"Barış sağlanırsa dünyadaki gerginlik azalır"

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Orta Doğu'da barış sağlanmasıyla, dünyadaki gerginliklerin de azalacağını belirtti.

06 Ocak 2010 Çarşamba, 17:41
Abone Ol google-news

Mahmud Abbas, İkinci Büyükelçiler Konferansı'nda konuşma yaparak, Filistin ve Filistin halkına Türkiye'nin verdiği destekten dolayı teşekkür etti.

Abbas, Filistinlilerin barışa bağlı olduğunu ve başka bir seçenekleri olmadığının altını çizerek, barış seçeneğinin uluslararası meşruluk üzerine kurulu olduğunu söyledi.
Anapolis sürecine değinerek, barış için ortaya konan yol haritasını hatırlatan Filistin Devlet Başkanı Abbas, İsrail'in işgal ettiği Filistin ve Arap topraklarını terk etmesinin ve Doğu Kudüs'ten çekilmesinin öngörüldüğünü belirtti.

İsrail'de iç siyasette ortaya çıkan değişiklikleri de anlatan Abbas, İsrail'in sürecin uluslararası meşruluğunu tanımak istememesi, 1967 sınırlarını temel olarak görmemesi ve yerleşim birimlerinin durdurulmasını reddetmesi yönünde tutum izlediğini ifade etti.
Filistin tarafından belirlenmiş ön koşullar olmadığını, yol haritasında bulunduklarını vurgulayan Abbas, Filistin tarafının bu süreçte üzerine düşeni yaptığını ve tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğinin de altını çizdi. Abbas ayrıca, yerleşim birimlerinin durdurulması başta olmak üzere İsrail'in yükümlülüklerini yerine getirmediğini kaydetti.
Arap Barış Girişimi'ne de değinen Abbas, bunun İsrail için büyük bir ödül ve fırsat olduğuna işaret etti. Abbas, "Orta Doğu'da barış gerçekleşirse, dünyadaki gerginlikler azalacaktır" dedi.

İran'ın bölge ve barış için bir tehlike oluşturmadığını kaydeden Abbas, İran ile diyaloğun önemini vurguladı. Türkiye aracılığıyla yürütülen İsrail-Suriye görüşmelerini değerlendiren Abbas, bu sürecin Filistin için de yararlı olacağını düşündüğünü söyledi.


Türkiye'nin önemi

Türkiye'nin arabuluculuk girişimlerine değinen Abbas, bu süreci desteklediklerini belirterek, Türkiye'nin arabuluculuğunda bu sürecin yeniden başlayabileceği görüşünü dile getirdi. Abbas, Türkiye'nin bölgesinde önemli bir ülke olduğunu ve bu rolü tekrar üstlenebileceğine işaret etti. Abbas, "Biz Türkiye'nin Suriye ile İsrail arasında arabuluculuk yapmasını desteklemekteyiz" dedi. Abbas, Suriye ile İsrail arasındaki sorunun çözümünün kendileri açısından aleyhte bir durum yaratmadığını, aksine Filistin sorununun çözümü noktasında da destek sağlayabileceğini belirtti.


"Bölünme yaşandı"

Türkiye'yi ve Filistin'i ilgilendiren önemli bir konunun da Filistinliler arasındaki iç uzlaşı olduğunu anlatan Abbas, Filistin'de bir devrim yapılarak Batı Şeria ile Gazze'nin ikiye ayrıldığını ve bölgede sadece Hamas ile Fetih arasında bir bölünme değil, Hamas ile Filistin Kurtuluş Örgütü çerçevesindeki bütün kuruluşlar arasında da bir bölünme olduğuna işaret etti. Abbas, "Türkiye de bu bölünmenin tehlikeli olduğunu hissetti ve bütün taraflarla görüşerek birden fazla münasebet kuruldu. Biz Türkiye'nin bu girişimlerini ve tutumunu takdire şayan olarak görmekteyiz" diye konuştu.

Seçimlerin 25 Ocakta yapılmasının planlandığını, ancak bütün tarafların anlaşmasıyla seçimlerin ertelendiğini anlatan Abbas, seçimlerin 28 Haziranda yapılmasının planlandığını ve kendilerinin de bunu kabul ettiğini söyledi. Abbas, "Biz seçimlerden çıkacak sonucu kabul edeceğiz" diyerek, 2006 yılında Hamas'ın seçimleri kazanmasının ardından kendisinin "Hamas başarılı oldu ve Filistin hükümetini oluşturması gerekiyor" dediğini, halen bazı anlaşmazlıklar bulunduğunu ve seçimlere gitmenin zorunluluğunu dile getirdi.


İsrail ambargosu

Abbas, İsrail'in uyguladığı ambargonun Gazze kesiminde büyük sıkıntılara neden olduğuna dikkat çekerek, "Ambargonun sona erdirilmesi ve bu ambargonun sebeplerinin ortadan kaldırılması yönünde bir tutum takınmak gerektiğini" ifade etti.

