Çelik 'iki ayyaş'ı savundu: Mana çıkarmayın

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün partisinin grup toplantısında alkol yasağıyla ilgili söylediği, "iki ayyaşın çıkardığı yasa" sözleriyle ilgili konuştu.

29 Mayıs 2013 Çarşamba, 12:58
Abone Ol google-news

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik,  parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 3. boğaz köprüsünün temel atma törenine ve İstanbul'a yeni havalimanı için yapılan ihaleye dikkati çekti. Türkiye'nin geliştiğini, parladığını vurgulayan Çelik, bunun karşısında muhalefet liderlerinin kendilerini kaybettiğini söyledi.

Bazı ilaçların ecznelerden artık reçetesiz satın alınamayacağına değinen Çelik, Dünya Sağlık Örgütü'nün Türkiye'yi bu konuda sürekli uyardığını anlattı. Birçok ilacın içeriğindeki bazı etkin maddelerin, tersinden kimya işlemine tabi tutularak, bağımlılık yapan ilaçlara dönüştürülebildiğine dikkati çeken Çelik, Dünya Sağlık Örgütü'nün, 'bu ilaçların eczanelerden reçetesiz satın alınmasını engelleyin' çağrısı yaptığını hatırlattı.
Çelik, Sağlık Bakanlığının geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili yayımladığı genelgenin 2003'te de yayımlandığını anımsatan Çelik, "Bu genelge de mahiyet itibarıyla aşağı yukarı aynıdır fakat medyamız bazı şeyleri abartmaya, kabartmaya meraklıdır. 'Sinek ısırsa jel alamayacaksınız' gibi haberler yapıldı. Çok özensiz ve düzensiz bir ilaç kullanma alışkanlığına sahip olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Türkiye'de kişi başına yılda 30 kutu ilaç tüketiliyor. Bu konuda ciddi bir israf var" diye konuştu.

"Vatandaşın sağlığının öncelikli olarak gözetilmesi Hükümet'in görevidir"

Ertesi gün hapının da yasaklandığına ilişkin iddiaları eleştiren Çelik, "Özensiz ve düzensiz ilaç kullanımının zapturapt altına alınması, kontrol altında tutulması, vatandaşın sağlığının öncelikli olarak gözetilmesi Hükümet'in görevidir. Hükümet adına bu konuyu düzenlemekle görevli kurum Sağlık Bakanlığıdır" dedi.

2003'teki genelge ile bu yılki genelgenin aynı olduğunu yineleyen Çelik, şöyle devam etti:
"Bu konuda eğer suistimaller varsa 10 yıllık uygulama içinde bazı kötü kullanımlar söz konusuysa bu manada eğer devlet dolandırılıyorsa çeşitli ilaç firmaları bazı manevralar yapıyorsa bunlar tespit edilmişse bunlar şikayet konusuysa bunların üzerine gitmek devletin ilgili kurumlarının görevidir. Burada ne gebeliğe karşı önlem alacak hanımların fişlenmesi söz konusudur ne de gebeliğin önlenmesine yönelik karşı bir gayret vardır."

"Alkollü içecek, bazılarına göre laikçiliğin sembollerinden biri olabilir"

Çelik, AKP olarak, kimsenin hayat tarzına karışmak gibi bir düşüncelerinin geçmişte de olmadığını, gelecekte de olmayacağını çeşitli vesilelerle dile getirdiklerine işaret ederek, "Laik devletlerde kanunlar yapılırken, hukukun temel mantığı içinde kalınır, hareket edilir ve günah sevap ikilemi üzerinden kanun çıkarılmaz. Eğer AK Parti'nin böyle bir niyeti olsaydı eğer gerçekten, 'bu bir dini emirdir, referansımız İslamiyet'in emirleridir' şeklinde bir yaklaşımımız olsaydı o zaman kökünden yasaklamak gibi bir eğilim ortaya çıkardı. Kesinlikle böyle bir niyet de yok, böyle bir gayret de yok. Mesele başka taraflara çekilmesin" diye konuştu.

İslam dininin kadın hakları, çevre, hayvan hakları konularındaki yaklaşımlarına değinen Çelik, "Şimdi bir kadın haklarıyla ilgili bir kanun çıkardığımız zaman, kadınların sosyal statüsünü iyileştirdiğimiz zaman İslam'ın emirlerini yerine getirmiş mi oluyoruz. Fakir fukarayı gözetmek de dinin emridir. Soysal devlet ilkesiyle ilgili biz birçok şey yaptığımız zaman biz bir dinin emrini mi hayata geçirmiş oluyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, "Alkollü içecek, bazılarına göre laikçiliğin sembollerinden biri olabilir, bizim için asla böyle bir şey söz konusu değildir" ifadelerini kullanan Çelik, "Biz sağlıklı nesiller adına böyle bir gayret içindeyiz. İçkiyi yasaklamak, içkinin üretimini yasaklamak, içkinin satışını yasaklamak, içkinin sunumunu ve tüketimini yasaklamak gibi bir tavır içerisine asla girmedik. Laik bir devlette esasen tercihlere bu manada bir müdahalede bulunulmaz. Eğer tercihlere müdahalede bulunursanız, bu laikliğe aykırı olur. Biz bunu bilenlerdeniz. 11 yıl boyunca iktidarda, insanların hayat tarzına müdahale etmedik. Bunu birilerinin hoşuna gitmek için değil, böyle inandığımız için ve böyle olması gerektiği için yaptık" dedi.

