Evden ‘canlı’ sanat

Performistanbul’un çağrısıyla sanatçılar internet üzerinden performans sergilemeye başladı.

16 Nisan 2020 Perşembe, 06:00
Evden ‘canlı’ sanat
Abone Ol google-news

Leman S. Darıcıoğlu, "Gidenler ve Mücadele Edenler İçin, 2020"

Karantina sürecinde filmler evden izlendi, konserlere evden dahil olundu, hatta müze ve sergiler bile evden gezilir hale geldi. Peki ya bu süreçte evine kapanmak zorunda kalan performans sanatçıları üretimlerini nasıl devam ettiriyor? İşte bu soru, “canlı sanat” alanında üretim yapan sanatçıları bir çatı altında toplayan Performistanbul’un internet üzerinden yaptığı çağrıyla yanıt buldu. “Stay LIVE at HOME”, yani “EV’de CANLI kal” isimli proje, tüm dünyadan sanatçıları performanslarını evlerinden ve canlı yayınla izleyiciyle buluşturmaya 17 Mart’ta başladı. Bugüne kadar 20’ye yakın sanatçının performansları internet üzerinden izlendi. Biz de bu süreci ve canlı yayımlanan performans sanatını Performistanbul ekibiyle konuştuk. Sorularımıza kurucu direktör ve küratör Simge Burhanoğlu, eş direktör Azra İşmen ile UK temsilcisi ve asistan küratör Naz Balkaya yanıt verdi.

* Performans sanatı ve sanatçıları bu süreçten nasıl etkilendi?

Bir sanat disiplininden bağımsız olarak hepimiz farklı şekillerde etkilendik; ancak sadece performans sanatçısı değil tüm sanatçıları düşünürsek hepsinin "üretim süreci" üzerindeki etkileri de - hepimiz için olduğu gibi - çok farklı. Örneğin bir sanatçı yaşamakta olduğumuz hâli bir itici güce dönüştürerek kullanıyor bir başka sanatçı ise bunu bir duraksama/nefes alma anı olarak değerlendiriyor. Performans sanatı tarafından cevap verecek olursak da bizim yaptığımız iş bedenimizde ve kendimizde dolayısıyla yaşadığımız sürece devam ediyor. İşte tam da bu yüzden kendimizi, Performistanbul’u bu dönem için sorumlu bir platform olarak görüyoruz. Performansın iyileştirici gücüne inanarak, hem icra eden sanatçıya hem de katılan izleyiciye iyi gelmesini diliyoruz. Kısaca, sanatçılar ya da inisiyatifler olarak kendi yapabildiklerimiz kadar üretimlerimize devam etmeye çalışırken ya da sadece ‘en basit haliyle yaşamaya’ çalışırken bu dönemde tüm destekler daha anlamlı ve önemli hale geliyor; desteklemeyi ve desteklenmeyi umuyoruz.

Diren Demir, Hizmet, 2020

'Organik süreci bozmadık'

* Evden performans çalışmaları nasıl ortaya çıktı, zorlukları neler?

Performistanbul olarak “kapalıyız” dememiz performans sanatının doğası ile örtüşmeyecekti. Herkes gibi biz de bu dönemde “ne yapabiliriz?”, “bir şeyler yapmalıyız!” gibi hislere kapıldık, çoğu ortaya çıkardığımız proje gibi bu da bir ihtiyaçtan doğdu. Her zamanki gibi paylaşma hissinden, insanlarla her ne koşulda olursa olsun bir şekilde iletişime geçme derdinden… Aklımızdaki çıkış noktası yine birleştirme, iyileştirme ve tabii ki ev oldu! Her şeyin doğuş noktası “EV”, yani kendimiz, sonra da EV-de “canlı” kalmak. Projenin ismi Stay LIVE at HOME’un kendisi bir açık çağrı. 17 Mart 2020 tarihinde Performistanbul sanatçıları ile beraber başlattığımız bu global çağrı - açık davet -  ile tüm dünyayı birleştirmek ve kendilerini ifade etmek üzere mecra arayışındaki sanatçılara destek olup sanatçıları platformumuzda buluşturmayı hedefledik. Bu sayede hem bizi izleyen seyircilerimize hem de katılım gösteren sanatçılarımıza bir iyileşme ve yenilenme süreci sunmanın yanı sıra performans sanatının  bedensel ve zihinsel gelişiminin her türlü zamanda ve mecrada sürdürülebilir oluşunu göstermeyi umduk.

