Deniz Feneri panikte

Deniz Feneri soruşturmasından alınan savcı Türkaslan, HSYK müfettişine 'Alışık olunmayan müdahalelerle karşılaştık. Soruşturma bertaraf edilmeye çalışılıyor' dedi.

30 Eylül 2011 Cuma, 07:57
Abone Ol google-news

Deniz Feneri e.V. soruşturmasını yürütürken görevden el çektirilen savcılar, HSYK müfettişlerine verdiği savunmalarda 3 yıllık sürecin perde gerisinde yaşadıkları zorlukları ve karşılaştıkları “alışık olunmayan müdahaleleri” anlattılar. Savcılardan Nadi Türkaslan’ın, HSYK başmüfettişine verdiği savunmasındaki, “Şikâyetçiler yürütülen soruşturmada ulaşılan delillerin paniğini yaşamaktadırlar” değerlendirmesi dikkat çekti.

Cumhuriyet’in ulaştığı 12 sayfalık savunmada Türkaslan’ın şu değerlendirmeleri öne çıktı:

Mahkemeye itiraz etmediler: Hakkımda yapılan bu şikâyet hak arama ya da yanlışı düzeltme amacına yönelik olmayıp tamamen şahsımı ve soruşturmayı etkileme amacına yöneliktir. Şikâyetçiler mahkeme kararının kapatıldığını en geç 18 Mart 2010’da bildikleri halde 27 Temmuz 2011’e kadar beklemelerinin hiçbir gerçekçi izahı yoktur. Uygulama aleyhine yasa yoluna gitmeyen şikâyetçilerin bu şikâyeti, tutuklanmalarından sonra yapmaları dikkat çekicidir. Böyle bir uygulamanın yanlış olduğunu düşünen vekillerin bu karar aleyhine itiraz etmeyerek yapmaları gereken görevi yapmadıklarını kapatmak için tarafımı şikâyet yoluna gitmişlerdir. Bu da şikâyetçilerin, bu şikâyetteki amaçlarının iyi niyetli olmadığını göstermektedir.

Delillerin paniğini yaşıyorlar: Şikâyetçiler yürütülen soruşturmada ulaşılan delillerin paniğini yaşamaktadırlar. Sırf soruşturmayı etkilemek, soruşturmayı yürüten savcıları baskı altına almak ve dikkatleri başka yöne çekmek için bu şikâyeti yapmışlardır. Yürütülen bu soruşturmada, soruşturmanın bu aşamaya gelişine kadar, soruşturmalarda görülmeye alışık olunmayan pek çok zorluk ve müdahale ile karşılaşılmış bu zorluklara rağmen, hukuki kurallardan ayrılmayarak soruşturma sabırla, tamamen hukuka uygun bir biçimde bu aşamaya kadar getirilebilmiştir.

Müfettiş de biliyordu: Soruşturmasını yürüttüğüm 2008/2111 sayılı soruşturma evrakı 2010 yılında yapılan olağan denetimde Adalet Müfettişi tarafından denetlenmiş, bu soruşturma evrakı ile ilgili hiçbir tenkit ya da tavsiyeye yer verilmemiştir. Aynı denetim sırasında Av. Şule Yıldız’ın 05 Mart 2010 tarihli (..) dilekçesinde tarafımdan yazılan açıklamanın bulunduğu yerde müfettiş tarafından incelemenin yapıldığına ilişkin “işaret” konulmuş, ancak denetimi yapan Adalet Müfettişi, içeriği itibarıyla çok önemli ve kritik bu dilekçede yer alan “...mağduriyetlerin yaşandığı” ile neyin kastedildiğini sormamış ya da bu durumu tenkit ya da tavsiye olarak göstermemiştir.

Amaçları gerçekleşti: Hakkımda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen dilekçenin ekindeki dilekçe, tedbir nedeniyle yaptığım işlem nedeniyle mahkemeye itiraz edildiği, bu itiraz üzerine verilen kararı dahi uygulamadığı izlenimi yaratmaya ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nı etkilemeye yöneliktir. Ancak tarafınızdan hakkımda yapılan inceleme ve soruşturmada da tespit edildiği üzere bu dilekçe ne 3. Sulh Ceza’ya ne de bir başka mahkemeye verilmemiştir. Hiç işleme konulmamış dilekçenin varmış gibi resmi bir makama verilen dilekçenin ekine konulması şikâyet edenlerin şikâyetlerinin ne kadar maksatlı, iyi niyetten uzak, soruşturmayı etkilemeye yönelik, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdikleri dilekçede talep edildiği üzere soruşturmadan alınmamıza yöneliktir. Nitekim henüz bu savunmamı sunmadan önce 26.08.2011 tarihi itibarıyla soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarının tümü de bu soruşturmadaki görevlerinden alınmışlar, böylece amaç gerçekleşmiştir.