'Biz olanı vermezlik yapmadık'

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, memur konfederasyonlarıyla yarın yapılacak toplantıda, Uzlaştırma Kurulunun toplu görüşmelere ilişkin kararının görüşüleceğini, hükümetin bu konudaki yaklaşımının değişmediğini söyledi.

09 Eylül 2009 Çarşamba, 09:30
Abone Ol google-news

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, katıldığı bir televizyon programında gündemdeki bazı konulara ilişkin soruları yanıtladı. Yarın yapılacak toplantıda hükümetin teklifini artırma imkanı olup olmadığı sorusu üzerine Yazıcı, ''Hayır yok'' yanıtını verdi. Toplu görüşmelere ilişkin süreci anlatan Yazıcı, görüşmelerde, sadece ücret konusunun değil, memurların sosyal hakları, disiplin kovuşturması, pozisyonlarına göre yaşadıkları farklı uygulamalar gibi konulara ilişkin pek çok maddenin ele alındığını söyledi. Yazıcı, görüşülen konulardan 22 tanesinde mutabakata varıldığını ancak en önemli gündem maddesi olan mali konularda bütün bütçe imkanlarını zorlayarak, yüzde 2,5 artı 2,5 zam ve enflasyon farkı ödemesi teklif ettiklerini anımsattı.

Teklifin kabul edilmemesi üzerine konunun Uzlaştırma Kurulu'na götürüldüğünü anlatan Yazıcı, şunları kaydetti: ''Uzlaştırma Kurulu diğer konulara pek değinmedi ve yüzde 4 artı 4 önerisi oldu. Yasaya göre Uzlaştırma Kurulu kararını taraflar kabul ederlerse uzlaşma, mutabakat tutanağına dönüşür, kabul etmezlerse bu da bir tutanakla tespit edilir ve konu Bakanlar Kuruluna gönderilir. Yarın yapacağımız toplantıda Uzlaştırma Kurulunun kararını görüşeceğiz. Hükümetin buradaki yaklaşımı değişmemiştir. Çünkü biz olanı vermezlik yapmadık. İmkanlarımız neyse onu söyledik. Dolayısıyla bizim söylediğimiz tarihten bu yana imkanlarımızda bir değişme, gelişme olmamıştır. Dolayısıyla Uzlaştırma Kurulu bir değişime dayanarak karar oluşturmuş değil. Mevcut duruma göre böyle bir takdirde bulunmuş ama hükümetin önerisinin ötesinde herhangi bir farklılık olmayacak. Yarın da büyük bir ihtimalle bu konuda uzlaşma olmayacak ama diğer maddelerde uzlaşmamız var.''
 

'Eğitim dili resmi dil Türkçe'dir'

Yazıcı, son dönemdeki şehit haberlerinin ''kürt açılımı'' çalışmaları konusundaki görüşlerini değiştirip değiştirmediğinin sorulması üzerine, Eruh ve Çukurca'da şehit olan askerlere rahmet, ailelerine ve millete başsağlığı diledi. Buna benzer olayların yıllardır yaşandığını belirten Yazıcı, eylemleri gerçekleştirenlerin, kendilerini Kürt olarak ifade eden vatandaşlardan ayrı tutulması gerektiğini söyledi. Yazıcı, ''Biz bu topraklarda kardeşçe yaşıyoruz. Kardeşliğimiz uzun yıllara dayanıyor. Cumhuriyeti birlikte kurduk. Vatan hepimizin ve bizim coğrafyamızın hepsi de Türkiye. Temenni ederim ki bu tür olaylar, bizim başlattığımız, hepimizin elimizi taşın altına sokma iradesini göstermeye davet ettiğimiz bu sorunun çözümü açısından bir sıkıntı teşkil etmeyeceğini umuyorum ve bekliyorum'' dedi.

Bir gazetede eğitim diline ilişkin açıklamaları hatırlatılarak, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın bu konudaki eleştirilerinin sorulması üzerine ise Yazıcı, gazetede görüşlerinin ''Kürtçe eğitim üniter yapıyı bozmaz'' manşetiyle yayımlandığını anımsattı. Yazıcı, şunları söyledi: ''Konuşmamın içinde böyle bir şey var doğru ama konuşmamın ana teması Kürtçe öğrenimidir. Eğitim dili başkadır, bir dili öğrenmek başkadır. Bizim resmi dilimiz, eğitim dilimiz Türkçe'dir. Sanırım Sayın Baykal, konuşmamın içeriğini okumadığından o şekilde bir değerlendirme oldu. Polemik olmasın diye cevap vermedik. Benim ifade ettiğim, eğitim dili, resmi dil Türkçe'dir. Tarihi coğrafyayı biz Türkçe öğreteceğiz ama vatandaşlar nasıl İngilizce öğrenmek istiyorsa, Kürtçe öğrenmek isteyenlere de o imkan verilebilir.''

 

İstanbul'daki yoğun yağış

Bakan Yazıcı, İstanbul'daki yoğun yağışa ilişkin soru üzerine ise şunları söyledi: ''İstanbul'a son 70-80-100 yıldan bu yana ilk defa saniyede 100 metreküp yağmur yağdı. Bu felaket olarak nitelendirilebilecek boyutta bir yağmur ama yine de dere yataklarındaki kısmi yapılaşmalar ve akacak, birikecek suyun denize akışını sağlayacak güzergahlar üzerindeki kanalların da yeterli olmadığı ifade ediliyor. Ama böyle büyük yağışlarda o kanalların yeterli olmayacağı da açık. İstanbul'da bir daha inşallah olmaz hepimizin sorumluluğu var. Birey olarak sorumluluğumuz var. Kendimizle ilgili bir şey yaparken komşumuzu düşünmeliyiz, paylaşmalıyız. Toplumsal bakış açımız bizim her davranışımıza belli bir değer katmalı diye düşünüyoruz.''