BDP Tüzüğü'nden 'kardeşlik' çıktı

BDP 2. Olağan Kongresi'nde BDP tüzüğünde önemli değişiklikler yapıldı. "BDP kardeşliğin temelinin tarihin derinliklerinde yattığını beyan eder" ifadesi tüzükten çıkartılırken "Kürt sorununun çözümünü ortak vatanda özgür birliktelikte ve demokratik cumhuriyette görür" ifadesi, "demokratik özerklikte ve demokratik cumhuriyette görür" olarak değiştirildi.

04 Eylül 2011 Pazar, 07:54
Abone Ol google-news

BDP'nin 2. olağan kongresinde tüzükte değişiklikler yapıldı. Tüzüğün 3. maddesinin c fıkrasında yer alan "BDP, Türkiye Cumhuriyetinin Türkler, Kürtler ve diğer etnik gruplar tarafından kurulduğunu ve kardeşliğin temelinin tarihin derinliklerinde yattığını beyan eder; halkların geleceğini ve Kürt sorununun çözümünü ortak vatanda özgür birliktelikte ve Demokratik Cumhuriyette görür" ifadesi değiştirildi. Bu maddedeki "kardeşliğin temelinin tarihin derinliklerinde yattığını beyan eder" ifadesi çıkartılırken "demokratik özerklik" kavramı tüzüğe eklendi.

 

BDP 2. OLAĞAN KONGRESİ - FOTO GALERİ

 

Maddenin yeni hali "BDP Türkiye Cumhuriyeti'nin Türkler, Kürtler ve diğer etnik gruplar tarafından kurulduğunu, halkların geleceğini ve Kürt sorununun çözümünü ortak vatanda özgür birliktelikte ve Demokratik özerklikte ve demokratik Cumhuriyette görür" şeklinde oldu. Tüzükteki bu değişikliğin gerekçesi "Parti Tüzüğünün demokratik özerklik paradigmamızla uyumla hale getirilmesi amaçlanmıştır" şeklinde ifade edildi. Tüzük değişikliği oybirliğiyle kabul edildi.
 

Başbakan'a 'operasyonları durdur' çağrısı

"Kongre Hükümet'e operasyonları durdur, Öcalan'la görüşmelere yeniden başla" çağrısı yapıldı. Divan Başkanı Osman Özçelik de kongrede oybirliğiyle bu çağrının yapılmasının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Beşar Esad'a yaptığı "Operasyonları durdur, tutukluları salıver, demokrasiye geç" çağrısını anımsatak, "Ben de buradan Erdoğan'a söylüyorum, sen de operasyonları durdur, tutukluları salıver, demokrasiye geç. Başkasına yaptığın öneriyi biz de sana yapıyoruz" diye seslendi. Öte yandan BDP kongresinde Genel Başkanlık, Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu seçimlerine geçildi.

 

BDP 2. Olağan Kongresi

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) 2. olağan kongresi toplandı. Kongre öncesi salonda Türkçe ve Kürtçe şarkılar çalındı.
 


Pankartlarda 'demokratik özerklik' vurgusu

Kongre salonuna Türkçe, Kürtçe, Zazaca ve Süryanice pankartlar asılırken, "Demokratik özerklikle demokratik cumhuriyeti selamlıyoruz", "Özerk Kürdistan, demokratik Türkiye", "Demokratik ekolojik cinsiyet özgürlükçü toplumu yaratalım", "Kadının özgürlük mücadelesini yükseltelim demokratik özerklikle taçlandıralım", Demokratik özerklik statümüzdür, reddedilemez", "Askeri ve siyasi operasyonlara son", "Önderlik yaşamdır, yaşamımızdan vazgeçmeyeceğiz", Barışın elçisi İmralı'da", "Cezaevlerinde tecrit ve işkenceye son", "AKP öldürüyor", "Barış şehidimiz Yıldırım Ayhan ölümsüzdür" pankartları dikkat çekti.
 

