Gülistan’ın Boğaz Çalan’ı

Antalya Yörüklerinin değişik bir şarkı söyleme ritüeli var, gırtlağını tuş gibi ve parmakları ile kullanarak şarkı söyleme, bir tür kaval çalar gibi

21 Eylül 2020 Pazartesi, 06:00
Gülistan’ın Boğaz Çalan’ı
Abone Ol google-news

Antalya, Serik ve Manavgat bölgesinin insanı ve oradan hiç başka yer görmemiş, 80 yaşındaki Yörük Gülistan Katter’in sıra dışı hayatını anlatacağım. O hayatın içinde müziğin bambaşka bir yeri ve kullanılış, çalınış biçimi var. Gülistan Teyze’yi, yine müzik sevdalısı Emre Dayıoğlu bulmuş. Tabi onları bulmasına Abdullah ve Yaşar Çakmak kardeşler aracı olmuş. Çünkü onlar büyüdükleri toprakların gönüllü rehberleri. 

Tarihi Roma İmparatorluğu’na uzanan antik Serge’yi, eski adı ile Manavgat’a bağlı Zerk köyünü, yeni adı ile Altınkaya’yı ve değerlerini iyitanıyorlar. Antalya Merkez Bilim Koleji’nde son sınıf öğrencisi olan ikiz kardeşler, aynı zamanda geleneksel çalgımız ıklık ve saz da çalıyor. Müzik insanı Sümer Ezgü sayesinde tanıştıkları Emre Dayıoğlu’nu doğru adrese götürüyor ve Gülistan Teyze ile bir kayıt gerçekleştiriyorlar. Kimselere konuşmayan, röportaj vermeyen Gülistan Hanım, muhtemelen Antalya’da kalan son “boğaz çalan”.“Boğaz çalma”nın anlamı, gırtlağını tuş gibi ve parmakları ile kullanarak şarkı söyleme. Doğru tanımı ise konar-göçer Yörüklerin bir icra biçimi. 

Söylenecek olan ezgi sırasında parmakların boğaza bastırılma yolu ile ritmik hareketler ve aşağı yukarı kaydırılması ya da boğaza dikey hareketlerle vurulması sonucu seste perde değişikliği yaratma esasına dayalı icra biçimi. “Vurma” ve “Kaydırma” olarak, iki teknik var. Genellikle kız çocuklarının uyguladığı bu yöntem, erkek çocuklarında ise kaval, cura ve ıklık ile oluyor. Hayatlarının büyük çoğunluğunu dağlarda ve hayvanlarla geçiren çoban çocukların birbirleri arasında da bir iletişim şekli aslında. Engelli oğlu Memiş ile yaşamına devam eden 80 yaşındaki Yörük kadını, o güzel şivesiyle: “On çocuk doğurdum, beşi mezarda. Çok çektik, kalmadı ki ses!” diye tevazu gösteriyor. 

Dinlerken sanki Kızılderili ritüeli gibi. Ya da bir çeşit kuş dili. Son yaşayan olduğu için kaydedilen videoya “ Yok, çıkmayo. Eskidendi” dese de, elini kulağına dayıyor, gözlerini kapıyor ve kendinden geçerek tıpkı bir ozan gibi, tıpkı Joan Baez’in sahnede şarkının içinde kendini bularak gözlerini kapatıp söylemesi gibi söylüyor. Videoda son söz ise şu: “Şimdi buradan söylesem herkes duyar mı? Müzik hepimizin ortak paydası” 

https://www.youtube.com/ watch?v=mdbEBhm78mM&t=2s