İonesco’nun notları

Eugène İonesco imzalı Notlar ve Karşı-notlar Hanife Güven çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı (YKY, 2020). Yazarın 1956-1965 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanmış yazıları, söyleşileri, oyunlarını konu alan eleştiri yazılarına yanıtları ve kendi oyunlarıyla ilgili notlarından oluşan değerli bir kaynak.

09 Mart 2021 Salı, 00:02
Abone Ol google-news

‘NOTLAR VE KARŞI-NOTLAR’

İonesco’nun tiyatro anlayışını, edebiyatı ve toplumu kavrayışını, hedefi şaşmış eleştiriye itirazını ve döneminin edebiyat ve kültür ortamını yazarın incelikli biçeminden okuyoruz. Fransız avangardı tartışmaları sürerken iktidar alanları içinde yazarlar, sanatçılar ve eleştirmenleriyle, Fransa’nın 1950’lerin sonundan altmışların ortalarına uzanan entelektüel ve yazınsal iklimine tanıklık eden metinler keyifle okunuyor.

‘SAMİMİ SES YANKILANIR’

Önsöz’de kitabı tanımlarken İonesco’nun içtenliği dikkatimizi çekiyor (tüm yazılarda da sürüyor):

Eleştirilere cevaplar verirken yanlış yaptığını, zaman kaybettiğini, eleştirmen yargıları karşısında oyunlarına aşırı önem verdiğini belirtiyor (s. 7).

Kusurlarının farkına varmış ve kendisinden beklenenler karşısında çelişkilere düştüğünü açık açık dile getiren İonesco’nun oyun yazarlığını aydın kimliğiyle bir arada kendi kaleminden okumak eşsiz bir deneyime dönüşüyor; 19. sayfada belirttiği gibi, sadece tiyatrosunda değil, yazılarında da “samimi ses yankılanıyor”, özellikle de okurda; İonesco’yla eşsiz bir buluşma fırsatı yakalıyoruz.

1963 tarihli “Yazar ve Sorunları”, bir yazar olarak nerede durduğunu ele alan İonesco’yu doğrudan karşımıza getiriyor. “Sorgulamak” için yazan, “soru”ların ardında “meraklı” bir yazar: Soruların yanıtını bulmak değil onun derdi, sorular sormak.

Niçin yazdığını sorgularken aslında entelekt’i, yazar duruşunu, seçimlerini, yazma dürtüsünü yaratma güdüsünü ve varlığını sorguluyor :“Ben varım. Ama bu ‘ben’ kim?” (s.17).

Yapıt ise yaşamın belirsizliğinde yazarın kendi içinde keşfettiği, içten gelen, doğal duyguların alanında can bulur. İşte bu nedenle İonesco didaktik ve angaje tiyatroyu sevmez, tiyatronun kişileri “soru ve yanıtlardır”, cevabı belli sorular değil (s.19). Yazınsal üretimin koşulu samimiyet ve özgünlüktür.

‘YAZMAK EYLEME GEÇMEKTİR’

“Tiyatro Deneyimi” (1958) oyun, temsil, gerçeklik, sahneleme, oyuncu kavramlarını sorunsallaştıran İonesco’nun tiyatroyla buluşmasının hikâyesi. Shakespeare, Pirandello, Ibsen, Oscar Wilde okumalarından, türleri sorgulaya sorgulaya Sandalyeler’e Kel Şarkıcı’ya varma sürecini anlatan yazar, merkeze dili yerleştirerek, basmakalıplara tutsak Söz’ü tiyatronun “çarpıcı öğesi” (s.48) olarak kurguluyor. Eleştirmenlerin tanımlarına ise itirazı var: “avangard” bir etikettir ona göre, gerçeküstücülük gibi (s.53) mesafeli durur. Tanımlamak gerektiğinde de avangard’ı “muhalif olma” ve “kopma” durumu olarak görür (s.58); bu karşı duruş belki de yapıtını en güzel anlatan terim. Kaldı ki sıklıkla tiyatrosunun temelini “insanlık durumu”nun oluşturduğunu vurguluyor.

Eleştirmenleri yani “edebi yargıçları”nı (s.81) ele aldığı bölüm baştan sona uyumsuz tiyatronun bir manifestosu olarak okunuyor. Neden Brecht gibi yazmıyor, konformizme bakışı, küçük burjuva meselesi, soyut insanı değil somut insanı yazmak istemesi ilk akla gelen konular. İonesco eleştirmenleri ahlakçı fanatiklere dönüştükçe uyumsuz tiyatronun yolu derinleşiyor (s.90-91).

‘CİDDİYET ÖLDÜRÜR’

Yazarak ve sorgulayarak bir tiyatro anlayışıyla kodları altüst eden İonesco Kel Şarkıcı’yla “dilin tragedya”’sını yapmak isterken insanları güldürmüş olmasına şaşsa da (s. 94) bir söyleşisinde “mizahın olmadığı yerde insanlık yoktur, toplama kampı vardır” (s.130) diyerek insan olma durumunu dile getirme biçemine dikkatimizi çekiyor. Ciddiyet hapishaneler kurar, sıkar, savaş çıkarır ve öldürür, derken endişe çağında hepimizin en azından tiyatroyla zihinsel açıdan nefes alabileceğimizi hatırlatıyor. Yaratım bu alana hizmet edecekse “tam bir özgürlük” içinde hareket etmelidir (s.134).

Yapıtın ağırlıklı referansları Kel Şarkıcı, Sandalyeler, Gönüllü Katil, Ders, Görev Kurbanları ve Gergedanlar. Türkiye’de çok oynanmış olan Kral Ölüyor’a ait bir şeyler bulamadım. Ama Notlar’ın düşünsel yoğunluğu içinde aklımıza gelen diğer piyesleri rahatlıkla anlamlandırabiliyoruz.

1970’lerin sonunda Zehra İpşiroğlu’nun Uyumsuz Tiyatro kitabı ve Fransız Kültür merkezi sahnesinde Gergedanlar’la tanıştığım İonesco tiyatrosu kolay kolay eskimeyecek. Théâtre de la Huchette’te 1957’den bu yana sahnelenmekte olan Kel Şarkıcı bomboş diyalogları ellilerin dekorunda sunsa da hep güncel.

Paris Kenti Tiyatrosu genel yönetmeni Emmanuel Demarcy-Mota’nın sahnelemesiyle İstanbul’da (İKSV Tiyatro Festivali 2019) izleyiciye ulaşan “İonesco Dosyası”nın (Ionesco Suite) düşündürdüğü gibi daha uzun yıllar küçük burjuva mitosunu, insanın bitmez yalnızlığını, uyumsuzluğunu ve komik trajedisini anlatmayı sürdürecek.

Notlar ve Karşı-notlar edebiyat meraklıları, tiyatro severler, ama özellikle İonesco ve uyumsuz tiyatro meraklıları ve araştırmacıları için önemli bir belge.

Notlar ve Karşı-notlar, Yazılar / Eugene İonesco, / Çeviren: Hanife Güven / YKY / 272 s. / 2020.