Erdoğan: Anında ihraç ederim

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP lideri Baykal'a Van'da düzenlenen saldırıda AKP'lilerin olması halinde "Anında ihraç ederim, partimde barındırmam" dedi.

11 Nisan 2010 Pazar, 10:42
Abone Ol google-news

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Washington'da düzenlenecek Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katılmak ve temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gitmeden önce Atatürk Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, CHP lideri Baykal'ın üzerinde uzlaşma sağlanamayan 3 maddenin anayasa değişiklik paketinden ayrılarak tek başına halkoyuna sunulması yönündeki önerisi ile ilgili olarak, öncelikle, yazılı ve görsel medyayı ''hassasiyete'' davet ettiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
''O da şudur; Cumhurbaşkanımızın görevi nerede başlar nerede biter? Bir defa bunu belirlememiz lazım. Şu anda Cumhurbaşkanımız yasama organının başında değil. Yasama organı çalışmasını yapacaktır. Ondan sonra kanunlaşacaktır ve sayın Cumhurbaşkanımıza gidecektir. Cumhurbaşkanımız ondan sonra bu yasada yanlışlıklar veya eksiklikler var mı yok mu inceledikten sonra ya iade eder Meclis'e veya onaylar.

Şimdi bir defa bunu görmeden sayın Baykal nedense sayın Cumhurbaşkanımızı siyasallaştırmanın gayreti içerisine giriyor, onun tarafsızlık ilkesini gölgelemek istiyor. Böyle bir şark kurnazlığının içerisinde. Sayın Baykal'ın yapacağı bir şey varsa bu konuda Meclis Başkanı'ndan yardım istemektir, destek istemektir veya Meclis Başkanı'nın bu konuda devreye girmesini istemektir.''

Başbakan Erdoğan, Deniz Baykal'ın, her hafta TBMM Başkanıyla bir araya gelen CHP'li grup başkanvekillerine konuyu iletebileceğini söyledi.
Erdoğan, şunları söyledi:
''Meclis Başkanımız da kalkar hem CHP'nin grup başkanvekilleriyle bu konuyu görüşür hem diğerleriyle bu konuyu görüşür. Burada yapılabilecek bir şey varsa ki bunun şu ana kadar hep istedik, 'katkınız olsun' dedik. Nereyi değiştirelim, bunları istedik. Ama biliyorsunuz, daha verilen teklifin kapağını bile açmadan 'Anayasa Mahkemesine götüreceğiz' dediler. Bir aç oku, ne var ne yok bir gör, ondan sonra bu kararını ver. Okumadan görmeden bilmeden hemen böyle bir adım atılır mı?''

Şimdi yeni bir yaklaşım bulunduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, bu yaklaşımın da birçok yönü bulunduğunu belirterek, şöyle dedi:
''Yapılan açıklamayı dinlediğiniz zaman, garip garip açıklamalar var burada ... Biz 3 maddenin dışındakilere desteği verelim orada tamam 367'yi sağlayalım ve Meclis'ten böylece geçirmiş oluruz, bunun dışındaki diğer 3 maddeyle ilgili olanı Cumhurbaşkanı iade etsin ve bunları referanduma götürecek şekle dönüştürsün böyle bir yaklaşım tarzı var. Onu referanduma götürelim 3 maddeyi... Şimdi bunları rastgele konuştuğumuz zaman görüntü hoş gibi görünüyor, ama olayın aslı bu değil. Yani eğer böyle bir şey düşünülüyorsa, böyle bir şey yapılacaksa bunun görüşüleceği merci Meclis Başkanımızın başkanlığında grup başkanvekillerinin ortak yapacağı çalışmadır. Eğer böyle bir çıkış varsa, biz buna da varız. Bu tür gayretlerin, çalışmaların içinde varız. Biz her türlü olumlu adımda varız, ama şark kurnazlığına gelince, biz sayın Baykal kadar en az o şark kurnazlığını da biz ona yaparız.''

 

"Bu konuda söylenmesi gerekenlerin hepsini söyledik"

Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın cuma günü yaptığı toplantıda anayasa değişikliği paketine yönelik eleştiriler dile getirdiği ve siyaset yapmadıklarını, yargı ile ilgili açıklamalarda bulunduklarını söylediğini hatırlatarak, bu konu ile ilgili değerlendirmesini sorması üzerine, şunları söyledi:
''Bu konuda söylenmesi gerekenlerin hepsini söyledik. Tabii ki temennim bu alanda artık Meclis Komisyonunda da görüşülmeye başlandı bu konular. Nitekim şu ana kadar 17 madde görüşüldü. Komisyonlarda bu çalışmalar gayet güzel devam ediyor. Ben şunu anlamakta zorlanıyorum. Dünyada başta Avrupa ülkeleri olmak üzere AB ile müzakere sürecinde olan bir ülke olmamız sebebiyle de HSYK gibi, Anayasa Mahkemesi gibi bu tür mahkemelerin nasıl belirlendiğini hatta Amerika'da nasıl belirlendiğini günlerce anlattık. Buralarda ağırlıklı olarak, bu kurullar parlamento ağırlıklı oluşturulur.

