Dönüşümlü komutanlık

Gül, giderayak savunma ve TSK reformu konusunda dikkat çeken bir rapora imza attı

22 Ağustos 2014 Cuma, 22:54
Abone Ol google-news

 TSK’ye karşı yargı operasyonlarının başlatıldığı sırada, 26. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ tarafından slogan haline getirilen ve büyük tartışmalara neden olan “Güçlü ordu güçlü Türkiye” sloganı, 7 yılın ardından cumhurbaşkanlığına veda için gün sayan Abdullah Gül’ün kaleminden “Savunma Reformu Raporu”na girdi. Gül, kendi talimatıyla hazırlanan 220 sayfalık raporun önsözünde, “Askeri güç olmaksızın büyük güç olunmaz” dedi. Raporda, TSK’nin muharip asker sayısının arttırılması gerektiği belirtilirken karargâh yapısının da ABD’deki Pentagon gibi örgütlenmesi istendi. Reformların hayata geçmesinin ise “sivil kapasitenin yetersizliği” nedeniyle zor olduğu belirtildi.

Milli Güvenlik Kurulu üyelerine, 13 Ağustos’ta takdim edilen raporu, 3’ü sivil, 3’ü asker 6 kişilik ekip hazırladı. Yaklaşık 1 yıl süren çalışmaların sonunda ortaya çıkan raporda, siviller tarafından dile getirilen reformlara, raporun yazılış şekli nedeniyle askerlerin mesafeli olduğu gözlendi. Raporun önemli satır başları şunlar:

* Tehdidi bertaraf için kazanılması gereken yetenekler, (bölgede) silahlanma yarışına neden olmamalı.

* TSK herhangi bir genel müdürlük değil. Son söz daima sivil otoritede olmakla birlikte Silahlı Kuvvetler’in kendine özgü kuralları ve takdir yetkisi vardır.

MGK’nin devamında yarar var

* MGK’nin istişari bir yapı olarak devamında yarar görülmektedir. Üye sayısı ise NATO ülkelerindeki benzerleri ile mukayese edildiğinde fazladır.

* Sivil ve asker işbirliğini esas alan bir felsefeyle bütün muharip görevlerin Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıkları bünyesinde, savunma yönetimi ile ilgili muharip olmayan görevlerinse yeniden yapılandırılacak bir savunma bakanlığı bünyesinde toplanacağı bir savunma teşkilatının hedeflenmesinde fayda mülahaza edilmektedir.

* Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren mevcut bölgesel güvenlik ortamındaki belirsizlikler, risk ve tehditlerin ciddiyeti çerçevesinde, MSB-Genelkurmay Başkanlığı ilişkisinde kısa vadede radikal bir değişikliğe gitmenin uygun olmayacağı düşünülmektedir.

* TSK’nin, Türkiye’nin vizyonuna ve sınırların ötesinden itibaren güvenliğin sağlanması ilkesine uygun biçimde sınır ötesinde askeri varlık bulundurulabilecek şekilde stratejik intikal, üs bölgesi oluşturma gibi yetenekleri kazanması gerekir.

MSB’nin altyapısı yok

Raporda, Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması konusunda asker ile sivil arasında ciddi görüş ayrılığı bulunduğu da net bir şekilde okundu. MSB’nin mevcut durumda“tedarik ajansı” gibi algılandığına işaret edilen raporda, bakanlığın mevcut kadro ve teşkilatıyla savunma politikası üretebilecek ve uygulayabilecek, altyapı ve teknik açıdan da TSK’yi harbe hazırlayacak donanıma sahip bulunmadığı ifade edildi. Rapordaki diğer önerilere şöyle devam edildi:

* Savunma yönetiminin bütünlüğü kapsamında MSB, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarını aynı kampus içinde toplayacak, ABD veya Fransa’daki benzer bir fiziksel mekân oluşturulması üzerinde düşünülmesi gerekir. TSK’nin dengeli güç olarak yeniden yapılanması kapsamında deniz ve hava kuvvetlerinin kapasitelerinin artırılmasına yönelik bir politikanın benimsenmesi ve bu bağlamda Genelkurmay Başkanı’nın da kuvvetler arasında dönüşümlü olarak atanmasının düşünülmesi önem arz ediyor.

Bedelliye son verilmeli

* Zorunlu askerlik ülke şartları gözetilerek kademeli olarak azaltılmalı. Yurtdışında yaşayan yurttaşların yararlandığı dövizli askerlik uygulamasına devam edilmeli, bununla birlikte bedelli askerlik uygulamasına ise son verilmeli.

* Savunma harcamalarının, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya oranı en az dünya ortalaması olan yüzde 2.5’e yükseltilmeli. MSB Müsteşarlığı ile Savunma Sanayi Müsteşarlığı arasındaki mükerer makamlar birleştirilmeli. Ayrıca, savunma sanayi teknolojilerinin geliştirilmesine ihtiyaç var.

* Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı iştiraki olan (Aselsan, Havelsan, Roketsan gibi) savunma şirketleri birleştirilmeli. Makine Kimya Endüstrisi Kurumu da özelleştirilmeli.

* Güvenlik ve savunma konuları söz konusu olduğunda “tutumluluk ve verimlilik” gibi ilkeleri sağlıklı işletilemez. TSK bir şirket gibi düşünülemez. Hedeflenen reformların başarısı, sürecin siyasi otorite, Silahlı Kuvvetler ve toplum tarafından sahiplenilmesine bağlı.