"Gerçeklerin ortaya çıkmasını engelleyenler var"

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, telefon dinlemelerine ilişkin ''Mesele, sadece bir dinleme sorununun ötesinde; demokratik yönetime, demokrasiye vurulmuş bir darbeyle karşı karşıyayız'' dedi.

18 Kasım 2009 Çarşamba, 12:16
Abone Ol google-news

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, ıslak imzalı belge, telefon dinlemeleri ve İmralı'ya başka mahkumların gönderilmesi konularına ilişkin gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Vural, Genelkurmay Başkanlığı'nın belgenin sahte olduğuna yönelik açıklaması bulunduğunun anımsatılması üzerine ''Valla kafalar karışık, hangi belge sahte hangisi gerçek. Yani nedir bu... Bulun bu adamları. Koskoca devlet hepimizi meşgul ediyor. Bu kadar dinliyorsunuz, bu kadar izliyorsunuz, bir takım şu ihbarcı şu mektubu yazdı, şu maili gönderdi, bulun IP numarasından kimin gönderdiğini. Bir devlet düşünün ki bunları bulamıyor, tam bir acziyet içinde'' karşılığını verdi.

Gerçeklerin açığa çıkarılmasını istediklerini belirten Vural, şunları söyledi:
''Gerçekleri saklayanlar var, gerçeklerin ortaya çıkmasını engelleyenler var. Biri 'belgeyi gönderin' diyor, diğeri göndermiyor. TSK, psikolojik bir savaşla karşı karşıya kaldığını ifade etmişti. Bir ülkenin en önemli güvenlik kurumu, kendisine karşı bir savaş açıldığını söylüyorsa, Sayın Başbakan, Sayın AKP Hükümeti siz bu savaşın neresindesiniz? Yanında mısınız, karşısında mısınız? Eğer böyle bir savaş varsa bu savaş kimler tarafından hangi dış odaklarla yürütülmektedir. Hükümet, bu işin adeta başka bir tarafıymış gibi bu eksende siyaset üretiyor.

Türkiye'de artık asker-sivil gerilimi üzerinden siyaset üretme devri bitmiştir. Milleti işsiz, aşsız bıraktı, şimdi asker-sivil gerilimi üzerinden siyaset üretmeye çalışıyor Sayın Başbakan. Bir ülke düşünün ki kurumlar yıpranıyor, yıpranan bu kurumlara güven azalıyor, Hükümet despot bir hükümet haline geliyor, herkes dinleniyor, yargı, medya, milletvekillerine baskı uygulanıyor. Gerçek ortaya çıksın. Kafamızı karıştırmayın. Bu gibi konularda TSK'ya da görev düşüyor. Kimdir bu savaşı yapanlar, Hükümet olarak MGK'ya getirin. MGK'da Cumhurbaşkanı ne yapıyor, Hükümet ne yapıyor? Bir takım yerler, bir takım odaklar, devletin içerisinde derin bir takım devletçilik oluşmuş anlaşılan. Malesef devletin içerisinde bir takım organizasyonlar var. Bu organizasyondan TSK bahsediyor. Peki ne yapıyor MGK, yan gelip yatıyor mu?''


"Dinlenme korkusu, domuz gribi korkusunda fazla"

Vural, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in dinlemelerle ilgili açıklamalara ''Andersen'den Masallar'' benzetmesi yaptı.

Cumhuriyet Başsavcısının Ergenekon hakkında ifadelerde bulunduğunu, Ergenekon savcılarının Cumhuriyet Başsavcılarını dinlediğini ileri süren Vural, Ergenekon savcılarını kimin dinlediğini sordu.

Herkesin birbirinden şüphe duyduğunu anlatan Vural, ''Domuz gribinden daha fazla dinlenme korkusu, baskı korkusu, tehdit korkusu var. Böyle bir ortam ne ölçüde demokratik olabilir'' dedi.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının, dinleme kayıtlarının doğruluğu konusunda yapılan bir tespiti engellediğini iddia eden Vural, Yargıtay 1. Daire Başkanlığı'nın dinleme yapıldığı yönündeki kararı üzerine Telekomünikasyon Başkanlığının 'dinleme yapmadıkları' yönünde açıklaması olduğunu belirtti.

''Sizin dinleme yapmadığını nereden bilelim? Nerede kayıt yapılan CD'ler acaba'' diye soran Vural, ''Hükümet, doğrudan doğruya bu aracı kullanmak suretiyle korku, baskı oluşturmak istemektedir. Mesele dinlemenin yasal olup olmadığının ötesinde ciddi tehdit algılaması vardır. Hükümet malesef bunu vatandaşları, medyayı, yargıyı yıldırmak amacıyla kullandığı araç haline dönüştürmüştür'' diye konuştu.


"Kim dinliyor bizi?"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Telekomünikasyon İletişim Daire Başkanlığıyla özel bir ilgisinin olup olmadığını soran Vural, Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdullatif Şener'in ''Başbakan'ın en önemsediği kurum Telekomünikasyon iletişim birimi'' şeklinde açıklamaları bulunduğunu anımsattı.

''Kim dinliyor bizi, bu kocakulak kim acaba, bu başkulak kim?'' diye soran Vural, ortam dinlemesi yapan araçların nerelerde dolaşıp, kimleri dinlediğinin açıklanmasını istedi.