Senato, kongre, hatta hükümet, cumhurbaşkanı... Bunların belirlediği isimlerden teşekkül eder ve hangi ülkede kaçar adet kimler belirler bunların hepsini açıkladık. Almanya'dan, Fransa'dan, İtalya'dan, bütün ülkelerden örnekler verdik. Şu anda bunlar yürürlükte olan uygulamalar. Bizde ise şu ana kadar parlamentonun bu alanda zaten hiçbir yetkisi yok. Şu anda da yok. Ne HSYK'ya parlamento bir tane üye atar ne de Anayasa Mahkemesine atar. Böyle bir şey yokken, bu telaş niye? Bunu anlamakta zorlanıyorum. Yeni atılan adımda, Barolar Birliği 3, Sayıştay 6 isim bildirecek, parlamento da onları belirlenen sayıya indirmiş olacak. Parlamentonun şu anda yapacağı katkı bu. Diğerleri yine aynı şekilde, süreç ne ise devam edecek. Anayasa Mahkemesi aynı şekilde. Parlamentonun orada hiç mi hiç katkısı yok? Peki nesine müdahale ediyor? Haa sayısı artıyor, herhalde bu rahatsız ediyor. Anayasa mahkemesi, 17 üyeden teşekkül edecek. Bundan rahatsız oluyorlar diye düşünüyorum. Dışardan Cumhurbaşkanı'mızın belirleyeceği üyeler olsun, üniversite mezunu olarak, buna karşı olumsuz bazı yaklaşımlar oldu ve yapılan çalışmalarda bu da çıkarıldı.

Bütün olumlu yaklaşımlar bir konsensüs olsun diye yapılırken hala yüksek yargı, yüksek yargının bazı temsilcilerinin zaman zaman çıkıp, bu tür açıklamalar yapması, yasama organının mensupları olarak bizleri üzmektedir.''

Yürütme organı olarak, aynı zamanda yasamanın da mensubu olduklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Görevimiz nedir? Yasa yapmaktır, anayasa yapmaktır. Ve bunları bizden öncekiler yapıyor oluyor da şu anda bizim dönemimizde böyle bir anayasa çalışması yapmak niçin rahatsız ediyor?'' dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, ülkedeki her kesimin anayasa değişikliğini istediğini, bu konuda bir konsensüs bulunduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hele hele, 82 Anayasası'nın kesinlikle değişmesinde bir konsensüs var. İlginç olan şu: Kamuoyu araştırmalarında da halkımızın böyle bir değişikliğin kesinlikle yapılmasını istediğini ve bizim şu anda getirdiğimiz paketin ise yeterli olmadığını, daha geniş kapsamlı olması gerektiğini bize ısrarla söylediler. Bunu parlamento içi partiler parlamento dışı partiler sivil toplum örgütleri, bunun yanında medya, akademisyenler tüm bunlarla yaptığımız görüşmelerin neticesinde olanı söylüyorum, bütün bu çalışmaları yaparak şu ana geldik. Bu kadara geniş bir tabana bunu yaymaya gayret ediyoruz. Tabi bu bir başlangıç, bitiş değil. Yine bu çalışmayı yaparız parlamentoda. Beklenen sayıyı, 367'yi bulmamız halinde zaten bu yasalaşmış olacaktır. Eğer 330-367 arasında bir rakamda kalırsak o zaman referandum yolu açılacaktır. Referandum yolunda bu işin gerçek sahibi olan milletimize gideceğiz. Ben inanıyorum ki milletimiz de aklı selimiyle her zaman olduğu gibi 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesinden hareketle kararını verecek ve yola devam edeceğiz.''
 

İsrail'in nükleer silahlanması

Bir gazetecinin Washington ziyaretinde yapacağı görüşmelerde İsrail'in nükleer silah konusunun gündeme gelip gelmeyeceği yönündeki bir sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, ''Biz bölgemizde bir nükleer silahlanmayı asla arzu etmiyoruz. Bu hangi ülkede olursa olsun, buna karşı yaklaşımımız, politikamız bellidir. Bu, İsrail'de de olursa bizim için değişmez, İran'da da olursa bizim için değişmez, hangi ülkede olursa olsun bizim için değişmez'' dedi.

Erdoğan, İran konusunda bu kadar hassas olan dünyaya bir çağrılarının olacağını da vurgulayarak, şunları söyledi:
''Çünkü İran diyor ki 'Bende böyle bir şey yok'. Şu ana kadar kesinleşen de bir tespit yok. 'Nükleer enerji üretmek için bu çalışmaları yapıyoruz' diyor. Ama ben tabii ki hafıza kayıtlarını okuyamam, onu bilemem. Şu anda, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun da kesinleşen bir şeyi ortaya koymadığını, ama şeffaf olmadığını İran'ın ve ihtimaller üzerinde durduklarını görüyoruz. İhtimaller üzerinden kalkıp bir yargılamaya gitmenin doğru olmadığını ama bütün bunlara rağmen yoğun bir diplomasiyle bu sürecin devamını ve çözümünü arzuluyorum.''