Kongre canlı kalkan yürüyüşünde öldürülen Ayhan'a adandı

Kongre salonuna Hakkari Çukurca'da canlı kalkan yürüyüşü sırasında öldürülen BDP'li Van İl Genel Meclisi Üyesi Yıldırım Ayhan, 1993 yılında öldürülen DEP milletvekili Mehmet Sincar, 1982 yılında cezaevinde kendini yakan PKK'lı Mazlum Doğan ve 1996'da Çanakkale cezaevinde aynı eylemi gerçekleştiren Sema Yüce'nin yanı sıra 1968 kuşağının devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya'nın posterleri asıldı. Kürsünün arkasına kurulan dev ekranın iki yanına Türk bayrağı ve BDP bayrağının asıldığı görüldü. BDP'nin 2. olağan kongresinin Yıldırım Ayhan'a adandığı belirtildi.

Yoğun güvenlik önlemleri

Salonun girişinde ise polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı görüldü. Güvenlik güçleri üst araması yapmadan kimseyi içeri almazken salonun dışını dolduran partililer halay çekerek türküler söylüyor. Salon girişine Türkçe, Kürtçe ve Zazaca "2. Olağan Büyük Kongremize Hoş Geldiniz" pankartı asıldı.

Tüm milletvekilleri salonda

12 Haziran'da BDP'nin desteğiyle seçilen milletvekilleri, Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak'ın öncülüğünde hep beraber salona girdi. Milletvekilleri, partililerin yoğun alkış ve tezahüratları altında tribünleri selamladı. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ve Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak'ın isimlerinin anons edilmesinin ardından da salondan yoğun alkış ve tezahürat yükseldi.

 

Divan başkanlığına Osman Özçelik seçildi

BDP 2. olagan kongresinin divan başkanlığına Osman Özçelik, divan üyeliklerine ise Nursel Aydoğan, Abid İke, Mehmet Ali Aydın ve Zeynep Öveç seçildi.

Özçelik, İkinci Meşrutiyet'ten sonra İttihat ve Terakki'nin Diyarbakır'da yaptığı toplantıda Kürtlerin asıl talebinin özgür yaşam olduğu, anadilde eğitim, gazete, kitap istediklerinin ifade edildiğini ve bunun gerçekleştirileceğinin söylediğini, bu sözlerin Ziya Gökalp'e ait bir gazetede Kürtçe ve Türkçe yayınlandığını kaydetti. Özçelik, 10 yıl boyunca Kürt dili, grameri ve sözlüğü üzerinde çalışan Gökalp'in daha sonra "İttihat Terakkicilerin ırkçı, asimilasyoncu, faşist yaklaşımlarının bir simgesi" haline geldiğini dile getirerek "Yüz yıl sonra da Tayyip Erdoğan Kürtlere 'benden anadilde eğitim, demokratik özerklik istemeyin' diyor. Aradan yüz yıl geçti, Kürtler yüzbinlerce şehit verdi. Kürtler, özgürce yaşamak için demokratik, yasal mücadele yaptılar. İşte biz bu mücadeleden gelen bir partiyiz. Türkiye'de demokratik özerklik projemizin yaşama geçirilmesi için bu mücadelemizi ara vermeksizin hiçbir baskıya boyun eğmeden onurluca, kararlıca mücadelemizi sürdüreceğiz. İşte kongremizin bunun kararlılığını göstereceğine inanıyorum" diye konuştu. Tribünlerdeki partililer zaman zaman "Biji serok Apo", (Yaşasın önder Apo) "PKK halktır, halk burada", "Öcalan" sloganları attılar.
 

Saygı duruşunda ayağa kalkmayan gazetecilere tepki

Kongre gündeminin okunmasının ardından "Özgürlük, barış ve devrim mücadelesinde şehit düşenler" anısına saygı duruşunda bulunuldu. Bu sırada ayağa kalkmayan bazı gazetecilere bazı partililer "Yuh, basına yuh" diyerek tepki gösterdi.
 

