Balyoz davasına 'konvoy yasağı' engeli

Balyoz davasının duruşması dün Hakkari'de yapılan terör saldırısından etkilendi. Bazı sanıklar, yeni bir saldırı korkusuyla konvoy yasağı getirildiği için duruşmaya katılamadı.

18 Ağustos 2011 Perşembe, 09:06
Abone Ol google-news

Balyoz Planı iddialarıyla ilgili eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 162'si tutuklu, 196 sanıklı davanın 38. duruşması başladı.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, Çetin Doğan, Halil İbrahim Fırtına ve Özden Örnek ile MHP'den milletvekili seçilen emekli Korgeneral Engin Alan'ın da aralarında bulunduğu tutuklu 150 sanık ile tutuksuz yargılanan 13 kişi katıldı.

Tuğgeneral Ali Aydın'nın da aralarında bulunduğu 12 tutuklu sanık ise duruşmaya gelmedi. Hakkında yakalama kararı bulunan emekli Orgeneral Ergin Saygun, GATA'daki tedavisinin devam etmesi nedeniyle duruşmaya gelmedi.

Bazı sanıkların avukatı Kürşat Veli Eren, müvekkillerinin bir bölümünün Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki kritik durum nedeniyle duruşmaya gelemediklerini belirterek, ''Konvoy yasağı var'' dedi.

Öte yandan, duruşamaya izleyici olarak CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran ile CHP Mersin Milletvekili İsa Gök de katıldı. Duruşmaya, tutuklu sanık Taylan Çakır'ın savunmasının alınmasıyla devam edildi.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki salonda görülen duruşmada savunması alınan emekli Tümamiral Mustafa Aydın Gürül, ''Birinci Ordu Komutanlığında 5-7 Mart 2003 tarihinde sözde Balyoz Darbe Planı yapıldığı iddiasını kabul etmiyorum. Sözde Suga Harekat Planında Gölcük Birlik Komutanı görevi verildiğine ilişkin suçlamayı da kabul etmiyorum'' ifadesini kullandı.

Deniz Kuvvetlerine 39 yıl hizmet ettiğini söyleyen Gürül, ''Hukuk ve demokrasiye karşı hiçbir düşünce ve oluşum içerisinde olmadım'' dedi.

Tutuklu sanık Tuğamiral Turgay Erdağ ise ''iddianamede savcıların sahte CD'ler ve içeriklerini esas alarak suçlamalarda bulunduklarını ve lehte delilleri sakladıklarını'' öne sürdü.

Erdağ, ''İddianamede Aristo mantığı yürütülüyor. 'Askerler darbe yapar, bunlar da asker, öyleyse darbe planlamışlardır', bu mantık yürütülüyor. İsmimin dijital dokümanlara nasıl yazıldığını, bilmiyorum. Seminere katılmadım. Sahte ve dijital veriler, organize suç örgütü ürünüdür. Oğlum 12. yaş gününe bu salonda girecek. Ben kovuşturma ve soruşturma sürecinde hukuku, insan haklarını aradım, göremedim. Mahkemeden bedeli ne olursa olsun cesaretli davranmasını bekliyorum'' şeklinde konuştu.

Tutuklu sanık, eski Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı emekli Tümamiral Özer Karabulut da suçlamalara konu olan tarihte Deniz Harp Okulu Komutanı olduğunu ifade ederek, Kurmay Albay Ayhan Gedik'in hazırladığı iddia edilen 'müzahir öğrenci' listesinden haberi olmadığını söyledi.

Karabulut, ''Ben de burada sözde darbeci olarak bulunuyorum'' dedi.

Tuğamiral Ahmet Türkmen ise iddianamede kendisine yöneltilen suçlamalarda çelişkiler olduğunu öne sürerek, ''Hiçbir yasa dışı görev vermedim, almadım. Böyle bir faaliyetten haberim olmadı. Sahte Suga Harekat Planı eklerinden suçlanıyorum. Oramiral Özden Örnek, bu planın sahte olduğunu savunmasında ortaya koydu'' diye konuştu.

Tümamiral Çetin

Hakkındaki suçlamaları reddeden tutuklu sanık Tümamiral Ali Semih Çetin de savcılıkta verdiği ifadesinin geçerli olduğunu söyledi. 

Kardak krizi sırasında bölgede gemiyle görev yaptığını belirten Çetin, ''Çok yakınımıza sokulan Yunan gemilerindeki subayların gözlerinde gördüğüm nefreti hiç unutmamıştım. Ama bu olaydan yıllar sonra soğuk bir şubat gecesi Beşiktaş Adliyesindeki gözlerde bundan çok daha fazla nefret göreceğimi doğrusu hiç aklıma getirmemiştim'' dedi.

Davanın yaratıcıları ve savunucuları tarafından ''Bu davada Silahlı Kuvvetler yargılanmıyor'' denildiğini söyleyen Çetin, bu söze katıldığını, bu davada TSK'nın yargılanmadığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin ordusu ve donanmasının tasfiye edilmek istendiğini iddia etti.

Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Benim için asıl mağduriyet, bir çetenin düzmece belgelerle oluşturduğu bu tertibi, bunca yıllık geleneğine, yerleşmiş kurumlarına, askerine, deneyimli polisine, savcısına, yargıcına, istihbarat teşkilatına rağmen, davanın bu aşamaya gelmesini engelleyemeyen devlete olan güvenimin sarsılmasıdır. Bunun sorumlusu da bağımsızlığını ve tarafsızlığını yitiren adalet sistemidir. Bu ve benzeri siyasi davalarla devletin temeli sarsılmıştır. Aslında bu davanın gerçek mağduru devletin ta kendisidir.''


