Focan'ın şarkı defteri

Önder Focan'la son caz projesi Önder Focan & Meltem Ege Group ve yeni albümleri 'Songbook' üzerine bir söyleşi...

28 Temmuz 2012 Cumartesi, 09:52
Abone Ol google-news

Önder Focan bir caz komiseridir, merkez karakolu da Nardis. Gençleri kolundan tutar götürür merkeze; atıverir dinleyicinin önüne. Öyle de bırakmaz, üşenmez kendi de çıkar sahneye, eşlik eder; sırtlarından, omuzlarından iteleyerek hazırlar onları, yarının caz müzisyenleri olmaya.

Projelere meraklı, işbirliklerine açık bir gitarcı ve besteci Focan. Son projesi caz şarkıcısı Meltem Ege ile birlikte, trompetçi Şenova Ülker, tromboncu Bulut Gülen, basçı Ozan Musluoğlu ve davulcu Ferit Odman’ı yanlarına alarak kurdukları topluluk.

Bu kez biz çektik Focan’ı merkeze… Sorduk yeni proje albümü “Songbook”u…

- Önder Focan & Meltem Ege Group’un hikâyesi nedir?


Meltem Ege ile Nardis Genç Caz Vokal yarışmalarında tanıştık. Ben jürideydim, o ise birinci olmuştu. Sonra Berklee’ye gitti, 4 yıllık programı 3 yılda bitirdi, döndü. Fırsat buldukça çaldık. Meltem her konsere ayrı repertuvar getirirdi, son 2 yıldır bu parçalara daha çok yer verir olduk. Konserlerde bir çekirdek kadro oluştu. Hepsi üst düzey müzisyenler. İş albüm yapmaya gelince bir nefesli ekleme gereksinimi doğdu. Meltem’in Berklee’den tromboncu arkadaşı Bulut Gülen dönmüştü. Olağanüstü çalan Bulut eklenince parçaları tekrar düzenledim, altı kişilik topluluk bu şekilde son yapısına kavuştu.

- Meltem Amerika’da doğmuş, büyümüş bir Türk kızı. Klasik eğitimli, 2007’de Finlandiya’daki Lady Summertime yarışmasında birinci olmuş. Onu nasıl tarif edersiniz bir caz şarkıcısı olarak?

Şarkıcı, çalgısı ses olan müzisyen. Yani müziği bilmeli, düzgün notaları olmalı, diğer müzisyenlerle aynı dili konuşabilmeli, sahnede ve performans sırasında müziğin içinde olmalı. Meltem’de bunlar fazlasıyla var, öncelikle üst düzey bir müzisyen. Ayrıca entonasyonu çok iyi, artikülasyonu olağanüstü. Sahnede pozitif bir enerjisi var. Yurtdışındaki yarışmalarda jüri koltuğunda Meltem’i izlerken sahnede büyüdüğünü düşünmüşümdür.

- “Songbook”, gitarcı ve besteci tarafınız bir yana, söz yazarı kimliğinizin öne çıktığı bir albüm olmuş. Bundan biraz söz eder misiniz?

İlk yaptığım besteye 20 yaşımda iken söz yazmıştım. Enstrümantal bestelerim de aslında gizli olarak söz içerir. Besteyi bitirdikten sonra bunun adı ne olsun diye düşünmem; yazdığım parçanın adı ilk önce bellidir, çünkü besteyi bana yazdıran bir ilham kaynağı zaten vardır. Parça enstrümantal ise gizli sözleri bir ben bilirim, eğer söz yazılacak ise fikir belli olduğu için notaları sözlerle buluşturmak benim için oldukça kolay olur.

- Albümde yer alan dokuz sözlü bestenizden dördü Türkçe, beşi İngilizce. Dil tercihleri neye göre belirleniyor?


Parçaları yurtiçi yurtdışı diye düşünerek yazmıyorum, sadece bana notaları yazdıran etki önemli. İlk bestelerim İngilizce sözlü, çünkü o zamanlar önümüzdeki örnekler hep öyleydi. Ancak sonraki bestelerimde Türkçe sözler daha çok. İngilizce ana dilimiz olmadığı için anlam inceliklerine fazla kafayı takmayıp biraz fütursuz olabiliyorsunuz. Türkçe sözlerde, ister istemez daha titiz ve çekingen olabiliyoruz, ister istemez otosansür oluyor.

- “25”, “Bu Ada” ve “Eski Küçük Şehir” sanki diğerlerine göre daha özel besteler. Hikâyeleri?


2011 bizim 25. evlilik yıl dönümümüzdü. Bu parçayı eşim Zuhal Focan’a yazdım. Parça hem bu 25 yılın nasıl geçtiğinin küçük bir özeti hem de uzun birliktelik için düşüncelerimi içeriyor. “Bu Ada”yı 2005’de yazdım, orijinal adı “Vergato” idi. O yıl benim için çok yorucu ve stresliydi. Bu stresli dönemin ardından iki konser için Bologna’ya gittim. Yakınlardaki Vergato adlı bir kasabada sakin, stressiz dört gün geçirdim. Gelince parçayı yazdım, 2006’da da söz yazdım. Albüm söz konusu olunca Vergato sözcüğünü kullanmak istemedim. “Eski Küçük Şehir” ise, Hacı Bektaş’ta askerlik yapan oğlumuza yaptığımız bir ziyareti anlatıyor. Hem hasret duyduğum oğlumu hem de küçük, kadim, vakur Hacı Bektaş’ı…