Cumhuriyet Kitap ve yazın bilinci... Onur Bilge Kula'nın yazısı...

Yazına ilişkin her türlü kavram ancak yazınla uğraşanlar tarafından geliştirilir ve kalıcılaştırılabilir. Yazın eleştirisi, yazınsal yorum, çözümleme ve kitap tanıtım yazıları yayımlayan Cumhuriyet Kitap, yazınsal beğeni ve bilince ilişkin kavram örgüsü oluşturmaya ve kullanımda olanları belirginleştirmeye katkı yapmaktadır. Türkçenin yazın dili olarak gelişmesine ortam hazırlayarak, Atatürk’ün en önemli emaneti olan Dil Devrimi’ne sahip çıkmaktadır. Yazınla uğraşanlara düşen görev, buna destek olmaktır.

14 Ocak 2021 Perşembe, 23:56
Abone Ol google-news

Yazına ilişkin her türlü kavram ancak yazınla uğraşanlar tarafından geliştirilir ve kalıcılaştırılabilir. Yazın eleştirisi, yazınsal yorum, çözümleme ve kitap tanıtım yazıları yayımlayan Cumhuriyet Kitap, yazınsal beğeni ve bilince ilişkin kavram örgüsü oluşturmaya ve kullanımda olanları belirginleştirmeye katkı yapmaktadır. Türkçenin yazın dili olarak gelişmesine ortam hazırlayarak, Atatürk’ün en önemli emaneti olan Dil Devrimi’ne sahip çıkmaktadır. Yazınla uğraşanlara düşen görev, buna destek olmaktır.

DEĞERLER VE YAZINSAL DEĞERLENDİRİM

Yazınsal kavramların içeriklerinin belirginleştirilmesi ve kullanım birliğinin sağlanması, güncelliğini korumaktadır. Bu nedenle, temel yazınsal kavramları anımsatmak yararlı olabilir. Yazın eleştirisi kavramını düşünsel olarak dizgeleştiren filozof Walter Benjamin’dir.

Yazınsal eleştiri kavramı, yazınsal yapıtlara, yazarlara ya da yazınsal iletişim dizgesinin öğelerine (okuyucu, kitap tanıtımcısı, eleştirmen, yayıncı, yazın dergisi yayımcısı) ilişkin her türlü sınıflandırıcı-yönlendirici açıklama, yargılama, değerlendirme ve çözümlemeleri kapsar.

Yazınsal yapıtlara ve nesnelere ilişkin bütün bu edimler ve işler, yazınsal değerlendirim kavramı altında da toplanabilir. Yazınsal değerlendirim, her türlü yargılayıcı ve/veya değerlendirici varsayımlar, açıklamalar ve edimlerden oluşur.

Yazınsal değerlendirimin iletişimsel bağlayıcılığı, ‘Nâzım Hikmet şiirini çok severim’ türünden salt ‘bireysel beğeni’ açıklamalarından, özenle sınırlandırılan ‘öykü kötüydü’ gibi ‘değer yargısı’ üzerinden, ‘Yunus Emre’nin şiirleri, Türkçenin yazın dili olmasına öncülük etmiştir’ türünden ‘ulamsal değer yargılarına’ değin uzanır.

Yazınsal bir nesneye ilişkin bir açıklama üzerinde tartışıldığı sürece ‘değer yargısı’ olarak kabul edilebilir. Böyle bir değer yargısının geçerliliği, savın ya da savların savunulmasıyla sınırlıdır. Buna karşın, değer yargıları, yazınsal değerlendirim kuramının temel öğesidir.

Ulamsal değer yargıları, yargılama yeterliliği taşıyan alımlayıcılar için geçerlilik taşıdığını duyumsatırlar. Bu değer yargıları, bir yazınsal nesnenin uygunluğu ya da yazarın yetkinliğiyle ilgili ‘başarım yargısını’, yazınsal nesne kavramıysa, bir sözcükten, tümceden, metinden, tümel yazına değin bütün öğeleri içerir. Yazın eleştirisinin başlıca amacı olan neyin yazın olduğu, kültürel gelenek, zaman ve uzama ya da ülkelere göre değişir.

YAZINSAL YAPITIN İŞLEVSELLİĞİ

Bir yazınsal yapıta ilişkin ‘ilgi çekici, duygulandırıcı, sıkıcı, sürükleyici, düşündürücü’ gibi değerlendirici sözcükler veya anlatımların yanı sıra, özetleyici ya da sonal biçimde yargılayıcı ‘iyi, kötü, berbat’ gibi yönlendirici nitelemeler de bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bir yazınsal yapıtın işlevselliği çoğu kez içinde taşıdığı özsel belirtileriyle üretilir. Bu nedenle, istenilen ya da istenilmeyen bir etki yarattığı öne sürülen bir belirtiden ‘açık, karışık, soyut, somut, derin anlamlı ya da yüzeysel’ gibi değer sözcükleri türetilebilir. Bir yazınsal yapıtın ‘estetik değeri’ açısından etkin belirtilerinin belirlenmesi, ‘yorum’ ile gerçekleşir.

Dolayısıyla, değerlendirim kavramına ilişkin tartışmada, bir yazınsal yapıtın içerdiği etkilerin ve özendirici yönlerin sıra-düzene sokulması, diyesi, hiyerarşileştirilmesi, bunların etkinliğine ilişkin yargıda bulunan öznenin kültürel deneyimi ve değerlendirilen yazınsal yapıtın etkin belirtilerinin belirlenmesi anlamında ‘yorum’ önem taşır.

Etkileşim içinde olan bu üç noktanın her birinin özgün yönleri vardır. İlki düşünsel zamansal gerekçelerle, ikincisi, olası etki deneyimleriyle; üçüncüsüyse, yorumsal gerekçelerle ilgilidir.

Yazınsal değerlendirim, yazın tarihine eşlik eden ve onu biçimlendiren öğelerin başında gelir; çünkü yazınsal yapıtın üretimi, basımı, dağıtımı ve okunması, yazınsal değerlendirim kapsamında gerçekleşir. Ayrıca, yazınsal değerlendirim, yazınsal koşun/kanon oluşumunu, dolayısıyla yazınsal yapıtların geçiciliğini ya da kalıcılığını da belirler.

Söz konusu nedenlerle, yazınsal değerlendirim, bir yazınsal yapıtın estetik niteliğini ortaya çıkarmaya katkıda bulunabileceği gibi, çıkar sağlama amacıyla araçsallaştırılabilir de.