Ergenekon'un şifreleri Amerika'da

Dev-Yol'un lideri Oğuzhan Müftüoğlu, referanduma "evet" diyen "eski solculara" sert çıktı.

01 Nisan 2011 Cuma, 06:56
Abone Ol google-news

Devrimci Yolun lideri olarak bilinen Oğuzhan Müftoğlu, bu kez Bitmeyen Yolculuk kitabında anlattıklarıyla kendinden söz ettiriyor. Geçmişte olduğu gibi bugün de sözünü esirgemiyor, ama ağzında çıkan her kelime, sanki defalarca damıtılmış, en uygun kıvama geldiğinde servise sunulmuş... Yolun henüz başlarında onaihtiyar lakabını takmışlar. Konuşma tarzı, olaylara bakış biçimindeki olgunluk, bilgece tavrıile bu nitelemeye yakışıyor. Ancak yaşam tarzı, duruşu, olayları yorumlamasındaki zihin kıvraklığıyla, bu lakabı hiç de hak etmediğini ortaya koyuyor. Zaten o da 12 Mart döneminde, henüz 24-25 yaşlarındayken gruptaki en yaşlı ben olduğum için bana ihtiyardiyorlardı. Ama bana öyle diyenlerin çoğu şimdi benden ihtiyar!diyor.

Yağmurlu bir İzmir gününde, yaşamını sürdürdüğü Urlada buluştuk Müftüoğluyla. İskelede bir mekânda bir araya gelmeyi beklerken Çeşmealtında kaldığı evin kapılarını açtı; nedenini Cumhuriyet farkıdiye açıklayarak. Birkaç bardak demli çay eşliğindeyolculuğunu, kitabı, Türk solunun geçmiş ve günümüzdeki sancılarını, Dev-Yolu, AKP iktidarını, kısacası solun ve Türkiyenin ahvalinikonuştuk.

 

Başarısızlık böldü

Solun Türkiyedeki tarihi, biraz da fraksiyonların tarihi gibi... Karşımda Türk sol tarihi yazılırken önemli bir fasikül tutacak adam duruyor. Onun bu bölünmüşlüğe bakışı biraz ters! Şöyle açıklıyor:

Solun Türkiyedeki başarısızlığı, bölünmüşlüğüne bağlanır. Ben biraz bunun tersinden de okunmasının doğru olduğunu düşünürüm. Başarısızlıktan dolayı parçalandık. İş çok iyi gitmeyince ayrışmalar gündeme geldi. Bir devrimci örgüt geleneği çok güçlü değil Türk solunda. 1960 öncesini, TKP geleneğini yaşamadım, okuduklarımdan biliyorum, ama orada da var hizipleşme. 27 Mayıs sonrasında ilk ayrışmalar başladı ve adeta kronik halde, her örgüt içinde, her ayrışma içinde yeni hizipleşmeler ortaya çıkarak aşırı boyutlarda bölünmeler yaşandı.

Türkiyenin siyasi koşulları zaten bir sol hareketin hemen başarılı olmasına müsait değil. Etnik, dinsel ayrımlar, kimlik mücadeleleri ön plana çıkmış durumda. İnsanlar kimliklerine göre etnik, mezhepsel eğilimlerine göre saflaşmış. Saflaşmalar böyle olunca, solun önünde gelişebileceği bir mecra kalmıyor. Bu daralma sol hareketler içinde savrulmalara yol açıyor.

 

Liberaller sınıfta kaldı

Solun AKPyle imtihanı nasıl geçiyorsorusuna, Liberaller çaktı diye yanıt veriyor: Türk solu, AKP karşısındaki tutumu çerçevesinde ikiye bölündü. Bunda küreselleşme süreci de etkili oldu. Küreselleşme, AB süreci ve bununla birlikte gelen neoliberal siyasi politikaların dünyayı sarması, ki AKP bunun ürünü bir partidir, buna karşı takınılacak tavır karşısında sol ikiye bölündü. Liberal aydınların cazibe merkezi AKP oldu ve bu partiye yedeklendiler. ÖDP de aslında bu çerçeve içinde parçalandı.”