"Tamamen sözün gelişi olarak söylenmiş bir ifadedir"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün AKP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, kullandığı "iki ayyaşın yaptığı kanun" ifadelerini hatırlatan Çelik, "Bu söz, tamamen sözün gelişi olarak söylenmiş bir sözdür. Ahmedi, Mehmedi veya şu şahsı kastederek A veya B devlet adamını kastederek söylenmiş bir ifade değildir" açıklamasında bulundu.

Bunun altında derin manalar veya farklı farklı isimler aramanın bir anlamı olmadığını dile getiren Çelik, "CHP'liler bundan da bir istismar konusu çıkarmanın gayreti içinde olabilirler ama ben Sayın Genel Başkanım, Başbakanım adına bunu rahatlıkla söylüyorum çünkü kendisiyle de bunu paylaşmış biri olarak söylüyorum. Bu tamamen sözün gelişi olarak söylenmiş bir ifadedir" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Bir büyükelçiniz, 'El Kaide bir terör örgütü değildir' dedi" sözlerine de cevap veren Çelik, kast edilen kişinin Türkiye'nin Çad Büyükelçisi olduğunu, özellikle Afrika ülkelerinde Fransa'nın işgal dönemi üzerine akademik çalışmalar yaptığını söyledi. Büyükelçi'nin konuyla ilgili attığı tüm twettleri incelediğini aktaran Çelik, "Kendisi attığı twettlerde, 'Fransa, tıpkı Nijer'de olduğu gibi Mali'de de kaynakları sömürmesine bir zemin hazırlamak üzere yaptığı işlere bir bahane oluşturmak üzere, kendisine karşı silahlı direniş gösteren bu ülkelerdeki insanları terörist ilan ediyor' diyor. 'El Kaide terör örgütü değildir' demiyor" şeklinde konuştu.

Dışişleri yetkilileriyle görüştüğünü bildiren Çelik, özellikle farklı yorumlanabilecek twettleri nedeniyle ilgilinin uyarıldığını vurguladı.

"İnsan bu tip şeyleri söylerken bir de dönüp kendisine bakar"

Çelik, Kılıçdaroğlu'nun Meclis Grup Toplantısında annelik ile ilgilisözlerini de eleştirerek şöyle devam etti:

"Annelik konusunda söz söyleme hakkına sahip olan son kişi Kılıçdaroğlu'nun kendisidir. Bir miting meydanında Sayın Başbakanımıza yönelik 'SEnin ananı' deyip, üç nokta koyup geçti. Bir toplantıda kendisine hitap ederken dedim ki: 'Sen bir edepsizlik örneği göstererek Sayın Başbakan'ın annesine kem sözler söyleyebilirsin. Kem sözler sahibine ait ama senin annen Yemuş Kılıçdaroğlu bizim annemizdir' dedim. Senin bir milletvekilin, TBMM'de bir yasama faaliyeti yaparken, bir oturum esnasında kabinenin tek bayanına edepsizce bir laf sarf edecek, sen ona disiplin soruşturması açma gereği bile duymayacaksın, ondan sonra Genel Kurulda AK Partililerin oylarıyla o milletvekiline yönelik kötü sözler sarf eden kendi milletvekilimize kınama cezası verecek, onu Genel Kuruldan çıkartacak, daha sonra bizler tarafından arkadaşımızın yaptığının çok yanlış olduğunu, kendisine de AK Parti'ye de TBMM'ye de yakışmadığını en sert sözlerle ifade ettik. İnsan bu tip şeyleri söylerken bir de dönüp kendisine bakar. Cumhurbaşkanı'na Başbakan'a, iktidar mensuplarına hakaret etmeyi küfür etmeyi hayat tarzı haline getiren, ismini bile anmak istemediğim bir milletvekiline siz ne yaptınız? Bizim o arkadaş komisyon başkanlığından istifa ettirildi. Dönün kendinize bakın. Sen ülkenin Başbakanı'na 'terörist başı' diyeceksin, 'katil' diyeceksin, 'bölücü' diyeceksin, ondan sonra 'karşı taraf şunu yaptı, bunu yaptı' diyeceksin. Bütün bunlar kamuoyu önünde cereyan ediyor."