'Evren ve Şahinkaya strese gelemez'

Adli Tıp Kurumu, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın kronik hastalıkları ve yaşları nedeniyle, stresli ortamlarda, k"ardiyak-nörolojik hastalıklarının tetiklenerek, hayati tehlike yaratabileceğini'' bildirildi.

29 Haziran 2012 Cuma, 07:48
Abone Ol google-news

Raporda, ''sanıkların doktor eşliğinde gelerek ifade vermesi durumunda dahi, hayati tehlike riski halinde, tıbbi müdahalenin yeterli olmayabileceği'' de kaydedildi.

12 Eylül davasının görülmesine Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya sanık ve müdahil avukatları, müdahillik talebinde bulunan bazı kişiler ve avukatları katıldı. Evren ve Şahinkaya ise bu celsede de hazır bulunmadı.
Duruşmada öncelikle dosyaya giren evrak okundu.

Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, davayla ilgili Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın verdiği yanıtta, ''sanıkların halen tedavi gördükleri sağlık kuruluşlarında da gerekli tetkiklerin yapılarak raporların düzenlenebileceğinin bildirilmesi'' üzerine Ankara ve İstanbul CMK'nın 250. madde ile yetkili savcılıklarına müzekkere yazıldığını ve sanıkların bulundukları sağlık kurumlarında Adli Tıp Kurumu'nun talepleri doğrultusunda gerekli incelemelerin yapılarak raporların düzenlenmesinin istenildiğini'' bildirdi.

İlgili savcılıklarca cevap verilmesi üzerine söz konusu belgelerin 13 Haziran 2012'deki yazıyla Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek, eski ara karar uyarınca nihai raporun düzenlenmesinin istenildiğini ifade eden İnce, iki sanık yönünden de ayrı ayrı düzenlenen raporların 26 Haziran 2012'de mahkemeye ulaştığını belirtti.

Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nca düzenlenen, 25 Haziran 2012 tarihli raporların incelendiğini kaydeden İnce, sonuç itibarıyla ''kişide mevcut kronik hastalıkların nitelikleri ve kişinin yaşı birlikte değerlendirildiğinde, uzun süre efor gerektiren (ayakta kalma, konuşma vb) durumlarda ve stres yer alan ortamlarda, kardiyak-nörolojik kökenli hastalıkların tetiklenerek, kişide hayati tehlike yaratabileceği, bu nedenle doktor ve sağlık ekipmanı ile gelerek ifade vermesi durumunda, belirtilen hayati tehlike riskinin gerçekleşmesi halinde, mevcut hastalıklarının niteliği itibarıyla sağlık ekibinin müdahalesinin yeterli olmayabileceğinin oy birliği ile mütalaa olunduğunu'' açıkladı.

Avukatlar rapora tepki gösterdi

Rapora, müdahiller ve avukatları tepki gösterdi.
Avukat Senih Özay, ''raporu kabul etmelerine imkan bulunmadığını'' söyledi.
Avukat Osman Başer ise ''mahkemenin sol ve sağ görüşlü müdahiller ve avukatları arasında ayrım yaptığını ve sol görüşlülere daha fazla söz hakkı tanındığını'' ileri sürdü. Başer'e bu sözleri nedeniyle bazı avukatlar tepki gösterdi. Başer ise meslektaşlarına ''Benim muhatabım mahkeme heyeti'' karşılığını verdi.

Mahkeme Başkanı İnce'nin sözlerini toparlamasını istediği Başer, bunun üzerine cübbesini çıkardı, salonu terk edeceğini ifade etti ve ''Disiplini bozduğuma dair de suç duyurusunda bulunun'' dedi.

Başkan İnce, ''Burası şov yeri değil. Tek kelimeyle şov yapıyorsunuz. Salonu da terk edebilirsiniz'' ifadelerini kullandı.Başer, bazı belgeleri mübaşir aracılığıyla mahkemeye verdikten sonra, cübbesini tekrar giydi ve salondan ayrıldı.
Avukat Aydın Erdoğan ise Adli Tıp Kurumu'nun, güvenilir olmadığını savunarak, bağımsız sağlık kuruşlarından sanıkların sağlık durumlarıyla ilgili rapor alınmasını istedi.
Avukat Ömer Kavili, kurumun, mahkemeye karşı ''samimiyetsiz'' olduğunu ifade ederek, ''Askeri hiyerarşi içinde yer alan asker kişilerin hazırladığı rapor gerçekleri ortaya çıkarmamıştır. Bu nedenle Türk Tabipleri Birliği'nin oluşturacağı bağımsız kurulca sanıkların tetkik edilmesini istiyoruz'' dedi.

Avukat Şenal Sarıhan, ''Bu duruşmadaki esprilerin hiçbirisine gülemiyorum. Çünkü o dönemi parmaklıkların önünde ve arkasında yaşayan biriyim. Bizi gülümsetecek tek şey, sanıkların buraya getirilmeleri olabilir. Sanıkların rahatsızlıkları bulunabilir. Fakat, sağlık raporunun bağımsız kurulca yapılması sağlıklı bir sonuç, en azından vicdani rahatlama yaratacaktır'' diye konuştu.

Avukat Muharrem Özkaya ise sanıkların ikisinin de askeri hastanelerde kaldıklarını anımsatarak, ''Adli Tıp raporuna dayanak belgeler de askeri hastanelerde hazırlanmış. Dolayısıyla bu nitelikte bir rapora itibar edilmesi mümkün değil'' dedi.

Avukat Öztürk Türkdoğan da sanıkların, duruşmaya getirilmesi için haklarında yakalama kararı çıkartılmasını istedi. Darbelerle toplumsal yüzleşme açısından sanıkların mahkemeye getirilmesi gerektiğini ifade eden Türkdoğan, ''Kendilerine sorulan sorulara hiç cevap vermeseler dahi, sanık sandalyesine oturmalılar'' diye konuştu.

12 Eylül davasını gören Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın üniversite hastanelerine sevk edilmesine, gerektiğinde doktor ve sağlık ekipmanıyla mahkemeye gelerek ifade vermeleri durumunda hayati tehlikeyle sonuçlanacak bir durumun oluşup oluşmayacağına ilişkin rapor alınmasına karar verdi.
12 Eylül davasının 5. celsesi, ara kararların açıklanmasıyla tamamlandı.

Mahkeme, ''Evren ve Şahinkaya'nın bulundukları illerdeki en yakın üniversite hastanelerine sevk edilmelerinin sağlanmasına, Adli Tıp Kurumu'nun daha önceki yazıları doğrultusunda ve ilgili sağlık kurulunca gerekli görülen tetkik ve raporların aldırılmasının ardından üniversite hastanesinin sağlık kurullarınca bu tetkik ve raporların incelenmesine, gerektiğinde doktor ve sağlık ekipmanıyla mahkemeye gelerek-getirtilerek ifade vermeleri durumunda sağlıkları yönünden hayati tehlikeyle sonuçlanacak bir durum oluşup oluşmayacağı konusunda rapor istenmesine'' karar verdi.

Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin, ara verilmeden önce, Adli Tıp Kurumu'nun verdiği rapora göre sanıkların ifadelerinin sesli ve görüntülü iletişim teknolojisiyle alınmasını talep etmişti. Duruşma, 14 Eylül 2012 saat 14.00'e ertelendi.