İlişkilerin tavrımızı belirlediği zaman

Çok küçük yaşlardan itibaren aldığımız geri bildirimlerin bir neticesi olarak karşımızdaki insanların bize davranış şekline göre tavırlarımızı belirlemeye başlarız.

18 Ekim 2009 Pazar, 09:24
Abone Ol google-news

Sevilebilir olmak bizi şekillendirir. Önce anne babalarımızın istediği şekli alırız. Onların geri bildirimleri çok açık ve nettir. Sonra öğretmenlerimizin, arkadaşlarımızın, patronumuzun ve dahası eşlerimizin istediği insanlar oluruz.

Başkalarının istediği hayatı yaşarken her şeye sahip olsak bile hayatımızda bir eksiklik olduğunu söyler ancak ne olduğunu bilemeyiz. Art arda gelen bu birikimlerden sonra, içimizdeki güveni ve sevgi duygusunu unuturuz. Unuturuz diyorum çünkü o aslında hep içimizdedir ama unutulmuştur.

Sevgisiz, güvensiz bireylerden oluşan sevgisiz ve güvensiz toplumlar oluştururuz.

Ermenistan ile diyaloglar başladığından beri tüm düşündüklerim bunlar. Mahallemizde, işyerimizde, Ermeni arkadaşlarımızla sorun yokken, biz kendi küçük gruplarımızda güven ve sevgi ortamı oluşturabilmişken toplum bazında neden oluşturamayalım?

Dünyanın her geçen gün şiddete, sevgisizliğe, savaşa olan yakınlığı bizleri daha çok mu mutlu ediyor? Kötü duygular bizleri kirlettikçe daha mı mutlu oluyoruz? Her birimizin temizlenmeye ihtiyacı yok mu? İlk defa geçen gün görüşmeler başladığında içimde bir ışık belirdiğini hissettim.

Doğuda birbirini öldürmek zorunda kalıp insan öldürmenin yarattığı duyguyla hayatını taşımaya çalışan gençler için ilk defa bir umutla doldum. Ki o gençler evlerinden çıkarken belki bir sinek bile öldürmemişlerdi.

Daha yaşanabilir bir dünya için liderlerin önce kendilerini sevmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördüm.

Diyaloğa ve barış ortamlarına hepimizin ihtiyacı var. En azından nötr duygulara. Kin ve öfkeyle dünyanın çekilmez bir yer olduğunu kavrayabilen liderlere ihtiyacımız var. Ve dahası öfkeden uzak toplumlara.

İyi pazarlar.