Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen yazdı: Büyükşehir belediyeleri yasa tasarısı için öneriler – 2

Yerelin sorunlarını en iyi yerel yönetimler bilir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verilen plan yapmak, ruhsat vermek ve benzeri imar uygulamaları, ilgili belediyelerin görüşü alınmadan yapılmakta ve plan bütünlüğünü bozmaktadır. Her ölçekte plan yapma yetkisi belediyelere bırakılmalıdır.

24 Temmuz 2020 Cuma, 06:00
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen yazdı: Büyükşehir belediyeleri yasa tasarısı için öneriler – 2
Abone Ol google-news

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen

3) GÖREV VE YETKİ ALANLARI

1) Şehir içi trafik hizmetleri, Belediye Kanunu ile belediyelerin görevi olarak düzenlenmiş olmasına rağmen Emniyet ve Karayolları ile yetki karmaşası yaşanmaktadır. Şehir içi trafik hizmetlerinin altyapısını oluşturmak belediyelere verilmişken yönetimi ve denetimi (diğer bir deyişle yaptırım gücü) verilmemiştir. Örneğin yaptırım gücü trafik polisindedir. Tüm bu hizmetlerin bir bütün olarak görülmesi ve sistemi kurma, işletme, denetleme, gerektiğinde ceza kesme yetkileri tek elde toplanmalı, bu yetkiler ya belediyelere ya da trafik polisine verilmelidir.

2) “Atık Su Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre atık ücretinin su ve kanalizasyon idareleri tarafından su faturası üzerinden tahsili öngörülmektedir. Su ve kanalizasyon idarelerinin görevi olmayan ve büyük oranda ilçe belediyeleri için yapacağı tahsildarlık görevi nedeniyle tahsilat, toplam fatura bedeli içinde yer aldığından kent halkı tarafından su fiyatı artışı gibi algılanmaktadır. Böyle bir uygulama, vatandaşta “suyu daha pahalı alıyorum” düşüncesine yol açmaktadır. Yönetmeliğin değiştirilmesi, 2011 yılından beri ertelenmektedir. Bu nedenle, ilçe belediyeleri, bu alacaklarını emlak vergileri ile beraber tahsil etmelidir. Büyükşehir belediyelerinin su ve kanalizasyon idareleri, bu vergilerin tahsilinde tahsildar olarak kullanılmamalıdır.

3) İlçe belediyeleri tarafından tahsil edilen otopark ücretlerinin, 5216 sayılı kanunun 27. maddesine göre belirlenen sürede büyükşehir belediyesi hesabına aktarılması gerekmektedir. Bu madde uygulamada pek çok zorluğa yol açmaktadır. Örneğin ilçe belediyesinin hesabında haciz bulunduğunda, haciz veya tedbir kalkmadan paranın transferi sağlanamamaktadır. Bu nedenle, otopark ile ilgili ücretin ilgilisi tarafından doğrudan büyükşehir belediyesine yatırmasını sağlayacak hukuki düzenleme yapılmalıdır.

4) İMAR VE KENTSEL DÖNÜŞÜM

Küreselleşmeyle birlikte hızlanan kentleşme olgusunun yanı sıra köylerin de büyükşehir belediyelerine “mahalle olarak” bağlanmasıyla, günümüzde, bu kurumların yönetimlerini giderek büyüyen sıkıntılar ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bir taraftan mevcut hizmetler iyileştirilip il bütününde sunulmaya çalışılırken diğer taraftan giderek artan ve çeşitlenen hizmet taleplerine, maalesef giderek azalan kaynaklarla, cevap verilmeye çalışılmaktadır.

Yerel yönetimlerin, yerelin sorunlarını, taleplerini, ihtiyaçlarını en yakından bilen kamu kuruluşları olduğu şiar edinilerek yapılacak her türlü uygulama, yerelin kimliğini koruyarak gelişmesini sağlayacaktır. Bu kapsamda;

- Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verilen plan yapmak, ruhsat vermek ve benzeri imar uygulamaları, ilgili belediyelerin görüşü alınmadan yapılmakta ve plan bütünlüğünü bozmaktadır. Bakanlıkların bu yetkileri kaldırılmalı veya sınırlandırılmalıdır. Her ölçekte plan yapma yetkisi münhasıran yerel yönetimlere, belediyelere bırakılmalıdır.

- 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’na ilişkin yeni düzenlemelerin yapılması; sonrasında ise uygulama yönetmeliklerinin hazırlanmasının belediye meclislerine bırakılması büyük önem arz etmektedir.

- Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği (tip yönetmelik) doğrultusunda şehirlerin kendi hazırladıkları imar yönetmeliklerinin yürürlüğe girmesi yerelin şehir kimliğini ortaya koyması açısından önemlidir.

