Çamburnu çöpburnu olmasın!

İlk kez Cannes Film Festivali'nde gösterilen 'Cennetteki Çöplük', HES'erle başı belada olan Karadeniz'in bir ucunda 5 yıldır süregelen doğa ve çevre kıyımına dikkat çeken önemli bir belgesel.

12 Ekim 2012 Cuma, 06:54
Abone Ol google-news

Trabzon’un cennetten farksız bir köşesinde, yemyeşil çay tarlaları ve çam ağaçlarıyla kaplı Çamburnu köyünde, yöre sakinlerinin bütün direnmesine hatta belediye reisinin de itirazına karşın devlet eliyle devasa bir çöp toplama ve arıtma tesisi kurulur 2007’de.

Köyün tepesinde, eski bir bakır madeninden kalma çukur arazide kurulan tesise, naylon torbadan hayvan leşine, yemek artığından teneke kutuya kadar bölgenin bütün çöpü kamyonlarla taşınıp yığılır ve tesisi inşa eden özel şirket yetkililerinin, ortaya çıkan dayanılmaz kötü kokuya karşı havaya parfüm sıkarak (!) ya da yüksek duvar-setler çekerek önlemeye çalıştıkları büyük bir çevresel felakete maruz kalır yerel halk.

Almanya’daki medar-ı iftiharımız, Hamburglu Fatih Akın’ın ilk kez Cannes’da gösterilen “Der Müll im Garten Eden-Cennetteki Çöplük”ü, yönetmenin dedesinin köyü olan Çamburnu’ndaki en azından havayı kirleten bu çöplüğün kurulma döneminden günümüze kadar süregelen feci durumunu aşama aşama gözler önüne seren, 5 yılda tamamladığı yeni bir belgesel.

Sineklerin bulut halinde uçuştuğu, sürekli kuş sürülerinin gagaladığı, sokak köpeklerinin deştiği, vurdumduymaz yöneticilerin geçici önlemlerle geçiştirip görmezden geldiği, özetle halk sağlığının hiçe sayıldığı bu çevre katliamını, Çamburnulu fotoğrafçı Bünyamin Seyrekbasan’ın kamerasıyla saptayarak kaydeden Fatih Akın, yöre sakinlerinin 2007’den beri yaşanan mücadelesine kendi çapında tanıklık ediyor “Cennetteki Çöplük” belgeseliyle, “İstanbul Hatırası-Köprüyü Geçmek”ten (2005) yıllar sonra.

Kuşkusuz solunan havayı kirleten karbondioksit ve metan gazı tehlikesinin yanı sıra biriken zehirli çöp suyunun yağan yağmurlarla toprağa karıştığı, denize aktığı ve ekili alanları, çay tarlalarını etkilediği yörenin hep kandırılagelen insanları, ağır işçi gibi çalışan kadınları, kahvelerde taş-tavla oynayan erkekleri, büyük kentlere gitmeyi kafaya koymuş gençleri, şirketçe mahkemeye verilmiş belediye reisiyle yapılmış çeşitli söyleşilere, panoramik çevre manzaralarına dayanan Çamburnu şenliğindeki Şevval Sam konseri ve çay üretimine ilişkin görüntülerle süren bu belgeselin üslubu, eleştiri dozu yüksek bir Michael Moore’vari, ateşli ve keskin muhalefet tarzından yoksun olsa da yeterince etkileyici ve akıcı.

Filmdeki “malzemenin” çoğunluğunu çeken kameraman Seyrekbasan’ın katkısının yanı sıra Akın’ın “İstanbul Hatırası”ndan hatırladığımız (Einstürzende Neubauten grubundan) Alexander Hacke imzalı, vurmalı çalgı ağırlıklı, ritmik, gerilimli müziklerin de anlatımına cuk oturduğu “Cennetteki Çöplük”, içerdiği aktivist duyarlılığı ve sorumluluğuyla zaten HES’lerle başı beladaki Karadeniz’in bir ucundaki 5 yıldır süregelen doğa ve çevre kıyımına dikkati çeken, önemli bir belgesel sonuçta.

AKP yönetimince getirilen çözümlerin sürekli yeni sorunlar doğurduğu günümüzde, Trabzon’un valilikçe çöp havuzu olarak saptanıp kurban edilmiş Çamburnu yöresindeki çöp sorununun sözüm ona nasıl halledildiğini görüntüleyen bu önemli belgeselin ülkemizde kötü giden bir şeylere (değiştirmese de) en azından ilgi çekeceğini umuyoruz.

Manga konserinde şarkılara yerinden coşkuyla katılan gencin camide müezzin olarak ezan okuduğu bölüm gibi ilginç, kişisel sahnelere de sahip “Cennetteki Çöplük” belgeseli, bizce kesinkes haftanın filmi.