'Hak ihlalleri sistematik'

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Uzmanı Gardner, barışçıl eylemlerin şiddet yoluyla bastırıldığını söyledi.

14 Haziran 2013 Cuma, 06:56
Abone Ol google-news

İnsan haklarına ilişkin dünyanın en önemli kuruluşlarından Uluslararası Af Örgütü, Gezi Parkı eylemlerini yakından izliyor. Örgütün Türkiye Uzmanı Andrew Gardner, hükümetin barışçıl eylemcileri şiddetle baskı altına aldığını belirtiyor. Türkiye’deki protestoların kilit noktasının “insan hakları ihlali” olduğunu söyledi.

- Gezi Parkı’nda siz ne gördünüz?

GARDNER- İlk günden bugüne kadar gördüğüm, hem başbakan hem de diğer hükümet yetkilileri tarafından yapılan açıklamalarla, son derece barışçıl bir eylem ile temel insan haklarının baskı altına alınma çabasıydı. Ve bu baskı, Türkiye’nin birçok kentindeki sokaklarda, polis şiddeti yoluyla uygulandı. Oysa Gezi Parkı eylemleri son derece barışçıldır ve devamına izin verilmesi gerekir.

- Gezi Parkı’na ilişkin zihninizdeki eylemci profili nedir?

- Eylemcilerin bir araya getiren hükümetin politikalarına karşı olmaları. Orada konuştuğum insanların büyük bir çoğunluğu genç, her biri farklı gruptan ve farklı politik görüşten insanlar.

- Gezi Parkı eylemleri size göre hangi açılardan önemli? Eğer illa ki benzetilecekse, Arap Baharı’na mı yoksa Occupy Wall Street’e mi benzetilmeli?

- Bence buradaki eylemciler tamamen kendi haklarının peşindeki insanlar olarak görülmeli, çünkü öyleler. Gezi Parkı eylemleri dünyanın başka ülkelerindeki eylemlerle kıyaslanabilir elbette, özellikle spontane ve bir olayla tetiklenerek hükümet eleştirisi şeklinde geniş bir alana yayılan eylemler olması bakımından. Çünkü dünyanın birçok ülkesinde de benzer şekilde hükümetler ve onların ana politikalarından memnuniyetsizlik var, Arap Baharı’nda da, Occupy Wall Street’te de kendini gösterdi bu durum.

- Türkiye’de insan hakları hâlâ devlet koruması altında denilebilir mi?

- Hayır. Türkiye’de insan hakları sistematik bir şekilde ortadan kalkıyor.

- İktidar protestocuları ‘marjinal grup’ olarak tanımlıyor.

- “Marjinal” tanımının Gezi Parkı eylemlerinde hiçbir karşılığı yok, bu tanım bu eylemlerle tamamen ilgisiz. Burada marjinal olarak kastedilen AKP’ye oy vermeyen kitleyse eğer, AKP’ye oy vermemenin marjinallik olduğunu düşünmüyorum.

 

'Şiddet uygulayan polis soruşturulmalı'

- Peki protesto biçimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu insanlar neyi, ne şekilde istiyor sizce?

- Türkiye’deki protestoların kilit noktası “insan hakları ihlali”. İktidarın bu insan hakları ihlallerini adil bir şekilde sorgulanması yönünde bir karar almaması da çok geniş kesimden insanların eylemlere katılmasına neden oluyor, aslında halkın bu eylemlere katılımının en büyük nedeni de bu. Bu durum küçük bir eylemi büyük bir harekete dönüştürüyor. Hükümet, kendi geleceği açısından bu durumu mutlaka ciddiye almalı.
Şu kesinlikle bilinmelidir ki, başbakanın tüm açıklamalarına rağmen, bu eylemler son derece barışçıldır. Şu an acilen yapılması gereken, nasıl ki eylemciler arasından şiddete başvuranlar soruşturma kapsamına alınıyorsa, aynı şekilde polis içinde şiddete başvuran polislerin de soruşturulmasıdır. Ve şunu belirtmeliyim ki, çok az sayıdaki şiddete başvuran insanın bütün bir eyleme mal edilmesi kesinlikle kabul edilemez.

- Türkiye polis devleti haline mi geldi?

- Hayır, Türkiye’nin bir polis devleti olduğunu düşünmüyorum. Ancak özellikle son iki yılda polis şiddeti son derece arttı. Artık Türkiye’nin yapması gereken şiddetten sorumlu tutulan polisleri bir an önce soruşturmaktır aksi takdirde sözünü ettiğimiz olaylar son bulmayacak, giderek büyüyecektir. Şu çok açık ki Başbakan başta olmak üzere siyasiler, polisin tavrını desteklemekte. Hatta Başbakan polis şiddetinin sorumluluğunu tek başına alma yoluna gitmekte.

- Direnişin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

- Biz Uluslararası Af Örgütü olarak, hükümetin tutuklamalar ya da polis şiddeti yoluyla eylemciler üzerinde daha fazla baskı kurma çabasını gerçek bir tehlike olarak görüyoruz. Ancak şu an bile Türkiye’nin imajını ciddi biçimde düzeltmek için bir şans var. Bunun için de yapılması gereken eylemcilere kulak verilmesi, son iki haftada yaşanan insan hakları ihlallerine bir son verilmesi.