Elimde daha çok belge var

Gürsel Tekin, 25 yıldır aktif siyaset yapıyor. Ama kamuoyunda yerel seçim sürecinde tanındı. CHP rozetini çarşafa taktı, kıyamet koptu. O gün bugündür hemen her gün gazete sayfalarına çıkıyor. Ya tartışma yaratıyor ya da tartışmanın ortasına giriveriyor. Şimdi de AKP'yi köşeye sıkıştıracak belgelerin peşinde. Üçüncü köprü de bunlardan biriydi. Konuşulacak çok fazla usulsüzlük ve yolsuzluk olduğunu söylüyor ve "Ama zamanı gelince" diyor.

13 Eylül 2009 Pazar, 11:11
Abone Ol google-news

CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, 29 Mart yerel seçimleri sürecinde hepimizin yakından tanıdığı bir isim oldu. CHP’deki “çarşaf açılımı”nın mimarı olarak kamuoyunda uzun süre tartışıldı, Kemal Kılıçdaroğlu ile yan yana İstanbul’u kazanmak için büyük mücadele verdi. Yaptığı icraatlar ve söylemleriyle farklı bir il başkanı tablosu çizmeye devam ediyor. Geçen hafta yine gündem yaratan bir belge açıkladı, üçüncü köprünün planı. Üstelik söylediğine göre belgenin devamı da gelecek. CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu’ndan sonra belge açıklayan yeni ismi Tekin mi olacak diye merak ettik. Belgeyi nereden almıştı, elindeki diğer dosyalar nelerdi, yeni projeleri var mı diye kendisine soralım istedik...

- Üçüncü köprünün nereden geçeceğine dair planı Ankara’da “elde ettiğinizi” söylediniz. Nasıl aldınız, AKP içinden mi sızdırıldı size?

- Sonuçta bu planları yapanlar da insanlar, bürokratlar. Herkes karşı çıktı. Daha sonra belli ki Sayın Başbakanımızın dayatmasıyla, bürokratların istememesine rağmen bu plan yaptırıldı. Doğal olarak da insanlar bize bu belgeyi sundular.

- Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, güzergâhlar onaylanmadan yapılan açıklamaların boş olduğunu söyledi. İddialar yalanlanırsa elinizde başka belgeler olduğunu söylediniz, onları ne zaman açıklayacaksınız?

- Dört farklı açıklama oldu. Ulaştırma Bakanı haziranda “Ben eylül ayında ihale yapacağım” demişti. Eğer bir planı yoksa neyin ihalesini yapacak? Kendileriyle çelişiyorlar, ne söylediklerini bilmiyorlar. Ulaştırma Bakanı farklı bir açıklama yaptı, İstanbul Belediye Başkanı bizi teyit etti, “Öyle bir plan yok” dedi. Çevre ve Orman Bakanı “Bilmiyorum, haberim yok” dedi. Başbakan da bambaşka bir açıklama yaptı. Belli ki bir telaş içindeler. O zaman Sayın Başbakan’a sorarım ben, madem bir planın yoktu, eylülde neyin ihalesini yapacaktın? Sormazlar mı adama... Elimizdeki belgeler hakkında bilgi vermek şu an doğru değil, bunlar zamanla ortaya çıkacak.

- Söz konusu üçüncü köprü güzergâhındaki arazilerin el değiştirdiğini söylüyorsunuz. Kimler almış? Başbakan Erdoğan’ın ve AKP’lilerin yakınları var mı alanlar arasında?

- Elimizde birkaç belge var. 80 km’lik bir güzergâhtaki arazilerin tamamını bilmek mümkün değil, ama son zamanlarda birçok arazinin el değiştirdiğini biliyoruz. İnsanlar arazi alıp satabilir, gayet normal bu. Ama özellikle köprü tartışmasıyla birlikte birden o çevredeki alım satımlarda artış olması kuşku uyandırıcı. Bu işe karışanlara bakılınca da tabii ki AKP ve Sayın Başbakan’a yakın isimler görülüyor.

- Elinizde üçüncü köprü benzeri AKP’nin icraatlarına yönelik açıklayacağınız başka dosyalar var mı?

- Deveye demişler ki, boynun neden eğri, deve demiş ki nerem düz. Bu konuyla ilgili, özellikle de İstanbul ile ilgili konuşulacak o kadar şey, sunulacak o kadar dosya var ki... Usulsüzlükler, yolsuzluklar... Tabii isterdim ki, bunu gazete yoluyla değil de AKP’yle, kamuoyu karşısında tartışabilseydik. Ama bu bir türlü sağlanamıyor.

 

Homojen bir CHP

- Belgeler açıklayarak CHP’de yeni bir Kemal Kılıçdaroğlu mu olacaksınız?

- Bizim partideki arkadaşlarımızla yarış içinde olmamız mümkün değil. Ben yalnızca bir il başkanının yapması gerekeni yapıyorum.

