"Efsane İstanbul'a" övgü

International Herald Tribune gazetesinin internet sitesinde yer alan değerlendirme yazısında, Sakıp Sabancı Müzesi'nde devam eden ''Efsane İstanbul: Bizantion'dan İstanbul'a-Bir Başkentin 8000 Yılı'' başlıklı sergiden övgüyle bahsedildi.

04 Eylül 2010 Cumartesi, 09:39
Abone Ol google-news

Sabancı Holding'den yapılan açıklamaya göre, International Herald Tribune, Sakıp Sabancı Müzesi'nde devam eden ''Efsane İstanbul: Bizantion'dan İstanbul'a-Bir Başkentin 8000 Yılı'' sergisiyle ilgili olarak web sitesinde geniş bir değerlendirmeye yer verildi.

Susanne Fowler tarafından hazırlanan ve ''İstanbul'da 8000 Yıllık Tarih'' başlığı ile yayımlanan yazı, ana sayfadan okuyuculara duyuruldu. Yazıda, Susanne Fowler'ın Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ile yaptığı söyleşiye de yer verildi.

Susanne Fowler, yazısında şunları kaydetti: ''(Efsane İstanbul) sergisine girer girmez, kendinizi tarih öncesindeki bir ormanda buluyorsunuz ve bir ağaç kovuğuna oturup Marmara Denizi'nin oluşmasını izliyorsunuz. Bu etkileyici video başlangıcı, 26 Eylüle kadar süresi uzatılan ''Efsane İstanbul: Bizantion'dan İstanbul'a-Bir Başkentin 8000 Yılı'' sergisindeki muhteşem görseller ve seslerden sadece ilki. Sergi, Türkiye'nin kültür başkentinin tarihini anlatırken, sizi neolitik çağdan alıp (seramikten yapılmış tanrıça biblosuna özellikle dikkat edin) içi içine sığmayan ve adeta enerjisi taşan megakentin kuruluş zamanlarına götürüyor. Küratörlüğünü Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer'in, tasarımını ise sergi 'mimarı' Boris Micka'nın yaptığı sergi, Topkapı, Louvre ve Vatikan'la birlikte 60 müzenin koleksiyonundan gelen 500'den fazla parçasıyla, birbirini takip eden birçok uygarlığın başkenti olmuş bu şehrin kronolojisinde bir gezi imkanı sağlıyor. Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının tarihini anlatan her biri diğerinden şaşırtıcı güzellikteki sunumlardan sonra en son olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu gösteren dev bir görsel sunumla karşılaşıyorsunuz. Geçen sene Paris'teki Grand Palais'de yapılan benzer bir sergiyi baz alıp onu geliştiren bu yeni sergiye yüzlerce ekstra obje katılıyor ve İstanbul'un etnik farklılıklarının altını çiziyor.''

Fowler'ın yazısında, sergiye yapılan eklemeler arasında Fener Rum Patriğinin ödünç verdiği Doğu Roma İmparatorluğundan kalma bir Hristiyan ikonası, ikinci yüzyıldan kalan ve orijinal halleri Haliç'in burnunda bir çeşme olan bir grup Greco-Roman mermer heykel ve Sultan II. Mahmut'un av sırasında kullandığı şahane el işlemeli av çadırının da bulunduğu belirtilerek, ''Kozmopolit bir din ve dil birlikteliği, 14. yüzyıldan kalma ve Arapça yazılmış İnciller, zengin resimlerle süslenmiş bir Ermenice İncil ve İbranice yazılmış bir Osmanlı Türkçesi sözlüğünde açıkça görülüyor'' ifadesine yer verildi.

Serginin en çarpıcı noktası olarak Boris Micka'nin tasarladığı kubbe odası işaret edilen yazıda, şunlar kaydedildi: ''Arka planda çalan Osmanlı müziğiyle, bu akıllıca planlanmış alana, İstanbul'un kilise ve camilerindeki düzinelerce renkli kubbe yansıtılıyor ve inançların farklılıkları yerine, ortak yönleri gösteriliyor. Konuklar, sandalyelere oturup, hatta arkalarına yaslanıp, mesela Beşiktaş'taki Yıldız Hamidiye Camisi'nin gece mavisi ve altın yıldızlarının, 6. yüzyılda Bizanslılarca kilise olarak yapılmış Ayasofya'nın da aralarında bulunduğu 21 farklı kubbeye dönüşmesini seyredebiliyor.'' 

 

Güler Sabancı'nın söyleşisi

Serginin sponsorlarından olan Sabancı Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ile yapılan söyleşiye de yer verilen yazıda, Sabancı'nın kubbe odasıyla ilgili olarak, ''Buradaki amaç, İstanbul'un çeşitliliğini onun kubbeleriyle, tüm dinlerin kubbeleriyle göstermek. Micka, kubbeleri bir araya getirmek istedi ve teknoloji de bizim bunu yapmamıza izin verdi'' dediği yer aldı.

Yazıda, Güler Sabancı'nın, serginin süresine ilişkin ''Sergiyi yaz tatilinden dönen öğrenciler için uzattık. Bana kalsa 6 ay daha uzatırım ama eser aldığımız müzelerin planları, programları var, verdikleri sözler var ve bu durumda yapılacak bir şey yok'' değerlendirmesinde bulunduğu belirtildi.

Sabancı söyleşide, geçmişteki Türk-Yunan anlaşmazlıklarına da değinerek, şunları kaydetti:
''Eskiden böyle bir şeyin siyasi olarak zor olduğunu anlıyorum ama bu projeyi 2 sene önce konuşmaya başladığımızda o konu gündeme gelmedi bile. Daha önce böyle bir şey yapılmamış olsa bile artık yapmanın zamanı gelmişti. Türkiye ve bölgedeki gelişmeler kendi kendimizi sansürlemememiz gerektiğini bize gösterdi.''