'Türkiye ve İran Kürtleri imha konseptinde uzlaştılar'

Daha sonra BDP Eşbaşkanı Hamit Geylani, kongrenin açılış konuşmasını yaptı. Geylani, önce Kürtçe, sonra Türkçe yaptığı konuşmasında PKK'ye yönelik son operasyonlara değinerek "Son operasyonlarla yeniden Kürt coğrafyasının bombalanması, Kürt ve Türk gençlerinin vurulması, savaşın dayanılmaz ağırlığındaki ölümcül vurgundur. O vurgunda, kutsal Ramazan ayında bile İslamiyet adına günah dolu siyaset yapan Türkiye ve İran rejimleri Kürtleri imha konseptinde benzeşerek uzlaştılar. Erdoğan ve Ahmedinejat Kürtleri Sri Lanka modeliyle bitirecekelerini söylüyorlardı. Ancak bitiremediler, bitirmeye güçleri yetmeyecektir. Son 1 ayın son 3 günü yaşananlar o kirli senaryoların habercisidir. Ve ramazan bitmeden senaryo sahnelendi, işte gördüğünüz, yaşadığınız gibi olanlar oldu. Fakat bir gerçek var, Erdoğan da bilsin, Ahmedinejat da bilsin, tüm Ortadoğu diktatörleri bilsin. O coğrafyaları kirletenler siyaseten kirlenirler" diye konuştu.

 

Demirtaş'tan anadil vurgusu

Kongrede Selahattin Demirtaş Genel Başkanlığa, Gultan Kışanak da Eşbaşkanlığa seçildi. Demirtaş aday gösterilmesinin ardından yaptığı konuşmasında öncelikle, kongrenin adandığı Hakkari'nin Çukurca ilçesinde yapılan canlı kalkan yürüyüşünde hayatını kaybeden BDP Van İl Genel Meclisi Üyesi Yıldırım Ayhan'ı andı.

Demirtaş, kongrenin özellikle barışın sağlanması ve demokrasinin kurumsallaşması mücadelesinde BDP'den yüksek beklentilerin olduğu bir dönemde toplantıdığını belirterek, "Temsili demokrasilerin, demokrasi adına büyük sorunlara yol açtığı gerçeğinden hareketle, her yerde en fazla katılımcılığı ve doğrudan demokrasiyi hayata geçirmenin formüllerini üretmek zorundayız. Bu nedenle, Demokratik Özerklik olarak tanımladığımız yönetim ve toplumsal örgütlenme modelini ulaşabildiğimiz her yerde inşa etmeliyiz" dedi.

BDP Gençlik meclisinin bu konularda öncü rolünü oynamaya devam ettikçe başarının daha kolay daha kolay olacağını ifade eden eden Demirtaş, "Her genç arkadaşım mutlaka kendi anadilini çok iyi öğrenmeli, bunun yanında başka dilleri iyi öğrenmek için çaba sarf etmelidir" dedi. Konuşmasında 1980 askeri darbesine de değinen Demirtaş, Türkiye'de askeri darbelerin sırf bazı generalleri devlet başkanlığı koltuğuna oturtmak için yapılmadığını, tüm askeri darbelerin arkasında doğal olarak bir politik amaç olduğunu söyleyerek, AKP hükümetinin icraatlarının da, 80 darbesinin ulaşmak istediği politik sonuçların bir şekilde kurumsallaştırılarak kalıcı hale getirilmesinden başka bir şey olmadığını ifade etti.

Demirtaş, bu süreç içinde 80 darbesinin ve dolayısıyla AKP'nin başaramadığı tek şeyin ise Kürt hareketinin tasfiyesi olduğunu belirtti. AKP Hükümetini "yeni bir Ergenekon inşa etmekle" suçlayan Demirtaş, "YAŞ toplantılarındaki oturma düzeninden, 27 Nisan bildirisinin kaldırılmasına, Cumhurbaşkanının tebrikleri kabul etmesinden Başbakanın esip gürlemesine, İsrail'e çekilen restlerden Libya'daki muhaliflere bavullar dolusu para aktarılmasına kadar her şey işte bu yeni ergenekonun inşası ile ilgilidir" dedi.

