Gülseren Hanım başlattı, Gülse Hanım mı toparlayacak

Her şey İstanbullu Gelin ile başlamıştı aslında ama manyaklık düzeyi, izleyiciyi kışkırtma ve reyting canavarını dürtme refleksi bugünkü kadar gelişmemişti galiba birkaç yıl öncesine kadar.

01 Mayıs 2021 Cumartesi, 15:59
Gülseren Hanım başlattı, Gülse Hanım mı toparlayacak
Abone Ol google-news

Bu defa dayanamayacağım. Ne kadrodan ne başarılı oyunculuktan ne dekordan ne kostümden bahsetmek istiyorum. Çünkü yıldım, bıktım, ekranda yaşanan “delirium”dan korktum hatta. Her şey İstanbullu Gelin ile başlamıştı aslında ama manyaklık düzeyi, izleyiciyi kışkırtma ve reyting canavarını dürtme refleksi bugünkü kadar gelişmemişti galiba birkaç yıl öncesine kadar. 

Ama baktılar ki, ne kadar manyaklık olursa o kadar reyting ediyor, işte işin suyu çıktı! Bizde yaşanan bu tuhaf durum İngiltere’de yaşanmıyor mesela. Bir dizi ya da program reyting yapınca hemen başka bir kanal benzer bir işe atlamıyor. Bir dönemin reyting rekortmeni Sıcağı Sıcağına programını genç kuşak bilmez, seyirci nefesini tutarak izlerdi. Akabinde her kanal benzer işlere atıldı, o dönem için şunu söylemek mümkündü: TV kanalları yeniydi, televizyonculuk yeniydi, herkes birbirini taklit ederek var olmaya, yer edinmeye çalışıyordu. Bugün de farklı değil. Çok acıklı olan durum bu. Gelinen noktada evrensellik adına bir adım ilerlenmiş ya da evrensellik düzeyine ulaşılmış değil, yaratıcılıktan bahsetmek imkânsız, kim nereden reyting alırsa diğeri aynısını yapıyor üstelik daha kötüsünü yapıyor, durumu daha da kanırtarak, işin cılkını çıkararak. 

HER ŞEYİ BUDAYICIOĞLU BAŞLATTI 

Masumlar Apartmanı ilk başlarda, pek bir titiz Safiye’ye güldüğümüz, kardeşlerine şaştığımız farklı bir dizi olarak geldi bana da. Nasıl yanılmışım, şu an izleyemiyorum. Mutsuz, dertli, sıkıntılı, klinik sorunlarla boğuşan ve herkesin bir diğerini altüst ettiği bir dizi, izleyiciyi ne kadar eğler ne kadar eğlendirir? Evet dizilerin eğlendirme amaçlı yapılması gerektiğini düşünüyorum, şu hale bak. Bir psikiyatrın hastalarından/deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı kitaplar ve bunlardan uyarlanan dizilerin en yenisi Camdaki Kız, bardağı taşıran son damla oldu. Mideme kramplar girerek bir insanın ne kadar zavallı olabileceğine tanıklık ettim. Neden? Bunu neden yapıyor en başta Gülseren Budayıcıoğlu, sonra yapımcı, sonra kanal, neden bir psikolojik gerilim reyting aldı diye, 7/24 izleyiciye dayatılan dramaların sebebi nedir? Üçüncü bölümde yaşanan bekaret kontrolü sahnesi pek konuşuldu, söyleyecek şey bulamıyorum. Her bir sahne o kadar gergin o kadar sarsıcı ki aslında, genç kızı annesinin ezdiği her sahne kadar babasının sürekli aşağıladığı ezik delikanlıya da bir o kadar üzülüyor insan. Hangi sahne daha kötü, daha gergin sıralaması güç. Ah bir de rüya sahneleri yok mu, işte izleyiciyi bu kadar salak yerine koyabilir mi bir dizi soruyorum ve cevaplıyorum evet koyabilir.  

Normalde 18 yaş üstü ibaresi olması gerekirken o saçma sapan masallı rüyalı sahnelerde çocuk seyirci mi hedefleniyor anlamak mümkün değil!

BİRSEL’DEN MEDET UMULUYOR

İzleyici komedi bekler olmuş, sosyal medyada yazılanları okuyorum. Gülse Birsel’e yalvaranlar var. O kadar acınası bir durumda seyirci yani. Komedinin çıkmadığı bir ülkeyiz onu anladım, manyaklıkta tuhaflıkta ve “psikolocik delilik”te sınır tanımayan memleket yazarları, komedi yazamıyor! Gülse Birsel’in yazdığı işlerde komik olan tiplerdir mesela, metin asla komik değildir. Tipler karikatürizedir, gülünçtür ama komik değildir. Tipleri başarılı oyuncular canlandırır. Sonuçta kâğıt üstünde asla gülünmeyecek cümleler, Engin Günaydın’ın ağzından çıkınca yerlere yatar seyirci. Avrupa Yakası bir nebze daha iyidir yazdığı diğer işlere bakacak olursak. Ancak son yazdığı dizide Jet Sosyete’deki tipleri ancak kötü karikatür dergilerinde görebilir insan. Neden bizde Friends, How I Met Your Mother, Seinfeld, Big Bang Theory gibi durum komedileri yazılamıyor, hâlâ muz kabuğuna basıp düşen adam reva görülüyor, bizim genç nesle yazık değil mi? “Sıradan bir aşk sadece sıradan olduğu için bile komik olabilir”, çok mu zor Gülse Birsel için bunu yazmak! Zor olsa gerek ki aksanlı konuşmanın cılkını çıkaran kahramanların salaklıklarından kahkaha çıkarılıyor. Bunca psikoljik gerilimden sonra aslında ne yazılsa gülünür ama korktuğum şey, komedide de bir adım ilerlenemediğini görmek, çubuklu pijamayı göğsüne kadar çeken kapıcı karakterinden reyting ummak. Hayatta hak etmediğimiz pek çok şey yaşıyoruz kabul ama ekran bari bunu yapmasın, kimseyi enayi yerine koymasınlar gayrı. Dedim ya yıldım...