Durmak yerine - fiziksel temas olamasa da - kamera aracılığı ile dokunmaya devam etmeyi seçtik. Şu an yaşadığımız karantina sürecinden önce de bazı ulaşılması zor olan performanslarımızı canlı yayın üzerinden seyirciye açmıştık, bu nedenle “dijital/online” mecralar bizim için yeni bir ‘dil’ olmadı. Ancak tabii ki şimdi içinde bulunduğumuz koşullarda, platform kapsamında yaptığımız çalışmalarda sağlanan prodüksiyon ve teknik desteği sanatçıların evine gidip yapmamız mümkün olamadığı için sanatçı kendi imkanlarını kullanmak zorunda kalıyor. Sanatçının elinde olmayan nedenlerden dolayı, örneğin internetin kesintiye uğraması veya yayının durdurulması hatta kaldırılması gibi durumlar zorlayıcı olup sanatçının konsantrasyonunu, performansa odaklanmasını etkileyebiliyor; ancak bunu bir  sorundan öte  bu yeni dilin, bambaşka bir kültür sürecinin doğuşu gibi görüyoruz.  Bu küçük hatalar ve kazalarda performans sanatının “öngörülemez” doğasıyla uyumlu olarak performansın bir parçası haline geliyorlar. 

* Sizce “online” performans, performans sanatının ruhuna uygun mu, nasıl etkileniyor bu durumdan?

Bu soru üzerine uzun zamandır tartışılıyor. Bir çok sanatçı halen gerçekleştirdiği performansın kaydını bile yapmıyor. Ancak performans sanatının insanı, bedeni, deneyimi, üreten sanatçıyla izleyicisinin üzerinde bıraktığı etki ve dönüşümü temeline aldığını düşünürsek aslında en ideal biçimi ve ya ruhuna en uygun platform "şu"dur demek doğru olamaz. Hele ki bu dönemdeki durum tamamen farklı; çevrimiçi olmak bir seçenek değil, bir nevi tek başımıza olmadığımızı hissetmek için sığındığımız bir kaçış alanı ve bir ihtiyaç gibi. Bir şekilde önümüze sunulan bu dünyanın içine sürüklenmiş olduk. Fakat bu durumu  performansın doğal yapısına karşı bir tehdit olarak algılamak yerine, performansın organik sürecini nasıl bozmadan online’a entegre edebileceğimize ve seyirciyle buluşturabileceğimize odaklandık. Tabii ki canlı gerçekleşen performanslardaki ten teması, nefes paylaşımı, aynı anda etraftakilerle beraber aynı titreşimi yaşamak, bu karşılaşmadan doğan/açığa çıkan enerjiyi kullanmak bambaşka bir his! Dolayısıyla doğal olarak sanatçılar, dijital/virtüel bir ortamdan ziyade gerçek bir alanda izleyiciyle olmayı tercih ediyorlar ama bugün farklı bir gerçeklikte yaşıyoruz, bu nedenle şu an çevrimiçi olarak gerçekleştirilen performanslar da bu pandemik durumun bir çıktısı ve belki de ilerideki yeni bir dilin habercisi. Bunun da farkında olarak, bu süreci gerçekleştirilen performanslar üzerinden olabildiğince belgelemeye çalışarak, bu zamanın da izlerini arşivlemek için elimizden geleni yapıyoruz. Bu bağlamda sosyolojik ve antropolojik açıdan da yine önemli bir veri oluşuyor elimizde.   

* Diğer “online” sanat çalışmalarından farkı ne?

Fark doğru bir tanım mı bilemedik; ancak bizim hedefimiz sanattan öte yaşamı en gerçek hali ile paylaşmak, sanata değil samimi bir şekilde yaşamın canlı sürecine odaklanmak. Vurguladığımız noktanın CANLI yayınlanması, sunulan sürecin aslında bir doğaçlama tekniğine dayalı olması ve performansların süresi (kimisinin aralıksız 14 gün ya da ucu açık şekilde karantina sürecinin sonuna kadar gibi uzun süre boyunca devam etmesi) bizim projemizi ayırt edici kılabiliyor. Bir de tabii ki en önemlisi online platformda olsak dahi bazı performanslar tamamen interaktif ilerliyor. Sosyal medya aracılığı ile izleyiciyi de hareket geçiriyor ve sürecin bir parçası haline getiriyoruz. Performanslar, izleyicilerin katılımı ile oluşuyor, böylece organik bir bağ kuruluyor. Özellikle uzun soluklu - yani bir kaç gün gibi -  belirli bir süre zarfına yayılan performanslarımızda seyirci, sanatçının doğal samimi bir şekilde sunduğu gerçek yaşantısının bir parçası haline geliyor ve bu performansın kendi günlük hayatına eklenmesi ile yalnız hissetmiyor.

