"Faiz oranı yüzde 15 oranına gelmeli"

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, faiz indirimin ilk başladığı zamanki yüzde 15 oranına gelmesini istediklerini ifade etti.

18 Ekim 2009 Pazar, 08:23
Abone Ol google-news

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, yaptığı açıklamada, Merkez Bankası'nın, global krizin ardından başladığı faiz indirimlerine devam ettiğini, en son yapılan 12'inci indirimle gecelik faiz oranlarının yüzde 7.25'ten yüzde 6.75'e, borç verme faiz oranı ise yüzde 9.75'ten yüzde 9.25'e indiğini anımsattı. Büyükekşi, "Yıllarca yüksek faiz oranları ile birlikte yaşamaya zorlanan, ağır faiz yükü ile birlikte yatırım yapmaya, ihracat gerçekleştirmeye, istihdam üretmeye çalışan reel sektör ve ihracat dünyası olarak, faiz oranlarının geldiği noktadan büyük bir memnuniyet duymaktayız. Ancak, faiz oranlarındaki indirimlere rağmen, borçlanma ve borç verme arasındaki fark 2.5 puan ile aynı kalmaktadır" dedi.


"Artan fark şirketlerin ucuz borçlanmasını engelliyor"

İlk indirimin gerçekleştiği Kasım 2008'de aradaki fark borçlanma faiz oranının yüzde 15'ine tekabül ederken, son yapılan indirimle beraber aradaki fark borçlanma faiz oranının yüzde 37'si olarak gerçekleştiğini ifade eden Büyükekşi, bu gelişmenin şirketlerin ucuz borçlanmasını engellediğini belirtti. Büyükekşi, faiz indirimleri kadar önemli olan borçlanma ve borç verme faiz oranları arasındaki farkın zamanla daralmasını ve faiz indirimin ilk başladığı zamanki yüzde 15 oranına gelmesini istediklerini kaydetti.


"Dolar kurunda 1.50 TL seviyesi kritik ve hayati"

Dikkatle izledikleri önemli bir gelişmenin de düşen faiz oranlarının döviz kurlarına eskisi kadar destek olmaması olduğunun altını çizen Büyükekşi, şöyle devam etti:
"Dolar kurunda 1.50 TL seviyesi bizim için çok kritik bir eşiktir ve hayati bir meseledir. Son gelişmeler alarm vermektedir. Kurdaki gelişmeler aynı yönde olursa sadece ihracatçılar değil, tüm Türkiye kaybedecektir. Biz bu noktada, Merkez Bankası'nın üretici ve ihracatçı dostu politikalarını sürdürerek, döviz kurunun daha gerçekçi seviyelerde oluşması ve ihracatın destekçisi olması için katkı vermesini bekliyoruz. Kriz sonrası değişen koşullar içinde, TL'nin istikrarının ve rekabetçi seviyesinin korunması için önceki dönemlerden farklı para ve kur politikaları uygulanmalıdır. Merkez Bankası öncelikle fiyat istikrarı ve ekonominin canlandırılması hedefleri ile uyumlu Türk Lirasının istikrarını ve rekabetçi seviyesini koruma hedefini de açıkça ilan etmelidir. Aynı şekilde, bir dizi para politikası seçenekleri kullanılmalıdır."


"Merkez Bankası döviz rezervlerini artırmalı"

Bu bağlamda, para piyasasında Türk Lirası likiditesinin yönetilmesinde ve ihtiyaç duyulan TL likiditesinin karşılanmasında daha çok doğrudan döviz alımları ile piyasanın TL likiditesinin karşılanması, döviz alım ihalelerinin, günlük alım miktarları 30 milyon dolar arttırılarak sürdürülmesi gerektiğine dikkat çeken Büyükekşi, "Kriz başlayalı tam bir yıl oluyor. Bir yıl önce Merkez Bankası'nın rezervleri 74 milyar dolar idi. Şu anda 66 milyar dolar rezerv mevcut. Döviz rezervleri arttırılmalıdır, bunun içinde ihalelerdeki alım miktarları artmalıdır. Merkez Bankası 2009 yılının geri kalanı ile 2010 ve 2011 yılları için net döviz rezervi hedef aralıkları koyarak ilan etmelidir. Piyasalara rezerv hedefi ile kuvvetli mesaj vermelidir" dedi.


"Döviz kurunda istikrar için herkes destek vermeli"

Döviz kurunda istikrarın sağlanması için diğer kurumların da destek vermesi gerektiğini ifade eden Büyükekşi, Hazine Müsteşarlığı'nın iç borçlanma stratejisi ile döviz talebine katkı sağlaması ve döviz arzını sınırlaması gerektiğini belirtti. Bu amaçla, döviz cinsi iç borçlanma itfaları için yine döviz cinsi yeni borçlanmaya gidilmesi gerektiğini vurgulayan Büyükekşi ayrıca, Hazine'nin artan kamu borçlanma gereğinin karşılanmasında döviz cinsi borçlanmaya yer vermesi gerektiğini kaydetti.

Anayasa Mahkemesi'nin, yabancı yatırımcı ile yerli yatırımcı arasında uygulanan stopaj farkını gidermesini olumlu bulduklarının altını çizen Büyükekşi, "Türkiye sıcak para cenneti olmamalıdır. Kısa vadeli, döviz piyasasında istikrarsızlık yaratan hareketler yerine uzun vadeli yatırımları özendiren vergisel düzenlemeler olmalıdır. Yapılacak düzenleme kurda istikrarı desteklemelidir. Kurlarda istikrar, sadece ihracatçının değil, Türkiye'nin meselesidir" dedi.