- Seçim döneminde doğal olarak Kemal Bey’le sürekli birlikteydiniz. Seçim sonrası ne oldu? Şu anda aranız nasıl, sık sık konuşur musunuz?

- Tabii ki konuşuyorum, sürekli irtibat halindeyiz. Aramız çok iyi.

-Yerel seçimden bu yana sizin için neler değişti?

- Çok şey değişti. Yerel seçimler bizim için bir dersti. Çok önemli eksiklerimizi giderdik. Hemen seçimden sonra, örgütlerimizde, ilçelerimizde çok ciddi çalışmalarımız başladı. Kadın ve gençlik kollarımız çok sıkı çalışıyor. En önemlisi de Cumhuriyet Halk Evi projelerimizi hareketlendirmek istiyoruz. Bu sosyal bir proje ve bağışlarla yürüyor. Bu konuda herkesi göreve, bir nebze de olsa ekonomik katkı yapmaya davet ediyorum. En önemli projemiz bu.

- CHP hep kendi içindeki muhalefetle adından söz ettirmiştir. Şu anda parti içini nasıl görüyorsunuz?

- CHP ve sosyal demokrat sol partiler çoksesli partilerdir. İtaatkâr partiler değillerdir. Biliyorsunuz, Sayın Başbakan’ın dört milletvekili demeçler verdi. Başbakan çıktı, “Kellelerini keserim” dedi, seslerini kestiler. Şimdi, siz demokrasiyi kendi mekanizmanızda işletemiyorsanız, bir ülkede işletebilir misiniz? Bu kadar hoşgörüsüzlük olabilir mi? CHP’deki bu çokseslilik olması gereken bir şey; ama zaman zaman kamuoyuna bu sanki bir kavgaymış gibi yansıtılıyor. Şu an CHP’de öyle bir şey yok. Belki de yıllardır ilk kez CHP’de çok homojen bir yapı oluştu.

- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Kürt açılımı konusunda CHP’nin içinde Baykal’ın yaptıklarını tasvip etmeyenler var ama seslerini çıkaramıyorlar” dedi. Siz de “Kürt sorununu çözen, tarihe geçer. Eğer çözüm konusunda adım atılıyorsa yapılması gereken o adımı desteklemek, en azından sorumluluğu paylaşmaktır” sözlerinizle açılıma destek veriyorsunuz...

- Şimdi, aslında tartışma çok yanlış yerde başlıyor. Aslında ortada bir destek varsa, Başbakanımız bizi destekleme noktasına geldi. Zaman zaman Sezen Aksu, Zülfü Livaneli gibi sanatçılarımıza da haksızlık yapılıyor. Bu insanlar 50 yıldır barışı istiyor. Başbakan’ın daha dün barış aklına geldi. Kaldı ki bu insanlar barıştan dolayı bedel ödediler. Kürt sorunu hakkında ilk raporu 89’da hazırlayan biziz. Başbakan sadece bunu hayata geçirdi. Sayın Başbakan’ın o dönemdeki kadrolarının aklının, fikrinin, zikrinin alamadığı bir raporu CHP hazırladı. CHP her zaman barıştan yana oldu, bu yüzden de çok büyük bedeller ödedi. 89’da neredeyse bundan bahseden herkes vatan haini ilan edildi. Biz Başbakan’ın değil, Başbakan bizim çıtamıza gelmiştir. Niye 10 yıl önce ağızlarından “barış” kelimesi çıkmıyordu?

- AKP’nin hedefinin gerçekten Kürt sorununu çözmek olduğunu mu düşünüyorsunuz, yoksa bu sürecin arkasında başka şeyler de var mı?

- Valla ne altını biliyoruz, ne de üstünü biliyoruz. Ellerinde bir açılım falan da yok zaten. Sadece Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Bu tarihi bir fırsattır” demesiyle, topu Başbakan’a atmasıyla başlayan bir süreç. Zaman zaman “Kürt sorunu”, zaman zaman “demokratik açılım” diyor. Bunlar öyle günübirlik çözülecek sorunlar değil. Zaten Sayın Başbakan’ın bir yol haritası yok. Çözüm öneriniz olur, doğru ya da yanlış tartışılır. Ama ortada bir çözüm önerisi yok. Yalnızca günübirlik hoşa gidecek laflar; kardeşlik, barış, sevgi. Bunu istemeyen kim olabilir ki? Açılım buysa, hepimiz varız buna. Türkiye’deki Kürt sorunu, Kürt sorunu olmaktan çıktı, Türkiye sorunu haline geldi. Bu, aklıselim insanların tartışması gereken bir konu. Öyle alelacele söyleyip sonra arkasını getirmemek en büyük tehlike. Eğer bunun arkası da gelmezse, bu işin altında kalınır.