anlaşma niçin ihtiyaç duydu?

Son iki yılda, avro kullanan Avro Bölgesi ülkelerini sallayan borç krizi bu ülkelerin bazılarında borçlanma maliyetlerini yükseltti. Yunanistan, İrlanda ve Portekiz kurtarma paketlerini kabul etmek zorunda kaldı ve bölgenin üçüncü büyük ekonomisi İtalya ile dördüncü büyük ekonomisi İspanya için kaygılar arttı. Almanya ve Fransa, sadece anlaşmada yer alan sıkı kuralların, bütün ülkelerin borçlarını ödeyebilmesi ve benzer krizlerin bir daha tekrarlanmaması konusunda piyasaları ikna edeceğini savundu.

Anlaşmaya göre, anlaşmaya bağlı bütün ülkelerin, normal zamanlarda yıllık bütçe açıklarının gayri safi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 0,5'ini geçmesine izin verilmeyecek. Resesyon ya da diğer olağanüstü koşullarda bu oranın GSYH'nin yüzde 3'ü olması öngörüldü.

Bütçe açıkları GSYH'nin yüzde 3'ünü geçen ülkeler otomatik olarak cezalandırılacak. 2010 yılında 27 AB ülkesinden 23'nün bütçe açığı yüzde 3 seviyesini aştı. Avrupa Adalet Divanı, bütün ülkelerin kurallara göre oynamasını temin edecek. Bütün ülkeler, tahvil satışlarıyla ne kadar borçlanmayı planladıklarını peşinen ortaklarına söylemek zorundalar.
 

Başka ne kararlar aldılar?

Avro Bölgesi, gönüllü diğer AB üyeleriyle, Avro Bölgesinin başı beladaki üyelerinin kurtarılmasına katkıda bulunmak için Uluslararası Para Fonuna (IMF) 200 milyar avro kredi sağlayacak. Avro Bölgesi ülkeleri, mevcut geçici kurtarma fonu Avrupa Finansal İstikrar Fonunun (EFSF) yerini alacak daimi kurtarma fonu Avrupa İstikrar Mekanizmasını (ESM) kuracak, ESM planlanandan bir yıl önce Temmuz 2012'de devreye girecek. Mevcut EFSF'den farklı olarak ESM, bankadaki mevduat gibi ödenmiş sermayeye sahip ve bundan ötürü finansal piyasalarda daha güvenilir.

ESM'nin karar alma süreci basitleştirildi. Acil durumlarda, ESM'nin, sermayesinin yüzde 85'ini elinde bulunduranların kabul etmesi halinde güç durumdaki bir ülkenin kurtarılmasına izin verilecek. Bu, geçmişte olduğu gibi ESM'ye çok fazla maddi katkısı olmayan küçük ülkelerin acil kurtarmaları engellemesini ya da yavaşlatmasını durdurmak anlamına geliyor.
 

Hangi konuda anlaşamadılar?

Avro Bölgesi liderleri, 500 milyar avroyla sınırlandırılan bölgenin kurtarma fonları EFSF ve ESM'nin ateş gücünün desteklenmesi konusunda karar vermediler ve bu sınırın 12 Mart'ta yapılacak zirvede yeniden değerlendirmesini karalaştırdılar. Liderler, AB Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy ve bazı ülkelerin talep ettiği gibi, bütçe kurallarını ihlal eden hükümetlerin harcama politikalarını kontrol etmek için Avrupa Komisyonu'na daha etkili yetkiler verilmesi konusunda anlaşamadılar.

Liderler ayrıca, ESM'ye, zor durumdaki bankalara doğrudan yardım etmesi için yetki verilmesi konusunda uzlaşamadılar. Bu yetki, güç durumdaki bankaları kurtarması durumunda bazı hükümetlerin borçlarının kabaracağı yönündeki kaygıları hafifletecekti.
 

Avroda gelinen nokta

Şoför koltuğundaki Fransa ve Almanya: Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Avro Bölgesinde bir dizi sıkı bütçe önlemlerinin uygulanması için güçlerini birleştirdi ve birçoğunu başardılar. Anlaşmaya bağlı ülkelerin bütçe açıklarının GSYH'nin yüzde 3'ünü geçmesi halinde, avro kullanan ülkeler karşı oy kullanmazsa Avrupa Komisyonunun otomatik yaptırımı ''yeni mali sözleşmenin'' parçası oldu. Anlaşma değişikliğinin Mart 2012'ye kadar yapılmasını istemelerine rağmen, hükümetler arası anlaşmaya karar verdiler.