'Öcalan ile başlatılan süreç devam etmeli'

Demirtaş, savaş ve şiddetin hiçbir sorunumuzu çözmeyeceğini vurgulayarak, "Buradaki maharet bu dakikadan itibaren hiç kimsenin burnu dahi kanamadan sorunu çözme gücünü göstermektedir. Yaşamını yitiren askere de, polise de, gerillaya da, sivile de yazıktır. Hepsi de ana baba evladıdır ve bu sorunda onların paylarına düşen şey maalesef ki bedellerin en ağırıdır" dedi.

Barış konusunda Öcalan ile başlatılan sürecin kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini belirten Demirtaş, BDP ile de demokratik anayasa inşa sürecinde açık ve şeffaf bir diyalog süreci başlatılması ve hükümet tarafından sorunların savaş dışı yöntemlerle çözümünün mümkün olduğunun ilan edilmesi gerektiğini ifade etti.
 

'Meclise gelmek için asgari koşullar şart'

Aslında AKP'nin yeni bir anayasa yapma gibi bir niyetinin de kesinlikle olmadığını, Anayasanın bir iki maddesi daha değişmesinin AKP için yeterli olacağını savunan Demirtaş, "Bu nedenle, BDP parlamentodan kopmadan, ama herşeyi parlamenterizme de indirgemeden demokratik siyasetin denge noktasında durmaya devam edecektir. Bu vesileyle bir kez daha altını çizerek belirtiyorum, biz parlamentodan çekilmiş değiliz, ancak genel kurul çalışmalarına katılabilmemiz için asgari demokratik siyaset ortamının oluşturulması gerekir. Bu gün itibariyle bu koşulların olgunlaştığını görmüyoruz. Bu tavrımızın doğru anlaşılması gerekir" dedi.
 

'Kimseden lütuf, sadaka beklemiyoruz'

Kendilerinin Kürt halkı için kimseden lütuf ya da sadaka istemediklerini belirten Demirtaş, şunları dedi: "Suriye'de desteklediğiniz muhalefetin istediğinden fazlasını değil, Libya'da bavullarla para taşıdığınız muhaliflerin istediğinden fazlasını değil, mazlum Filistin halkının istediğinden fazlasını değil, ya da Kıbrıs halkının istediğinden fazlasını değil, Mübarek rejiminin baskısı altında yıllardır ezilen Mısır halkının istediğinden fazlasını da değil, bütün ezilen halklar gibi biz de sadece kendimize ait olanı, bizden zorbalıkla çalınanı geri istiyoruz. Türkiye sınırları içinde kendi anadilimizle, kültürümüzle yaşamak, kendimizi demokratik özerklikle yönetmek istiyoruz. Kürt sorununu çözeceğim, yeni bir anayasa yapacağım, diyen bir hükümetin bu iradeye zerre kadar saygısının olmadığı bir ortamda kim ki halen BDP'den fedakarlık bekliyorsa insafsızlık yapıyor. Bu noktadan sonra kendini ve yanlışını düzeltmek durumunda olan hükümetin kendisidir."
 

'Savaşa karşı tek yol AKP'li olmak değildir'

Demokratik özerklik çözümüne karşı, ortaya başka bir çözüm önerisi koymak yerine, sadece saldıran ve hakaret eden bir hükümetin Türkiye'nin en büyük sorununu çözemeyeceğini söyleyen Demirtaş, "Evet savaş kötüdür, en kötü diyalog seçeneğinden bile daha kötüdür. Ama savaşa karşı tek yol AKP'li olmak veya O'nun istediği kadar çözüme razı olmak değildir. Kaldı ki ortada kötü de olsa bir diyalog yoktur. Sadece üst perdeden emreden ve sürekli buyuran, hem Kürtleri hem devleti aynı anda temsil ettiğini iddia eden bir hükümet vardır" dedi.