- 5393 sayılı kanunun 73. maddesi, kapsamındaki kentsel dönüşüm ve gelişme projeleri için uzlaşmaya dayalı imar uygulama yönetmeliği çıkarılmalı, bu alanlarda yürütülen bürokratik işlemleri (tapu işlemleri, tebligat, kamulaştırma vb.) azaltacak düzenlemeler yapılmalıdır.

- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu ve alt mevzuatı arasındaki çelişkilerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.

- KUDEB Yönetmeliği’nin büyükşehir belediyeleri yetki ve sorumlulukları dahilinde güncellenmesi gerekmektedir.

- Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Ait Katkı Payı dağılımları valilikler tarafından yürütülen bir işlem olup kamu kurumları arasında adil olarak paylaştırılmamaktadır. Kültür varlıklarının korunmasına ve yaşatılmasına yönelik en büyük yatırımları yapan büyükşehir belediyeleri kaynak sıkıntısı yaşamakta olup katkı paylarına dair adil paylaşımın zorunlu olacağı yasal bir düzenleme veya katkı payının dağıtılması görevinin büyükşehir belediyelerine devir işlemi yapılmalıdır.

5) DİĞER SORUNLAR

1) 2464 sayılı kanunun 86. maddesine göre yol harcamalarına katılma payının alınması meclis kararına bağlanmıştır. Bu düzenleme, vergide kanunilik ilkesine aykırı olup belediyeler arasında siyasi popülizm amacıyla keyfi ve farklı uygulamalara yol açabilmektedir. Bu düzenleme kaldırılarak belediye meclislerine bu konuda herhangi bir yetki verilmemeli, yol harcamalarına katılım payının belediyelerce alınması kanunla zorunlu hale getirilmelidir.

2) Toplu ulaşımda 65 yaş ve üzeri vatandaşların ulaşım hizmetlerinden ücretsiz yararlanması, toplu ulaşım araçlarındaki doluluğu artırmakta ve özellikle işe-okula gidiş ve dönüş saatlerinde araçlarda büyük sıkışıklıklar yaratmaktadır. Bu sebeple ücretsiz yararlanma hakkı, doluluğun nispeten az olduğu örneğin 10.00-16.00 saatleri gibi belli saatlere özgülenmeli ya da günde ancak iki defa kullanım gibi kısıtlanmalıdır. Bunun mümkün olmaması halinde, belediyelerin ücretsiz toplu taşımadan kaynaklı maddi zararlarının, aynen özel halk otobüslerinde olduğu gibi, bakanlık tarafından finanse edilmesi gerekmektedir.

3) Pazarlık usulünün düzenlendiği 2886 sayılı kanunun 51/g maddesinin belediye taşınmazlarında uygulanmayacağına ilişkin Sayıştay ve Danıştay kararları bulunmaktadır. 2886 sayılı kanun kapsamında olan belediye taşınmazlarında bu usulün uygulanamayışı büyük sorunlara sebebiyet vermektedir. Bu nedenle anılan kanunun 51/g maddesinin belediyelerde de uygulanmasını sağlayacak yasal düzenleme yapılmalıdır.

4) Büyükşehir belediyelerinde, ilçe belediyelerinde olduğu gibi, meclis üyeleri arasından başkan yardımcısı atama yetkisi verilmemiştir. Buna gerekçe olarak büyükşehirlerde, genel sekreterlik makamının mevcudiyeti ileri sürülmektedir. Bu anlayış sakattır. Çünkü genel sekreterlik ve yardımcıları kurum içi bürokrasiyi yönetmektedir. Bu nedenle büyükşehir belediye başkanına, meclis üyeleri içinden, siyasi erk yetkisi olan en az üç tane başkan yardımcısı atama yetkisi verilmelidir.

5) Belediye Kanunu’nun 70. maddesi, belediyelerin görev ve hizmet alanlarında şirket kurabileceklerini düzenlemiştir. Büyükşehir Belediye Kanununun 26. maddesinde ise hafriyat sahası, toplu ulaşım hizmetleri, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerinin işletmesini ihale mevzuatına tabi olmaksızın meclis kararıyla belediye şirketlerine devredebileceği düzenlenmiştir. İki madde birbiriyle çelişmektedir. Belediye hizmet ve görevlerine giren tüm alanlarda şirket kurulabilmesi olanaklı olduğuna göre, belediye şirketlerinin tümü 26. maddede tanınan imkândan sınırlama olmaksızın yararlanabilmelidir.

CUMHURİYET’İN NOTU: Bu yazıda, 1999’dan beri aralıksız olarak, Eskişehirliler tarafından büyükşehir belediye başkanı seçilen, sorunlarla boğuşarak hizmet vermeye çalışan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in, hükümetçe hazırlanmakta olan “Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı” için “sıkıntılardan ve çözümlerden” oluşan önerilerini okudunuz. Büyükerşen’in bu önerilerinin ne ölçüde dikkate alınıp alınmayacağını tasarı Meclis’e geldiğinde göreceğiz.