Performans sırasında ortaya çıkan her beklenmedik durum o sürecin önemli bileşenleri arasına yerleşiyor. Fakat bu programın diğer çevrimiçi işlerden farkı, aramızda fark yaratmaya çalışmaktansa herkesi davet ettiğimiz ve herkese açık bir alan sunmaya çalışması diyebiliriz. Yani sunduğumuz alan birleşmeyi, iyileştirmeyi ve ortak bir paylaşım alanı inşa etmeyi amaçlıyor. Sadece sanat ekseni etrafında toplanan izleyici kitlesine odaklanmaktansa herkesin kendini bulmasını, bir parçası olmasını diliyoruz. Nihayetinde arzumuz  herkesin kendini veya kendinden bir parça bulabileceği ve aynı şekilde her katılımcı sanatçının kendinden bir parça paylaşabileceği alan; bunu bir ‘ev’den diğer ‘ev’e gönderilen özel, samimi, bir çağrı, bir mesaj, bir dokunuş olarak düşünebiliriz.

* Katılan ve katılacak sanatçılar hakkında bilgi alabilir miyiz?

Projeyi ilk olarak platformumuz Performistanbul sanatçılarıyla paylaşıp kendi ‘ev’imizden beraberce bu seriyi hayata geçirdik.  Sonrasında ise farklı mecralar üzerinden açık davetimizi yayınladık. Bunun yanı sıra tanıdığımız sanatçıları da halen davet etmeyi sürdürüyoruz. "Stay LIVE at HOME - Ev Performansları" serisine katılan sanatçılar arasında hem platform olarak temsil ettiğimiz sanatçılar hem de açık davetimizi dünyanın farklı yerlerinden olumlu yanıtlayarak  bize ulaşan sanatçılar bulunuyor. Projenin kendi içinde organik olarak devam etmesini sağlamak için de her katılan sanatçının başka bir sanatçıyı aday olarak gösterip davet etmesini istedik, böylece her katılan sanatçıyla bir zincir oluşturmaya çalışıyoruz; kendi içinde sanatçılar da birbirlerine bağlanarak destek olarak ilerliyor, her şeyden bağımsız bu ağı kurmak ve bu sürdürülebilir hissi ortaya çıkarmak da ayrıca iyi hissettiriyor. 

Program yoğun bir şekilde ilerliyor. Şimdiye kadar gerçekleştirilen performanslarda (sırasıyla) , Mk Yurttaş (Performistanbul), İ. Ata Doğruel (Performistanbul), Gertruda Gilyte - Succesful Art Project, Birim Erol, Alberto Monreal , Alireza Amin Mozafari, Leman S. Darıcıoğlu (Performistanbul), Batu Bozoğlu (Performistanbul), Giulia Mattera, Diren Demir ve Dominique Baron-Banorjee yer aldı. Gelecek ve devam eden projelerimizden bahsedecek olursak, Mk Yurttaş'ın eski günlüklerini, canlı yayından masal anlatırcasına paylaştığı her Cuma akşamı saat 23:00 ile 00:00 arasında gerçekleşen performansı günlükleri bitene kadar devam edecek. Uzun soluklu projeler arasında Sanatçılarımızdan Batu Bozoğlu’nun, 5 Nisan’da başlattığı katılımcılığa dayalı “Dayan” adlı performansı bulunuyor. Katılmak isteyen herkes basit bir beden hareketinden oluşan eylemi sanatçıyla paylaşıyor, sanatçı da tüm süreç boyunca biriken eylemleri her gün güncelleyerek, karantina sonuna kadar bir ritüel gibi her birini tekrarlıyor.

İspanyol asıllı ve eğitimi için kısa bir süreliğine Türkiye’de bulunan, Alberto Monreal ile yeni bir proje daha gerçekleştireceğiz; önceki performansında, iletişimi kesip 'durarak’ tek bir konuya odaklanıyordu; bedeniyle içinde bulunduğu alanı yeniden keşfetmek üzerine bir performanstı. Bu sefer ise 17 saatlik kesintisiz canlı yayında, üretkenliği konu alarak bu süreçte önceden belirlediği 4 eylemi canlı yayında 103 kere tekrarlamaya çalışacak.

Bu program sayesinde tanışma imkanı bulduğumuz  Gertruda Gilyte Atina’daki balkonundan bizlere seslenerek pozitif düşünce gücünü aktardığı performansı ile bize karantina sürecindeki ilham konularından bahsetmişti. Önümüzdeki hafta yine bu seriden bir performansı daha olacak.