'Hükümet muhataplıktan kaçamaz'

PKK'nin ateşkes ilan etmesinin ardından, BDP'nin yaptığı "operasyonlar dursun" çağrısının tehdit söylemi olarak çarpıtıldığını söyleyen Demirtaş, "Unutmayın ki, PKK'yi dağa çıkaran BDP değildir, devletin hatalı politikalarıdır. Ama BDP, devletin bu hatalı politikalarını düzeltmesine yardımcı olarak PKK'nin dağdan inişini sağlayabilir. Bu nedenle çağrımızın ilk muhattabı doğal olarak ki hükümettir. Hükümet bu muhataplıktan kaçamaz" dedi.

BDP olarak, oluşturulacak bir "akil insanlar" heyetinde, hakikat komisyonunda ya da anayasa konseyinde yer almaya hazır olduklarını belirten Demirtaş, "Yeter ki ortaya savaş seçeneği dışında ciddi bir çözüm arayışı çıksın. Biz buna destek olacağız. Bunun için meclisin açılmasını beklemeye de, BDP'nin yemin etmesini beklemeye de gerek yoktur. Bu irade ortaya çıktıktan sonra BDP bütün süreçlerin önünü açma konusunda rolünü oynayacaktır" dedi.

Ortadoğu'daki gelişmelere de değinen Demirtaş, kendi Kürtleriyle barışan bir Türkiye'nin, Ortadoğu'ya barış ve demokrasi taşıma konusunda öncü olacağının altını çizerek, "Ama hükümet bunu yapmak yerine halen İran, Suriye, Irak rejimleri ile gizli pazarlıklar yaparak Kürtleri tasfiye etmeye çalışıyor. Bu politika son derece hatalıdır ve kesinlikle kaybettirecek bir çizgidir" dedi.
 

'Şiddetin durması için AKP'nin önünde diz çökün derseniz çok beklersiniz'

AKP'yi "taze Ergenekoncu" olarak niteleyen Demirtaş, "Samimi barış arayışımıza rağmen bizi tehditle terbiye etmeye çalışanlara hatırlatıyorum, bugün eğer yeryüzünde halen insani değerlerden söz edilebiliyorsa, işte her toplumda var olan bu direnişçiler sayesindedir. Yoksa sizin gibi tazelere kalsa bu gün artık insanlık yeryüzünde bile olmayabilirdi. Bu nedenle zulme karşı direnmeyelim diye peşinen teslim olmamız için son çağrılarını yapanlara açıkça diyoruz ki, biz BDP olarak şiddetin durması için her koşulda çalışmaya devam edeceğiz, ama şiddetin durması için tek seçenek AKP'nin önünde diz çökmektir diyorsanız, onu daha çok beklersiniz" dedi.

Demirtaş, "Blok bileşenlerine" verilen bir tek oyun dahi boşa gitmediğini vurgulayarak, "Seçim meydanlarında, fakir sofralarında, fabrikalarda, gariban semtlerinde verdiğimiz sözü unutmayacağız" diye konuştu.

 