Abbas, "Eğer biz bu sebepleri ortadan kaldırmazsak İsrail sonsuza kadar bu ambargoyu sürdürecek ve oradaki insanların aç, susuz kalması İsrail'i hiç ilgilendirmez. Ambargonun sona erdirilmesi için tüm çabaları göstermemiz gerekiyor" dedi.

Abbas ayrıca, Filistin yönetimi olarak başta Türkiye olmak üzere Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan gibi ülkelerden yardım aldıklarını ve bütçelerinin yüzde 58'ini Gazze'ye verdiklerini, Gazze'de bulunan memurlara maaş ödediklerini, elektrik ve su bedellerinin de kendileri tarafından karşılandığını da söyledi. Gazze'nin petrol, doğal gaz, eğitim ve sağlık harcamalarının da kendilerinin karşılandığını anlatan Abbas, "Biz bunu bir görev olarak addediyoruz. Gazze kesiminin bu tür yardımlara büyük ihtiyacı var. Onların başka bir kaynakları yok" dedi.

 

"Arkanızda güçlü bir Türkiye var"
 

Cumhurbaşkanlığı'nın internet sitesine göre, Cumhurbaşkanı Gül, İkinci Büyükelçiler Konferansı'na katılan büyükelçilere Çankaya Köşkü'nde verdiği öğle yemeğinde konuşma yaptı. Basına kapalı gerçekleşen yemekte konuşan Gül, Dışişleri mensuplarının, büyükelçilerin çok büyük fedakarlıklar göstererek gece gündüz çalıştıklarını dile getirdi.

Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemi hatırlatarak konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Gül, bunu en iyi bilenlerden birisinin de kendisi olduğunun altını çizdi. Büyükelçilerin sadece kendilerinin değil, ailelerinin de aynı sorumluluk içinde çalıştığını kaydeden Gül, büyükelçilere çalışmalarından ötürü teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin her bakımdan giderek geliştiğini, güçlendiğini ve Türkiye'yi temsil etmenin her zaman bir onur olduğunu belirterek, "İşleri iyi giden, ekonomisi iyi giden, kendi içerisinde övüneceği şeyleri çoğalan bir Türkiye'yi dışarıda temsil etmek de daha kolaydır. Düşünün ki büyük krizler içinde kıvranan, büyük çalkantılar yaşayan, çok büyük demokratik, hukuki sorunlar yaşayan bir ülkeyi de temsil ediyor olabilir büyükelçiler" diye konuştu.

Dışişleri Bakanlığı'nın diğer bakanlıklarla ortak çalışmalar yapmasından duyduğu memnuniyeti de anlatan Cumhurbaşkanı Gül, klasik diplomasinin anlamının değiştiğini, büyükelçilerin yeri geldiğinde, ekonomi müşaviri ya da özel sektör temsilcisi gibi hareket ettiklerini de belirtti.

Dünyanın güç merkezlerinin sürekli değiştiğini, Türk diplomasisinin de artık dünyanın her tarafında olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin daha fazla tanındığını, takdir edildiğini ve Türkiye'nin yalnız olmadığının uluslararası kurumlarda yapılan seçimlerdeki örnekleriyle görüldüğünü anlattı.

Gül, Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne gelen ve Atatürk'ün ortaya koyduğu "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" fikrinin Türk dış politikası için büyük bir değer olduğunu, bu fikrin öneminin bugün dünyada daha fazla bilindiğini söyledi. Gül, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Arkanızda güçlü bir Türkiye var. Temsil ettiğiniz ülkenin tarihi olarak çok büyük derinliği var, coğrafi olarak çok önemli. Bugün ekonomimiz övünebileceğimiz kadar büyük, G-20'nin içine giren, dünyanın 15. ekonomisi haline gelmiş bir ekonomi. Ülkemiz, herkesin takdir ettiği, hayranlık duyduğu, güçlü silahlı kuvvetleri olan, bunun yanında da demokrasisini, hukuk standartlarını giderek güçlendiren ve buna çok önem veren bir ülke. Bunun kıymetini, en sade vatandaştan, en üstteki makama kadar hepimizin bilmesi lazım.

Böyle bir ülkeyi temsil edenlerin, şüphesiz ki, çok daha fazla sorumluluk içerisinde hareket etmesi gerekiyor, ki bundan hiç kuşkum yok. Sizler çok büyük fedakarlıklar yaparak, çok büyük zorlukları aşarak vazifenizi en iyi şekilde yapıyorsunuz. Hepinize başarılar diliyorum."

Cumhurbaşkanı Gül'ün İkinci Büyükelçiler Konferansı'na katılan büyükelçilere verdiği yemeğe ayrıca, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen de katıldı.