Hakkında bir kamu davası açılabilmesi için ''gerek şart'' olan suç fiilinin olmadığını öne süren Çetin, ''İşleyeni belli olmayan suçlar özellikle cinayetler için kullanılan 'faili meçhul' deyimi herkesin malumudur. Tarihe bir hukuk cinayeti olarak geçecek olan bu dava ise 'fiili meçhul' bir davadır'' diye konuştu.

Delilleri ve iddianameyi eleştiren Çetin, şunları söyledi:

''Durum şudur; hukuki anlamda zaten temelsiz olan iddianameniz, yapılan savunmalarla paramparça edilmiştir. 'Hayır edilmedi' diyorsanız, savunmanın tezlerinin gerçek olmadığını ortaya koymak zorundasınız. Burada 27 Mayıs veya 12 Eylül yargılanmıyor. Sürekli geçmiş kalmış bu iki olayla ilgili sorular soruyor ve yorumlar yapıyorsunuz. Lütfen artık 2003 yılına gelin ve iddialarınızı kanıtlayın.''


Tutuklanmasından önce Donanma Kurmay Başkanlığı görevini yaptığını ifade eden Çetin, görülmekte olan davanın aylarca süren soruşturması sırasında da yaklaşık 4 ay tutuklu kaldıktan sonrada 18 Haziran 2010'da serbest bırakıldığını ve görevine döndüğünü anlattı.

Gölcük'teki Donanma Komutanlığında 6 Aralık 2010'da arama yapıldığını belirten Çetin, ''Soruyorum, bu arada geçen 6 aylık süre, aramada bulunan sözde delilleri karartmak için yeterli değil miydi? Dahası var, Gölcük'teki aramadan 4-5 saat önce cumhuriyet savcısı bizzat beni arayarak, diğer bir savcıyla birlikte arama için karargaha geleceğini bildirmişti. Soruyorum, sizce bu süre benim konumumda olması gereken biri için imzasız dijital verilerden oluşan sözde delilleri karartmak için yeterli değil miydi?'' ifadelerini kullandu.

Çetin'in çapraz sorgusu

Cumhuriyet Savcısı Savaş Kırbaş, sanık Çetin'e ''Levent Bektaş'a ait flash bellekte sizin de isminizin geçtiği bazı belgeler bulunuyor. Bu konuda söyleyecekleriniz var mı?'' diye sordu.

Bu sırada avukat Şule Nazlıoğlu Erol, ''Savcı taraflı davranıyor. Niyetini biliyoruz. Ordudan ne kadar nefret ettiği, davanın ilk başından beri bellidir. Madem bu soruları soracaktınız da neden savcılık aşamasında sormadınız?'' diye yüksek sesle tepkisini dile getirdi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Ömer Diken, ''Yargılama aşamasında, soruşturma aşamasındaki konular haricinde herhangi bir soru sorulmaz diye bir kaide yok. Yargılama aşamasında başka konular da araştırılabilir ve bu konu ile ilgili soru sorulabilir'' dedi.

Savcı Kırbaş da avukat Erol'a hitaben, ''Avukat hanım başından beri hiçbir sorumu beğenmedi. Madem öyle bundan sonra soruları yazılı olarak versinler ve ben de onun hoşuna giden soruları sorayım. Avukat hanımın söylediği sözler hakaret içermektedir. Bu nedenle mahkeme tarafından suç duyurusunda bulunulmasını istiyorum'' şeklinde konuştu.

Sanık avukatlarından Kürşat Veli Eren de sanık Çetin'e ''Donanma Komutanlığında arama yapıldığı sırada bazı CD'lere el konulmuş. Peki bilgisayarlardan herhangi birine ya da bazılarına el konuldu mu?'' sorusunu yöneltti. Çetin de ''Hiçbir bilgisayara el konulmadı'' yanıtını verdi.

Avukat Eren'in, ''Peki neden el konulmadı?'' sorusu üzerine sanık Çetin, ''Bu soru tam savcılara yöneltilecek soru. Onlara sormanız lazım. Ben bilemem'' dedi.

Eren'in, ''Onun da zamanı gelecek, zamanı gelince onlara soracağız'' şeklindeki sözleri üzerine Mahkeme Başkanı Ömer Diken, ''Zamanı geldiğinde demekle kastınız nedir? Bu davanın tersine döneceğini, iddianameyi hazırlayan savcılar ile yargılamayı yapanların yargılanacağını mı demek istiyorsunuz?'' diye sordu.

Avukat Eren'in ''Evet'' cevabı üzerine Başkan Diken, ''Bizi tehdit ediyorsunuz yani?'' dedi.

Eren'in,''Yargılamaların ters döneceğine inanıyorum'' şeklindeki sözleri üzerine Başkan Diken, yeniden ''Bizi tehdit mi ediyorsunuz?'' diye sordu.

Kürşat Veli Eren de ''O zaman sözlerimi değiştiriyorum ve yürekten böyle olmasını dilediğimi söylüyorum'' diye konuştu.

Türk milleti adına yargılama yaptıklarını ifade eden Mahkeme Başkanı Diken, ''Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şeyin altına imza atmayız'' dedi.

Davanın 9 sanığının savunma ve çapraz sorgularının yapıldığı duruşma yarına bırakıldı.

Bu arada, Silivri Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesinde daha önce ''Ergenekon'' davası duruşmalarının yapıldığı salonun yeniden düzenlendiği ve bu şekilde ''Balyoz Planı'' davası ile ''Ergenekon'' davalarının duruşmalarının aynı zamanda yapılacağı öğrenildi.