Kışanak, BDP'nin çözüm önerileri protokolünü açıkladı

BDP Eşbaşkan adayı Gültan Kışanak, Genel Başkan adayı Selahattin Demirtaş'ın ardından kürsüye geldi. "Halkları etnik bir çatışmanın tarafları haline getirmek isteyen seneryoyu bozmak için" BDP olarak bir "Çözüm Önerileri Protokolü" hazırladıklarını belirten Kışanak, "Demokratik Anayasal Çözüm Sürecinin Temel İlkeleri" başlıklı prokol metnini okudu. Türkiye'de rejimin demokratikleştirilmesi, ve bütün toplumsal kesimlerin eşitlik hukuku çerçevesinde barış içerisinde bir arada yaşamasının ancak yeni bir toplumsal sözleşme ile mümkün olduğunu ifade eden Kışanak şöyle konuştu:
"Yapılacak yeni anayasanın temel hedefi demokratik cumhuriyet olmalı ve adil bir toplumsal sistemi inşaa etmenin önünü açmalıdır. Türkiye toplumunun çok etnisiteli, çok kültürlü ve çok inançlı yapılardan oluşan 'çok kimlikli' realitesi yeni anayasanın temel perspektifi olmalıdır. Cumhuriyetin üzerine inşaa edildiği tek dile, tek etnisiteye dayalı ulus yapısı yerine, farklı kimliklerin bir araya gelerek oluşturdukları yeni bir ulus tanımı yani (demokratik ulus), herşeyin merkezden idare edildiği ve tekçi ulus anlayışına hizmet eden katı merkeziyetçi devlet idaresinin yerine, özerklik hukukunu tanıyan, ademi merkeziyetçi yönetim biçimi, vatanı bir etnik kimliğin yurdu olarak tanımlayan anlayış yerine, tarihsel ve coğrafi isimleri de kapsayan ortak vatan anlayışı yeni demokratik cumhuriyetin esasları arasında olmalıdır."

'Bölgesel düzeyde özerklik tanınmalı'

Kışanak, protokülün ilkelerini sıralarken; Türkiye'de yaşayan tüm kimliklerin, kültürlerin, dillerin, inaçların anayasal güvence altına alınmasını, anadilde eğitimin anayasal bir hak olarak tanınmasını, bölgesel düzeyde tanınacak özerkliklerle bölge, il ve belediye meclislerinin yetkileri merkeze oranla artırılmasını istedi. Bütün bu süreçlerin demokratik bir esasla yürütülmesi ve anayasa inşa sürecinin katılıma açık olmasının esas alınması gerektiğini kaydeden Kışanak, "Seçim barajı kaldırılmalı, siyasi partiler kanunu ve seçimlerle ilgili yasalar demokratik temsil hakkını güvence altına alacak şekilde düzeltilmelidir" dedi.

Siyasi saiklerle tutuklanmış bütün Kürt siyasetçiler ve tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılması ve bunun için yasal düzenlemeler yapılması çağrısında bulunan Kışanak, 12 Haziran genel seçimlerinde milletvekili seçildikten sonra milletvekilliği YSK tarafından düşürülen Hatip Dicle'nin Meclis'e gelebilmesi için açık bir çözüm iradesi ortaya konulmasını istedi.

AKP'yi Emek, Demokrasi ve Özgülük blokunun temsilcilerinin de içinde yer alacağı bir demokratik anayasa komisyonu kurmaya ve bu komisyona STK'ları, sosyal tarafları ve kanaat önderlerini de dahil etmeye çağran Kışanak, "Demokratik Anayasa Komisyonu ile eş güdüm içinde çalışacak bir hakikat ve adalet komisyonu kurulmalı, bu komisyonun arkasında hem TBMM, hem de hükümet iradesi olmalıdır" dedi.

 

'Öcalan kısa vadede ev hapsine alınmalı, orta vadede serbest bırakılmalı'

Kışanak, açıkladığı protokolde İmralı'da hükümlü bulunan terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'a ilişkin önerilerini de açıklarken "Bütün bu süreçlerin aynı zamanda barışa da hizmet edebilmesi için Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğunu temsilen bir heyetin İmralı'da yüz yüze görüşme yapması, sonrasında görüşmelerin daha sağlıklı yürütülebilmesi için İmralı sistemine son verilmesi ve kısa vadede ev hapsi, orta vadade ise serbest bırakılması öngörülmelidir" dedi.

'AKP hükümeti çözüm masasına çekilmeli'

Açıkladığı metnin açık bir müzakere metni olduğunu kaydeden Kışanak AKP hükümetine "Çözümden korkma. Barıştan korkma. Korkacaksan çözümsüzlük siyasetinden ve savaştan kork. Çünkü çözümsüzlük siyaseti yenilmeye mahkumdur. Kazanan demokratik çözüm, onurlu barış ve halkların kardeşliği olacaktır" diye seslendi.

