Doğan, semineri anlattı

''Balyoz Planı'' davasının tutuklu sanığı eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, düzenlenen seminere, dönemin Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanının, ABD'nin Irak'a müdahalesi yönünde yaptığı ön hazırlıklar ve bu konuda yapılan görüşmeler nedeniyle katılmadıklarını söyledi.

17 Mart 2011 Perşembe, 11:31
Abone Ol google-news

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasına devam eden Doğan, savcıların iddianamede ''Balyoz Güvenlik Harekat Planı'nın gerçekliğine iman etmiş göründüğünü'' savundu.

Doğan, savcıların, iddia edilen darbe planının 05-07 Mart 2003 tarihinde icra edilen plan seminerinde masaya yatırılarak, ''örtülü olarak görüşüldüğünü'' ve bunun bunun bir darbe provası niteliğinde olduğunu ileri sürdüklerini kaydetti.

Bu nedenle cezalandırılmalarının talep edildiğini ifade eden Doğan, ''Savcılarımızın seminerde bir darbe provası yapıldığına 'kerhen' iman etmiş göründükleri çok açık. Bunun somut kanıtı seminere katılan 162 kişiden sadece 48 kişinin suçlanmasıdır. Peki, bu 48 kişinin seçimindeki özel bir kriter kullanılmış mı? Bizim gördüğümüz kadarı ile hayır. Bu seçimi yaparken, iddianamedeki ifadeleriyle de çelişkiye düştüklerinin galiba farkında değiller'' dedi.

Doğan, iddianamede darbe için anlaşma yaptığı belirtilen general rütbesindeki iki jandarma bölge komutanının bu davada sanık olmadıklarını dile getirerek, ''Bizim bu davada tanığımız olacaklar. Bunlar dönemin İstanbul ve Bursa Jandarma Bölge Komutanlarıdır. Burada bulunacaklar. Bu arkadaşlarımızın bizler gibi bir zulüm altında olmadıklarından mutluyum. Aynı şekilde tugay komutanlıklarındaki karargah subaylarından bir bölümü hem seminerin planlamasında aktif görev yaptıkları gibi bir bölümünün de seminer esnasında özel takdimleri bulunmaktadır. Savcılarımızın kişiye özel aflarına mazhar olmuşlardır, böyle bir affa mazhar olmaktansa bu arkadaşların bizler gibi sanık olmayı tercih edeceklerinden kuşku duymuyorum'' şeklinde konuştu.

Savcıların seminerin gerçek yüzünü adeta saklarcasına birçok orijinal belgeyi adli emanete kaldırdığını ve adli emanete alınan klasörlerdeki yüzlerce sayfanın da eksik olduğunu ifade eden Doğan, suça konu olan 1. Ordu Komutanlığınca icra edilen Plan Semineri-2003'ün, Genelkurmay Başkanlığınca yayınlanan tatbikatlar programı kitabı ile Kara Kuvvetleri Komutanlığından alınan tatbikatların icrasına yönelik emirler paralelinde planlandığını, hazırlıkları yapılarak 05-07 Mart tarihlerinde icra edildiğini kaydetti.

Bu konuda yapılan önemli yazışmaların tamamının 28 Haziran 2010 tarihli askeri bilirkişi heyeti raporunda yer aldığını dile getiren Doğan, 1.Ordu Plan Semineri 2003'ün planlaması, hazırlık ve icrasını anlattı.

İddianamede Kara Kuvvetleri Komutanlığının emrine aykırı olarak plan seminerinin icra edildiğinin yazılı olduğunu ifade eden Doğan, Kara Kuvvetleri Komutanlığının Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo'da (OYTS) tehlikeli ve suç isnadı olabilecek bir husus görmesi durumunda, bunu Ordu Komutanlığına verdiği emirde belirteceğini anlattı.

Doğan, ''OYTS'yi daha önce okumuştum. Bu jenerik senaryoda akla, mantığa aykırı gelen bir husus var mı? Bir darbe kokusu var mı?'' dedi.

Doğan, 1. Ordu Komutanlığının 31 Ocak 2003 tarihinde OYTS'yi de ihtiva edecek şekilde çok kapsamlı bir emir yayınladığını ifade ederek, bu emrin özel dağıtım planında dağıtımı yapılan makamlar içerisinde, bilgi için Genelkurmay Başkanlığı, bütün Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ile diğer ordu komutanlıklarının da bulunduğunu kaydetti.

Ordu Komutanlıkları tarafından düzenlenen seminerlere Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanının da katıldığını belirten Doğan, ancak bu seminere, ABD'nin Irak'a müdahalesi yönünde yaptığı ön hazırlıklar ve bu konuda yapılan görüşmeler nedeniyle katılmadıklarını vurguladı.