Roma’dan, sanatçımız İ. Ata Doğruel’in Ankara’da ailesinin evinde kendi odasından çıkmadan gerçekleştirdiği 14 günlük “Karantinam” performansı sonrasındaki davetiyle katılan Giulia Mattera, çocuk oyunlarını ve yetişkin olarak onlara yaklaşımımızı konu alan 7 günlük performansı, 11 Nisan’a kadar devam edecek.

Vivien Tauchmann, “Bir Başkası Olarak Ben Eğitimleri”

Gelecek performanslar...

Gelecek sanatçıların performansları ise şöyle: Batu Bozoğlu. İsim: Dayan. Ne zaman: Karantina sona erene kadar. Programı “@project_survive” Instagram hesabı üzerinden takip edebilirsiniz.

* Kirsty Black ve Kia Matanky-Becker işbirliğiyle. İsim: Waving. Ne zaman: 17.04 - 22.00 - 22.15

* Vivien Tauchmann. İsim: “Bir Başkası Olarak Ben Eğitimleri” - Seri no. 4 "Tea" (Canlı yayımlanan bir dizi performatif ders.) Ne zaman: 17.04 - 21.00-21.40

* Mk Yurttaş. İsim: “166 - Session 5”. Ne zaman: 17.04 – 23.00-00.00

* Eymen Aktel. İsim: “Kapısı Kapalı” Ne zaman: 18.04 - 18.00 / 20.04 – 18.00. (Detaylı bilgilere performistanbul.org adresinden veya sosyal medya hesaplarından ulaşılabiliyor.)

'İşbirlikleri doğdu'

Bu süreçte güzel işbirlikleri de doğdu! Türkiye’de faaliyet gösteren dört kültür kurumu, Fransız Kültür Merkezi, Hollanda Büyükelçiliği, Goethe Enstitüsü ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) ortaklığında yürütülen “Be Mobile – Create Together!” misafir sanatçı programı kapsamında İstanbul’da İKSV Sanatçı Evi’nde konaklayan Vivien Tauchmann da performans yapacak sanatçılar arasında. Be Mobile – Create Together! ile yaptığımız işbirliği kapsamında, Tauchmann’ın 11-23 Nisan arasında 7 ayrı içerikten oluşan "Bir-Başkası-Olarak-Ben-Eğitimleri", Zoom üzerinden “öteki” ile farklı olanı beden hareketleri üzerinden deneyimleyerek anlamayı ve tanımayı amaçlayan performatif dersler canlı yayında izleyicilerin de kendi evlerinden katılımıyla gerçekleşecek.

Bu yıl British Council Turkey’nin #KültürdeKadınGücü Destek Programı desteğini kazandık. Bu sayede Türkiye’deki ilk performans sanatı odaklı misafir sanatçı programını hayata geçireceğiz. Konuk sanatçı, Londra’da bulunan Live Art Development Agency (LADA) ile iş birliği içinde  bir açık çağrı oluşturulduktan sonra, LADA ve Performistanbul temsilcileri ile, beraber Beral Madra, Seyhan Musaoğlu ve Merve Ünsal’dan oluşan bir jüri eşliğinde değerlendirmeler yapıldıktan sonra  Rus asıllı Alisa Oleva bu programa katılmaya hak kazandı. Ziyareti henüz bilinmeyen bir tarihe ertelenen sanatçı Nisan ayında interaktif bir performans ile programımızda yer alacak. Bu açık çağrı kapsamında bize başvuran İngiltere bazlı diğer sanatçılardan da katılanlar olacak.

Yine platformun sanatçılarından Leman S. Darıcıoğlu’nun pandemi günleri kapsamında hayata geçirdiği “Gidenler ve mücadele edenler için” serisinin ilki olan 3 gün boyunca günde 8 saat aralıksız kağıttan güller yaptığı performansı, “Fe Male Home” adlı online performans festivali’nde kısmen gösterilirken bizim programımız kapsamında tamamı yer aldı. Önümüzdeki günlerde bu seriye yenileri de eklenecek.

Karantina sonuna kadar ‘açık’ olacağız ve başvuruları kabul edip hayata geçirmeye devam edeceğiz. Programımız her geçen gün gelişmeye devam ediyor. Geçmiş ve gelecek performanslarımız hakkındaki detaylı bilgilere websitemiz performistanbul.org adresinden veya sosyal medya hesaplarımızı takip ederek ulaşabilirsiniz. ‘Ev’inizde kalın, CANLI kalın! - iyilik ve sevgi ile –