Başbakan Erdoğan, İsrail'in, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu üyesi olmadığını, ama kendilerinde nükleer silah olduğunu kabul ettiğini dile getirerek, ''Şimdi, İsrail'e karşı herhangi bir çağrı, İsrail noktasında uluslararası camianın şu ana kadar bir tutumunu görmedik. Biz, uluslararası camiaya diyeceğiz ki 'Bu konuda niçin bir tutum takınmıyorsunuz. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna üye olmak o zaman suç mu?. Üye olursanız size bazı yükler biniyor, üye olmazsanız istediğinizi yapabiliyorsunuz, bunun değerlendirilmesi gerekir. Bunun üzerine gidilmesi gerekir. Çünkü biz bölgede bu konuda rahatsızlık duyuyoruz bunu söyleyeceğiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama ile yemek sonrası bir görüşmesinin olacağını ve gündemlerinde ikili ilişkilerden uluslararası ilişkilere varıncaya kadar, özellikle bölgeyi ilgilendiren konuları kısa zaman içine sığdırmak istediğini söyledi.

Burada öncelikli konularının, Ermenistan'la ilgili gelişmeler olduğunu anlatan Erdoğan, özel temsilci olarak Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu'nu, Ermenistan'a gönderdiğini ve mesajını Sarkisyan'a ulaştırdığını kaydetti.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e mesajını da özel temsilcisi Sinirlioğlu aracılığıyla ulaştırdığını dile getiren Erdoğan, tüm bu çerçeve içinde çalışmalarını değerlendirme fırsatı bulacağını söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdğan, ''Yalnız bazı haberler duyuyorum. Biz bölgede barışın huzurun sağlanmasını istiyoruz. Sağlanması için Minsk Üçlüsünün çok daha aktif olması ve Minsk Üçlüsünün neticeye varacak çalışmalar üretmesini istiyoruz. Bunu, sayın Obama ile konuştuk, sayın Medvedev'le konuştuk ve sayın Sarkozy ile son Fransa ziyaretinde bu konuyu genişçe konuşma imkanım oldu. Kendilerinin de bunu daha yakından izleyeceği sözü var. Şimdi de Amerika'da yine beraber olacağız. Orada da ikili görüşmelerde bunları görüşme fırsatımız olacak'' dedi.

 

"Hiçbir devlet, nükleer silahların yayılması tehlikesiyle tek başına baş edemez"

ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama'dan geçen yıl Eylül ayında Nükleer Güvenlik Zirvesi'ne katılması için aldığı davete icabet etmek için ABD'ye gideceğini ifade eden Erdoğan, zirvenin, 50'ye yakın devlet ve hükümet başkanının katılımı ile yarın Washington'da başlayacağını ve iki gün süreceğini belirtti.

Başbakan Erdoğan şöyle devam etti:
''Washington'da düzenlenecek zirvenin temel amacı, küresel düzeyde yeterli güvenlik ve emniyet tedbirleri altında bulunmayan nükleer malzeme ve tesisin güvenliğinin artırılması için atılacak adımları belirlemektir. Nükleer maddelerin emniyeti, dünyamızı daha güvenli hale getirme yolunda tüm insanlığın paylaşması gereken bir hedeftir. Bu konuda her ülkenin hem ulusal düzeyde hem de uluslararası planda sorumlulukları mevcuttur. Nükleer güvenlik 24 Eylül 2009 tarihinde liderler düzeyinde yapılan ve benim de katıldığım BM Güvenlik Konseyi oturumunda ele alınan en önemli konular arasındaydı. Bu oturumda önemli bir Güvenlik Konseyi kararı da kabul edilmişti. Hiçbir devlet, nükleer silahların yayılması tehlikesiyle tek başına baş edemez.

Bu mücadele kararlı, tutarlı, ortak bir strateji çerçevesinde hakkaniyete uygun ve ayrımcılığa yol açmayacak biçimde yürütülmelidir. Türkiye bu alanda taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle üstlendiği sorumluluklarının bilincindedir. Bunların gereğini de yerine getirmektedir. Bu zirvede izleyeceğimiz politikaları net ve kararlı bir şekilde belirledik.''
Başbakan Erdoğan, zirve vesileyle toplantıya katılan liderlerle de görüşme yapma fırsatı bulacağını ifade ederek, ''Zirvenin, tüm milletler ve insanlık adına sonuçlar vermesini temenni ediyorum'' diye konuştu.

Erdoğan, ABD'de George Mason Üniversitesi'nde bir konferans vereceğini ve ''Piri Reis'ten Katip Çelebi'ye Osmanlı'nın Dünyaya Bakışı Hatıra Sergisi''nin açılışını yapacağını da bildirdi.