Başbakan Erdoğan'ın 25 Aralık 2008 tarihinde Bilgi teknolojileri ve İletişim Kurumuna atanmış bir kişiyi özel bir hastanede ziyaret ettiğini ileri süren Vural, ''Bir Başbakan, bir birimdeki bir müdürü daha önce emniyette bulunmuş bir müdürü gidip özel olarak ziyaret ediyor? Özel ilişki midir, yoksa Başbakan'a doğrudan doğruya bağlı mıdır bu kurum? Hepimiz, başkulağı bulmamız gerekiyor. Sayın Başbakan, bu dinlemelerle ilgili kayıtlar size geliyor mu acaba, ilginiz var mı? Acaba bu dinlemelerle ilgili ekipler özel olarak İsrail'de eğitildi mi? Bunları hep beraber soralım, bizi kim, neden, hangi hukuka göre dinliyor?'' diye sordu.

Vural, şöyle devam etti:
''Mesele, sadece bir dinleme sorununun ötesinde; demokratik yönetime, demokrasiye vurulmuş bir darbeyle karşı karşıyayız. Bugün, ekonomik açıdan, mali açıdan, siyasi açıdan AKP'ye muhalif herkes, tehdit, baskı altındadır. İhalelerde olsun, medya ile ilişkilerde olsun. Başbakan'ın korumaları, milletvekillerinin oturduğu sandalyelerde oturuyor 'kalkar mısın?' dediğinizde, 'milletvekillerine ait olduğu mu yazıyor' diyecek kadar pervasızlaşmıştır. Bugün geldiğimiz noktada Başbakana soru soranlar içeri alınıyor. Gözleri ama kardeşlerimiz, Turan İçli, yaka paça baskı altına alınıyor. Nerede yaşanıyor bunlar. Hangi ülkede yaşıyoruz, severim senin demokrasini. Böyle demokrasi olmaz. Bugün malesef demokrasi, bölücüler için, bu ülkeye kurşun sıkanlar için, demokratik açılım peşinde olanlar için...''


"PKK'nin sitesi açık"

İmralı'ya 5 mahkumun gönderilmesi konusuna da değinen Vural, ''PKK ile AKP arasında yürütülen bir müzakere ortamından sonra, Başbakan İmralı'ya arkadaş gönderme projesinin ilk aşamasını tamamladı 5 mahkum gönderdi. Acaba bu 5 mahkumu Başbakan mı seçti bilemiyorum, sınav yaptı mı yapmadı mı bilemiyorum'' dedi.

MHP Grup Başkanvekili Vural, ''Bu doğrudan doğruya terör örgütüyle yapılan bir müzakerenin yansımasıdır. Nasıl Habur'da sözde barış elçilerini umut tablosu gibi gösteriyor ve AKP ile PKK arasında bir müzakere olduğunu ortaya koyuyorsa, bu da PKK ile Öcalan ile bir müzakere yapıldığını ortaya koymaktadır'' diye konuştu.

Vural, bir teröristin başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin verdiği kararda, ''hücrenin bir tutuklu için yeterince büyük olduğunu, ışıklanması için pencerenin bulunduğunu, 2 saat yürüyüş alanına çıktığını, 58 avukatı tarafından çok sık olarak ziyaret edildiğini, avukatlardan birinin onun nişanlısı olduğunu ve 640 kez ziyaret ettiğini, dolayısıyla başvurucunun duygusal olarak ve sosyal olarak tamamen bir tecrit altında tutulmuş sayılmayacağı'' sonucuna vardığını söyledi.

Vural, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Şimdi bu avukatlarıyla görüşüyor mu, kardeşleriyle görüşüyor mu, yürüyüş yapıyor mu? 40 bin kişinin ölümüne sebebiyet vermiş birisini 5 yıldızlı otelde mi tutacaksınız, ona arkadaş mı göndereceksiniz? Bu doğrudan doğruya bir dayatmanın, bir müzakerenin neticesinde hazırlanmıştır. Bir teslimiyet anlayışının yansımasıdır.

Öcalan'a arkadaş gönderiyorsun, orası için 5 milyon lira para harcıyorsun. Kanunda yer alınan şekilde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını yumuşatmaya çalışıyorsun.
Yol haritası elinde inceliyor, terör örgütünü istediği şekilde yönlendirebiliyor. Bu adam her şeyi yapıyor. PKK'nın web sayfalarında her şeyi yayınlıyor. Sen mücadele etmiyorsun ki PKK ile. Adamın internet sitesi var mesajlarını gönderiyor, dağdakileri yönlendiriyor. Doğrudan doğruya PKK'nın siyasallaşmasını sağlıyor. Hükümet bunu takip etmiyor. PKK'nın sitesi açık. İnternet üzerinden adam görüşlerini yayınlayabiliyor. Sözde elçilerle ilgili görüşlerini yayınlıyor. Bu nasıl bir mahkumiyettir. PKK ile müzakere eden, siyasallaşmasını isteyen bir AKP ile karşı karşıyayız.''

Vural, çalışma masasındaki dizüstü bilgisayarını açarak, terör örgütüne ait internet sitesini gazetecilere gösterdi.