Hollywood’un demokratı: Gregory Peck

Aktör Gregory Peck sürekli özgürlüğü savundu, ırkçılığa ve savaşa karşıydı. Çok değişik roller, ayrı karakterleri başarıyla yansıtabilen bir oyuncuydu. Dram, psikolojik gerilim, serüven, komedi, savaş, polisiye, epik filmlerde oynadı, hepsinde de etkili yorumlar sundu.

25 Haziran 2021 Cuma, 12:04
Hollywood’un demokratı: Gregory Peck
Abone Ol google-news

Hollywood’un Altın Çağı’nın önemli aktörlerinden Gregory Peck, 12 Haziran 2003’de 87 yaşındayken yaşama veda etti. 55 yılı kapsayan sinema oyunculuğu boyunca Alfred Hitchcock, King Vidor, John Huston, Eli Kazan, Stanley Donen, Henry Hathaway, John Frankenheimer, William Wyler gibi yetkin yönetmenlerle çalıştı.Hollywood’un özgürlükten yana seçkin demokratlarındandı. To Kill a Mockingbird’de (Bülbülü Öldürmek/1962) canlandırdığı beyaz bir kadına tecavüzle suçlanan bir siyahiyi savunan avukat Atticus Finch rolüyle Oscar aldı. Tipik bir Güney kasabasındaki baskın ırkçılığı işleyen bu filmdeki güçlü yorumu sorulduğunda şöyleyanıtlamıştı: “Yaşamım boyunca babalık, aile ve çocuklarla ilgili edindiğim tüm deneyimlerimi, duygularımı bu role aktardım. Ayrıca ayrımcılığı, eşitsizlikler, yakalanan şanslar ve doğuştan gelen ayrıcalıklar hakkındaki düşüncelerimi, duygularımı da ekledim”.

To Kill a Mockingbird’de (Bülbülü Öldürmek/1962) 

Peck, 1948’de politikada hiç şanslı görünmeyen Harry Truman’ı destekleme kampanyasına katılmıştı. Demokrat partinin yanında olduğunu her zaman açıkça ortaya koymuş, Vietnam savaşıyla ilgili eleştirilerini açıkça göstererek The Trial of the Catonsville Nine’ın (1972) yapımcılığını üstlenmişti. Aktörün ırkçılığa, kaba kuvvete, şiddete bakışı oynadığı filmlerde de görülür. Gentleman’s Agreement’ta (Namus Sözü/1948) kendini Yahudi olarak tanıtan ve Yahudi düşmanlığını eleştiren bir gazeteciyi canlandırmıştı.

Duel in the Sun (Kanlı Aşk/1947) 

5 Nisan 1916’da La Jolla,California’da İrlanda kökenli eczacı bir babayla Missouri’li bir anneden dünyaya gelen Eldred Peck, 6 yaşındayken ebeveynleri ayrılınca yalnız bir çocukluk dönemi geçirdi. Berkeley Üniversitesi’nin İngiliz Dili Bölümü’nde okurken bir rastlantı sonucu üniversitede tiyatro oyunculuğuna başladı. Kampüsün tiyatro yönetmeni Moby Dick oyunu için uzun boylu birini arıyordu. Peck, 1.89’luk boyu ile bu rol için biçilmiş kaftandı. 1939’da diplomasını aldı, Eldred adını ardında bıraktı, Gregory’yi edinerek New York’a geldi. Sanford Meisner ile Martha Graham’den oyunculuk dersleri aldı. 1942’de Broadway’de sahneye çıktı. Peck, MGM’in patron Louis B.Mayer ile Rüzgar Gibi Geçti’nin ünlü yapımcısı David Selznick’in dikkatlerini çekti. Çok değişik roller, ayrı karakterleri başarıyla oynayabilen bir oyuncuydu.

Duel in the Sun (Kanlı Aşk/1947) filminde izleyicinin karşısına bir anti kahraman olarak çıktı. Bu epik westen’de ahlaksız, küstah, şiddet dolu bir katili canlandırdı. Film çok iyi iş yaptı fakat Peck’in beyazperde de canlandırdığı öteki kimliklerin olumlu etkisini kırmaya yetmedi. Ünlü bir edebiyat klasiğinde Moby Dick’teki (1956) Kaptan Ahab’taki yorumu onu unutulmaz kıldı.

Moby Dick (1956)

Filmin yönetmeni John Huston “Peck’in oyunculuğu sinema dünyasında yeterince değerlendirilmedi. İnsanların ona yakıştırdıkları imajdan son derece rahatsızdı. Bu resmi değiştirmek amacıyla Kaptan Ahab’ta olağanüstü sert, güzel bir oyunculuk sergiledi” dedi.

Cape Fear (Korku Burnu/ 1962) 

Antipatik, nefret edilen tiplemelerde de çekinmeden yer aldı. The Boys from Brazil’de (Vahşetin Çocukları/ 1978) eski Nazi Dr. Josef Mengele rolündeydi. Cape Fear’in (Korku Burnu/ 1962) ikinci versiyonunda da (1991) yer alan oyuncu için yönetmen Martin Scorsese “Onun profesyonelliğini, cömertliğini, Davranışlarındaki zarafeti hiçbir zaman unutamam. Gerçek bir beyefendiydi” demişti.

Roman Holiday (Roma Tatili/1953)

Roman Holiday’deki (Roma Tatili/1953) rol arkadaşı Audrey Hepburn Peck’I sorduklarında “O büyük adamların yalınlığına, gerçek insanların büyüklüğüne sahip” demişti. Amerikan Film Enstitüsü’nün kurucularındandı. Hollywood’un 1940-1950’li yıllarının efsane aktörü Gregory Peck ayrıca cesareti, dürüstlüğü, iyilikseverliği, özel yaşamıyla da örnek biri olarak tanındı.