Güvercin de beslesen tutkuyla yapacaksın

İTÜ'de mühendislik okurken bile bir tutkuymuş Pınar Göktaş için oyunculuk. Şimdi, TRT'deki "Böyle Bitmesin" dizisinin yanı sıra The Club'la tiyatroda yaratacağı yeniliklere hazırlanıyor. Artık oyunlarının mekânı bir şarap mahzeni olacak.

04 Kasım 2012 Pazar, 13:45
Abone Ol google-news

TRT’nin Böyle Bitmesin dizisinin kalbi kırık Özlem’i Pınar Göktaş, öncesinde defalarca ekranda dizi ve reklamlarla yer aldı. Ancak asıl hikâyesi tiyatro. Cihan Sağlam’la birlikte kurduğu The Club, bu sezon Asmalımescit’te eski bir şarap mahzeninde oyunlarını sergiliyor. Oyunların içeriği de tıpkı mekân gibi eskiyle yeniyi birleştirecek.

- Sizi anneniz tiyatroya alıştırmış. Neden sonradan pişman oldu?


- Pişman olmak demeyelim de bunun bu kadar büyük bir tutkuya dönüşeceğini öngörememiş. Şu an en büyük destekçim ailem.

- İlk reklamla mı başladınız?

- Sahneye ilk defa Samsun Oda Tiyatrosu’nda ilkokul beşte kendi yazdığımız bir oyunla çıktım. Her şey gözüme olduğundan daha büyük gelmişti. Kendimi minicik hissetmiştim, ama harika bir histi. Televizyon kariyerim İstanbul’a geldikten bir sene sonra bir reklam filmiyle başladı. Bir masanın etrafında ortadaki kek için birbirine saldıran dört arkadaştan biriydim. Yönetmenin rol verirken “şöyle düşünün, kafanız çok iyi ve canınız tatlı çekmiş, öyle oynamanızı istiyorum” dediğini hatırlıyorum.

- 150 yıllık bir şarap mahzenini tiyatro haline getirmek nereden aklınıza geldi? Akla gelmekle bitmiyor tabii bu fikri nasıl gerçeğe dönüştürdünüz?


- 2011'de Asmalımescit’te sinema ve sahne alanında faaliyet göstermek üzere kurulan bir sanatsal oluşum The Club. Geçen sezon kendi yazdığımız sekiz yeni yerli metin oynadık. Bir apartman dairesini “black box” sahneye dönüştürdük. Biz bunları yaparken karşıdaki Adahan İstanbul Otel’de de açılma telaşı ve tadilatlar sürüyordu. Birgün bizi izlemeye geldiler. Aşk Şarkısı oyununu izlediler, çok beğendiler. “Otel’in altında bir şarap mahzeni var orayı sahne olarak kullansanız nasıl olur” diye teklifte bulundular. Gidip gördük ki “aman tanrım harika bir yer!” Her oyuncunun oynamak, her rejisörün oyun koymak isteyeceği bir mekân. Sadece ışık altında durup başınızdan geçen herhangi bir şeyi anlatsanız bile mekânın büyüsü sizi başka türlü etkiliyor. Böyle başladı her şey. Bu öneriyi çok önemli buluyorum. Bize, sanata ve yaptığımız işe inanan bir tavır da ayrıca.

- The Club için farklı temalara değinen bir tiyatro topluluğu diyebilir miyiz? Bu açıdan bakınca Domino nasıl bir oyun?

- The Club kendi hikâyelerini yazma, kendi hikâyelerini söyleme derdinde bir oluşum. Tiyatronun yanı sıra sinema alanında da projeler üretiyoruz. İlk uzun metraj sinema filmimiz Baks Bani var, festivallerle kontaklarımız sürüyor. Adahan İstanbul tarihi bir otel, çok eskiden İstanbul’un köklü Kamonda Ailesi’ne aitmiş. Bu yanıyla her yanı başka bir hikâye barındırıyor. Her tarafında ayrı bir yaşanmışlık var. Zaten Otel de özel dokuya sadık kalınarak yenilenmiş. Diğer yandan, iki sokak aşağıda Tarlabaşı yıkılmaya hazırlanıyor. Hayalet şehir gibi. Oraları yakın zamanda gezerken, eski bir evin duvarında “tarlayı büyükbaşlar kaptı” yazısını görmüştüm. Domino da böyle bir oyun. Kentsel dönüşümü merkeze alırken Tarlabaşı’nda bir mahalleye ve orada yaşayan insanlara yakından bakıyor. Cihan Sağlam yazdı ve o yönetecek. Çok kalabalık bir ekiple beraber aralık ayında prömiyer yapmayı planlıyoruz.

- Böyle Bitmesin dizisi nasıl gidiyor? TRT’de bir dizide oynuyor olmak, “acaba izlenmiyor mu” kuşkusu yaratıyor mu?

- Asla öyle bir kuşku yok. İnsanların tepkilerinden ve somut geri dönüşlerden de açıkça belli oluyor zaten. Özlem, oynadığım en kalbi kırık karakterlerden biri. Her bölümün senaryosunu merakla ve bir solukta okuyorum. Galiba temelde güzel olan da bu, hep beraber keyifle oyun oynuyoruz.

- Sizin için artık senarist de diyebilir miyiz?

- Oyun denemelerim var, evet. Ama bu beni senarist yapmaz. Kendime uygun oyun aramakla geçen zamanım ve kadın karakterlerin azlığı itti beni biraz da buna. Sadece oyuncu olmak bazen sizi üretmekten alıkoyan ve çaresizce telefon bekleyen birine dönüştürebilir. Oyunculuk alanımı yönetmenlik yaparak ve oyun yazarak geliştirmeye çalışıyorum.

- Diğer oyuncular tarafından fazlaca yetenekli bulunuyorsunuz. Acaba şimdiye kadar oynadığınız dizi ve tiyatro projelerinde bu yeteneğinizi tam anlamıyla gösterme fırsatı bulabildiniz mi?


- Ne güzelmiş, kim onlar? Teşekkür ederim. Bunları duymak çok mutlu ediyor insanı. Bence bir oyuncunun performansı oyuncuya bağlı olduğu kadar metne, yönetmene, ekibe de bağlı. Sahne de sinema da bir ekip işi ve matematiği var. Mühendislikten geldiğim için analitik düşünebiliyorum. Her zaman bir öncekinden daha iyisini yapmaya, kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Aslında her alanda tutkulu olmak önemli bence. Taklacı güvercin de beslesen, kazan dairesi ustası da olsan işini tutkuyla yapmak mühim. Tutkusu olmayan insanlar bana biraz kof geliyor.