Diğer Avro Bölgesi ülkeleri Avusturya, Hollanda, Finlandiya, Lüksemburg, Belçika, Estonya, Kıbrıs Rum kesimi, Malta, Slovakya, Slovenya, Portekiz, İtalya, İrlanda, İspanya ve Yunanistan: Avusturya, Hollanda, Finlandiya ve Lüksemburg, ''AAA'' olan uzun vadeli kredi notlarının devam etmesinde bir anlaşma için zirveye endişeli gittiler. Hollanda ve Finlandiya, Yunanistan, İrlanda ve Portekiz'in AB-IMF kurtarma paketlerini kabul etmelerine yol açan krizin tekrarını önlemek için kuralları ihlal edenlere sıkı kontrol uygulanmasında hevesli oldular. Yunanistan, İrlanda ve Portekiz, baskılara tasarruf önlemleri hazırlayarak bütçe açıklarını azaltma tedbirleriyle karşılık verdi.

İrlanda, yüzde 12,5 oranında olacak kurumlar vergisinin uyumlaştırılması konusundan kaçınıyor gibi göründü. Yunanistan'daki borç krizinden bankaları ağır biçimde etkilenen Kıbrıs Rum kesimi, otomatik yaptırımlarda ''sonsuz tartışmalardan'' kaçınmaya istekliydi.

Belçika ve Estonya, karmaşık anlaşma değişikliği sürecinden uzak durmak istedi.
Slovakya, Finlandiya ile birlikte, Fransa ve Almanya'nın, küçük AB ülkelerinin daimi kurtarma fonu ESM'nin kararlarını engellemeyi durdurma planına karşı çıktı. İtalya'daki yeni teknokrat hükümet zirveden önce tasarruf önlemlerini kabul etti ve İspanya'nın yeni merkez sağ liderlerine benzer tutum izlemesi çağrısında bulunuldu. Slovenya'nın amacı, yeni hükümet henüz seçildiği için açık değildi.

Avro dışında, ancak anlaşma dışında olmayan Polonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, İsveç ve Çek Cumhuriyeti: İsveçlilerin çoğunun karşı çıkmasına ve Çeklerin acelesi olmamasına rağmen, bu sekiz ülke eninde sonunda avroya katılmaya mecbur. Bu ülkelerin tamamı, Brüksel anlaşması konusunda karar vermek için parlamentolarının onayını arayacak. Polonya, iki kademeli AB'den kaçınmak için bir anlaşmanın sağlanmasını istiyordu, ancak her ne kadar İngiltere olmasa da bir anlaşmanın ortaya çıkmasından kısmen memnun kaldı.

Borç krizinin son kurbanı olan ve IMF-AB'den yardım arayışına giren Macaristan, başlangıçta Brüksel anlaşmasını reddediyor görünüyordu, ancak daha sonra kararın verilmesini parlamentosuna bıraktı. AB ve IMF'den 2008 yılında yardım alan Letonya, mali disiplini destekledi. Litvanya, yardım almaktan kaçındı, ancak Letonya'nın pozisyonunu paylaştı. Bulgaristan gibi Romanya da avroya 2015 yılında katılmak için yoluna devam etmek istiyor.

Avroya katılmayan, ancak anlaşma dışında olmayan Danimarka: İngiltere gibi Danimarka da avronun dışında kalmayı tercih ediyor, ancak İngiltere'nin aksine anlaşmayı düşünüyor. Merkez sol koalisyon hükümetinin sosyal demokrat Başbakanı Helle Thorning-Schmidt, anlaşmayla ilgili kararı parlamentonun vermesini istiyor. Danimarka, 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren AB dönem başkanı olacak.

Avro ve anlaşma dışındaki İngiltere: Avro dışında kalmayı tercih eden İngiltere, bunu, avroyu korumak için yakın mali birlik konusundaki bir AB anlaşmasını reddederek kullandı. İngiltere Başbakanı David Cameron, Londra'nın finans merkezi City'nin korunması için finansal hizmetlerle ilgili gelecekteki kurallardan muaf tutulma çabası içinde oldu, ancak özellikle Fransa buna karşı çıktı. Hollanda Başbakanı Mark Rutte, City'nin, Amsterdam ve Frankfurt gibi Avrupa'nın diğer finans merkezleri karşısında rekabet üstünlüğüne sahip olmasının ''kabul edilemez'' olduğunu söyledi.

Litvanya Devlet Başkanı Dalia Grybauskaite, Avrupa değil, İngiltere'nin bölündüğünü söyleyerek, ''Onlar karar alma mekanizmasının dışında. Avrupa birlik içinde'' dedi. İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt, İngiltere'nin Avrupa ile bağlarını koparmasından endişe ettiğini söyledi.