Doğan, ''Seminere katılsalardı darbe hazırlıklarının örtülü provası mı yapılacaktı? Eğer seminere katılsalardı şu an sanık sandalyesinde mi oturacaklardı? Seminere katılıp katılmayacakları konusunda bilgim yoktu. 21 Şubat 2003'te katılmayacakları belli oldu'' dedi.

"Bildiklerini paylaşsın"

Çetin Doğan, Hilmi Özkök'ün bildiklerini paylaşması gerektiğini belirterek, ''Hilmi Özkök ile topçu okulunda birlikteydik. İhtilalden sonra teğmenken birlikte Amerika'ya gittik. Uzun süre arkadaşlığımız olmuştur. Bir şüphe üzerine bana bir soru sormasıyla arkadaşlığımız bitmiştir ama resmi ilişki kurallarına göre devam etmiştir'' diye konuştu.

Doğan, davaya konu olan seminerde yaptığı konuşmanın montajlandığını savunarak, ''Yaptığım konuşmada irtica ile ilgili olarak söylediklerim cımbızlanmış, yamalı bohça haline getirilmiş ve saçma bir montajla birbiriyle çelişen bilgiler halinde savcılara sunulmuştur'' dedi.


"Yazılarımda darbe iması yok"

Doğan, savunması sırasında dosyada bulunan bilirkişi raporlarına da değinerek, askeri bilirkişi binbaşı Ahmet Erdoğan'ın duruşmaya çağrılarak dinlenilmesini istedi.

1. Ordu Askeri Başsavcısı Albay Bülent Münger'in de duruşmaya çağrılmasını talep eden Doğan, internette bulunan ses kaydını hatırlatarak, ''Bu, birileri hakkında dedikodu yapıldığını gösteriyor. Kendisinin sorguya çekilmesini istiyorum'' dedi.

İnsanların arkasından konuşmadığını, yüzlerine de söylediğini belirten Doğan, seminerde belirli sınırlar içinde, belirli konularda siyasi partilerle ilgili de konuştuğunu belirtti.

Seminerde de dile getirdiği fikirlerini en üst seviyedeki kişilere, Başbakan'a da söylediğini ifade eden Doğan, ''Keşke o konuda dediklerimi yapmış olsalardı, bunlara sadık kalarak partiyi sağlıklı ve düzenli bir tabana oturtsalardı. Böylece Yüksek Mahkeme tarafından laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olarak haklarında karar verilmezdi. Türkiye'de demokrasi açısından çok faydalı olurdu. 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığındaki görevimden ayrıldım. Daha sonra dergide yazılar yazdım. Bunlar incelensin. Darbeyi ima edecek tek kelimemi bulurlarsa her şeye razıyım'' diye konuştu.


Bilirkişi talebi

Doğan, 3 gündür savunmasında gerçekleri anlatmaya çalıştığını ifade ederek, ''Sahte olduğu açık olan dijital belgelerden dolayı müdahil olanlar soru yönelteceklerse benim değinmediğim konudan soru yöneltsinler, anlattıklarımı bana tekrar ettirmesinler'' dedi.

Mahkeme Başkanı Ömer Diken de susma hakkının soru sorma aşamasında da kullanılabileceğini belirterek, soruları yanıtlamayabileceğini, bunun tamamen Doğan'ın özgür iradesine kaldığını kaydetti.

Doğan da tüm sanıkların savunmasının tamamlanması beklenmeden mahkemenin dijital delilleri bilirkişiye inceletmesini isteyerek, ''Lütfen bu konuda karar verin. Bu davanın yurdumuza çok ağır maliyeti var. Yurt dışındaki görevlerini bırakıp hapishanede yatıyorlar, günahtır. Bu Türkiye Cumhuriyetine karşı bir suçtur. Siz bu günaha ortak oluyorsunuz. Bir yıldır Balyoz denen belanın içinde yatıp kalkıyoruz, bizi anlayın'' diye konuştu.

Duruşmada söz alan bazı avukatlar, tahliye talebinde bulunmak istediklerini söyledi.

Tutuklu sanık Dursun Çiçek de mahkemenin her gün ayrı celse açtığını belirterek, bunların ayrı ayrı duruşma olduğunu, mahkemelerinin 30 günlük tutukluluk incelemesi yaptığını ancak 36 gün geçmesine rağmen aylık tutukluluk değerlendirme sonuçlarını henüz alamadıklarını, 3 ay içinde verdiği 7 dilekçe hakkında kendisine karar tebliğ edilmediğini bildirdi.

Mahkeme Başkanı Diken, yorulduğunu belirten Çetin Doğan'ın savunmasının sonuç kısmına yarın devam etmesine karar vererek duruşmayı erteledi.