Kışanak, liberal demokrat çevrelere ve basına da seslenirken "Bu gün AKP hükümetinin 'entegre strateji' adı altında yürütmeye çalıştığı proje; 90'lı yılların 'top yekun savaş' konseptinin yeni adıdır. Bu gidişatı durdurmalıyız. Aklı, vicdanı, sağduyusu olan herkes sorumluluk almalı, çözüm için 'ölümden başka bir çözüm' üretmelidir. Sunduğumuz bu çözüm önerilerinin kamuoyunda sağlıklı bir şekilde tartışılmasına olanak tanınmalı, AKP hükümeti çözüm masasına çekilmelidir" dedi.

'Biz onurlu barışın halkların kardeşliğinin safındayız'

Kışanak, BDP ve demokratik Kürt siyaseti olarak, tehdit, şantaj, baskı, sindirme, teslim alma yöntemlerine karşı, bedeli ne olursa olsun "onurlarını ve direnişi" direnişi tercih edeceklerini belirtirken kendilerine "Herkes safını belirlesin" dendiğini belirterek "Bizim safımız belli ve nettir. Biz demokratik çözümün, onurlu barışın, halkların kardeşliğinin safındayız" dedi. Açıkladığı "demokratik çözüm protokolü"nün kendi yol haritaları olduğunu vurgulayan Kışanak, "AKP çözümü, diyalog ve müzakereyi tercih ederse tüm Türkiye kazanır. Savaşta ve çözümsüzlükte ısrar ederse; biz yolumuzu yürümekten geri duracak değiliz. Tüm Türkye halklarıyla, demokrat, sol, sosyalist, devrimcilerle, yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.

 

Demirtaş, genel başkanlığa seçildi



BDP 2. Olağan Kongresi, Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda yapıldı. Kongrede son olarak Genel Başkan, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu seçildi. Genel Başkanlık seçiminde 1193 delegenin 629'u oy kullandı. Seçimine tek aday olarak giren Selahattin Demirtaş, ilk turda 629 geçerli oyun 627'sini alarak BDP Genel Başkanlığına seçildi.


Siyasi Partiler Yasası'nda eşbaşkanlık sistemi bulunmadığından Gültan Kışanak PM üyesi seçildikten sonra eşbaşkan olarak görev yapacak.


'Bengi Yıldız'la ilgili haberler asparagas'

Demirtaş, "Bengi Yıldız'la ilgili bir ihraç kararı olduğu söyleniyor, doğru mu?" sorusuna da "Hayır arkadaşlar, bunların tamamı asparagas haberlerdir. Yeni yönetim, yeni disiplin kurulu bu konuyu değerlendirecektir. Eğer varsa uygun olması gereken bir yaptırım, yeni yönetim kararı alacaktır" yanıtını verdi.

Bir gazetecinin "Kandil'e çağırılması gibi bir durum var mı?" "Bunu yazan gazeteci arkadaşı ben merak ediyorum. Kandil'le bağlantısı mı var, nereden öğreniyor, nereden uyduruyor bu haberi? Yok böyle bir şey" dedi. Yıldız'ın kongre salonuna neden gelmediğinin sorulması üzerine de Demirtaş, Yıldız'la görüştüklerini, kongre salonuna gelmemiş olmasının da Yıldız'ın kendi tercihi olduğunu söyledi.

Demirtaş, "Hiçbir arkadaşımıza genel kurula gelmeyin diye bir telkinde bulunmayız. Dolayısıyla kendi kişisel tercihidir" diye konuştu. "Tüzüğe Kürdistan ifadesinin girmesi bekleniyordu, niye girmedi?" sorusu üzerine de Demirtaş, şunları kaydetti: "Arkadaşlar bizim dışımızda bir tüzük, amblem, isim tartışması yürüdü. Bu, bizim başlattığımız bir tartışma değildir. Yani basından arkadaşlar bu yorumları yaptılar. Kendi takdirleridir. Ama bizim gündemimize hiçbir zaman gelmemişti bunlar zaten."